home Contact Us

Computer Crime Research Center

You are about to join the

Discussion : EBay encounters more Internet frauds

Discussion is closed !

1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120> 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 > Total 2926 comments



2006-04-20 08:36:36 - Haluk
Nerit, ALLAH(C.C.) RAZI OLSUN


2006-04-20 08:31:32 - Mücahid
Atatürk ten nicin nefret ediyorum:

isklipli Atıf hocayı ipte sallandırdığı için
Ayasofyayı camiyken müze yaptığı için
yahudi föterini zorla müslüman halka giydirdiği için
müslümanın cumasını hıristiyanın pazarına çevirdiği içim
müslüman takvimini kaldurıp hıristiyan takvimi getirdiği için
ömrü şarap masalarında sefahat içinde geçtiği için
binlerce müslümanı istiklal mahkemeleri kararı ile ipte salladırdığı için, nu şarapçı kafir firavuna lanet etmek şarttır.


2006-04-20 07:02:28 - Ozan Babo
ÖBÜR DÜNYA" MASALI !
************************

Nice "şapkalar" giydim, "kelimi" gizlemek için !
Başıma "diken" ektim, "Gül'ümü" gizlemek için !
Bir taşla kaç kuş vurmuş, düzenbaz insanoğlu,
"Öbür dünya"yı bulmuş, ölümü gizlemek için !...
* * *

OZAN BABO


2006-04-20 06:32:14 - nerit3
24. Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın Newyork görüşmeleri sürecinde “yanlış anlaşılır” diye Kıbrıs ziyaretini ertelemesi.
25. Milliyet gazetesinde Ece Temelkuran’ın yazısında;
İncirlik Üssü’ndeki askerlere, üzerleri askeri kamuflaj kaplı inciller dağıtıldığının,
İncil’in içinde (Rambo adında) fotoğrafların yanı sıra;
“İlerleyin Hıristiyan askerleri savaşa yürüyoruz / Önümde İsa’nın haçıyla / İsa, Büyük Efendi (Bush) düşmana karşı yöneltiliyor / Takipçilerinin savaşa gittiğini görerek” dizilerinin yer aldığının,
İncil’e, İsa Aleyhisselamın adı kullanılarak yapılan eklerde net bir biçimde Haçlı Seferlerinin çağrıştırıldığının ve aynı İncil’de Ortadoğu haritasının yer aldığının belirtilmesi.
26. Vatikan ve Kiliseler Birliği adına “Dinlerarası Diyalog” fikrini ortaya atan misyoner teşkilatının lideri Louis Massignon’un Misyonerler Zirvesi’nde yaptığı konuşma;
“Müslümanların herşeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bağlılıkları ve insani duyguları mahvoldu. Onların milli manevi değerlerini Batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyetten uzaklaştırdık. İslamiyeti öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur’an–ı Kerim öğrenmeyi suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu hiçbir şeye tam olarak inanmıyorlar. Ehl–i sünnet itikadı başta gelen düşmanımızdır. Bu itikadı geçmişte sapık inançlara kanalize ettik. Son yıllarda ise Müslüman görünen bazı ilahiyatçılarla 14 asırlık dinlerini, itikatlarını, ibadetlerini tartışır hale getirdik. Derin bir boşluğa düşürdük. Bundan sonra siz misyonerlerin işi daha kolaylaştı. Maaş bağlayarak, vize vaadi, yurt dışında iş imkânı, hatta cinselliği kullanarak Müslümanları Hıristiyan yapınız...”
27. Attila İlhan’ın söyledikleri;
“Türkiye’de medya Türk değil. Batı’nın yararına çalışıp, çökertme planına çanak tutuyor.”
“Türkiye’nin yüzde 10’luk hain kontenjanı var.”
“Bazı aydınlar Batı’nın manevi ajanlarıdır.”
“Batı, televizyonu uyuşturucu gibi kullanıyor. Türkiye’de basın Türk değildir, çünkü Türk basını Türkiye’nin çıkarlarını korumuyor.”
“Şimdi AB denilen olayla aslında, Roma–Germen İmparatorluğu’nu mu hazırlamaya çalışıyorlar tekrar? Bir demir çelik anlaşması yapıldı. Yapanlar iki kişidir, biri Konrad Adenauer’dir, diğeri de Robert Schmann’dir. Biri Fransız Başbakanı’ydı, öteki Alman Başbakanı’ydı. Bunların ikisi de Hıristiyan Demokrat’tı. Ve Vatikan’dan emir alırlardı. Daha başında Hıristiyan Demokrat organizasyonudur. Bizi almaları mümkün değil.”
“Kıbrıs’ta İngiltere’nin üssü var, Türkiye’nin var, onların yok. Onlar da oradan girmek istiyorlar. Ortadoğu ve Avrasya petrolleri meselesini bağlayan bir mesele. Ve bu meselenin üzerinde çok ilginç bir şekilde Avrupa ile Amerika’da ihtilaf ve rekabet halindeler birbirleriyle. Onlar da var o işin içinde. Demokrasiyi tuzak olarak kullanıyor Amerika. Amerika, bütün medyayı ve siyasi partileri ele geçiriyor. Birçok sivil toplum kuruluşlarına imkan sağlıyor ve birçok üniversiteyi destekliyorlar. Demokratik olarak devlet satılıyor. Sadece hukuki değil, cezai olarak da hesap sormak lazım. Çünkü ihanet var ortada. Netice itibariyle memleketine ihanet ediyorsun.”
28. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi’nin,
Avrupa Konseyi’nin Türkiye ile katılım müzakerelerini açmaya karar vermesi durumunda, katılımın bir formaliteden ibaret olmadığı,
Katılımın çok yakın bir gelecekte gerçekleşmeyeceğini,
Ülkenin çok büyük(!) ve nüfusun fazla olduğunu hiç çekinmeden söylemesi.
29. Eric Edelman;
“İslam dünyasında reform, ABD’nin en önemli stratejik girişimidir ve Türkiye’nin başarısı da bunda büyük rol oynayabilir.”


2006-04-20 06:31:06 - nerit
1–AKŞAM DUASI
Abdullah İbni Mes’ud’dan (ra): Resulüllah (as) akşam olunca şu duayı okurdu:
(1817)Bizi ve mevcudatı akşama ulaştıran Allah’a hamdolsun. Mülkün sahibi olan ve övgüye yegane layık, Bir olan ve ortağı olmayan Allah’tan başka ilah yoktur. O her şeye kadirdir. Rabbim! Bu gecede ve sonrasında olacak hayrı Senden istiyorum. Bu gecede ve sonrasında olacak şerden de Sana sığınıyorum. Rabbim! Tembellikten ve yaşlılığın kötülüklerinden Sana sığınırım. Rabbim cehennemin her çeşit azabından ve kabirdeki her çeşit azaptan da Sana sığınırım. }(Müslim, Zikir 75,(2723); Tirmizî, Daavat 13, Ebu Davud, Edeb 110, (5071){
**
2–SABAH DUASI
Abdullah İbnu Gannam el–Beyazî’den (ra): Resulüllah (as) sabah olunca şu duayı okumayı tavsiye ederdi:
Allah’ım! Benimle ya da yaratılmışlardan biri ile sabaha kavuşan her çeşit nimet senindir. Sen eşi olmayan birsin. Ham ve şükür Sanadır. (Ebu Davud, Edeb 110 –5073–)
**
3–YATAĞA GİRİLİRKEN OKUNACAK DUA
Hz. Ali (kerremellahu vechehû) anlatıyor: Resulüllah (as) yatağına girdiği zaman şu duayı okurdu:
1– “Allahım! Kerim olan Zatının ismi için. Eksiklikten münezzeh kelimelerinin ismi için; alınlarından yakaladığın hayvanatın şerrinden sana sığınırım. Allah’ım! Sen borcu gideriri günahı kaldırırsın. Allah’ım! Senin ordun mağlup edilemez. Vaat ettiğine muhalefet edilemez. Servet sahibine serveti fayda vermez, servet sendendir. Allah’ım seni hamdinle tesbih ederim” (Ebu Davud, Edeb 107, (5052)
*
4–Hz. Aişe’nin (r. anha) bildirdiğine göre Resulüllah (as), yatağına girdiğinde “Felek, Nâs ve İhlas Sûrelerini” okur avuçlarına üfler ve ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi” }(Buharî, Fedailü’l Kur’an 14, Tıbb 39, Daavat 12; Müslim, Selam 50,(2192); Muvatta, Ayn 15, (2, 942); Tirmizî, Daavat 21, (3399); Ebu Davud, Tıbb 19, (3902){.
**
5–UYUMA ZORLUĞU ÇEKENİN OKUYACAĞI DUA
Resulüllah, geceleyin uyuyamayan sahabiye yatağına uzanınca şu duayı okumasını tavsiye etti:
“Ey yedi kat semanın ve gölgeledikleri her şeyin, ve ey yerlerin ve taşıdıklarının rabbi olan Allah’ım. Ve ey her çeşit şeytanın ve o şeytanlarca saptırılanların rabbi olan Allah’ım. Bütün bu yaratılmışların her hangi birinden bana gelecek her türlü kötülüğe karşı bana sahip çık ki, hiç biri ne üzerime çullanabilsin ne de bana hücum edebilsin. Senin himaye ettiğin azizdir. Senin övgün yücedir. Senden başka ilah yoktur. İlah sadece sensin” }(Tirmizî, Daavat 96, (3518){
**
6–EVDEV ÇIKARKEN OKUNACAK DUA
Ümmü Selem’den (ra): Resulüllah (as) evinden çıkarken şu duayı okurdu:
“Allah’ın adıyla. Allah’a tevekkül ettim. Ey Allah’ım! Zillete düşmekten, sapıtmaktan, zulme uğramaktan, cehaletten ve hakkımızda cahillik yapılmasından Sana sığınırız” }(Tirmizî, Daavat 35, (3423); Ebu Davud, Edeb 112, (5094); Nesaî, İstiaze 30 (8, 268); İbnu Mace, Dua 18, (3884){
**
7–EVE GİRERKEN OKUNACAK DUA
Ebu Malik el*Eş’arî’den (ra); Resulüllah (as) kişi evine girerken önce şu duayı okusun, sonunda da ev halkına selam versin buyurdu:
“Allah’ın Senden hayırlı girişler hayırlı çıkışlar istiyorum. Allah’ın adıyla girdik, Allah’ın adıyla çıktık. Rabbimiz Allah’a tevekkül ettik” }(Ebu Dâvûd, Edeb 112, (5096{(
***


2006-04-20 06:30:14 - evlat
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson,Amerika’nın Türkiye’den üs talebinde bulunmadığını söyledi. Tabi biz de inandık!
Zaten bu işler hep böyle olur. Amerika gerek birinci gerek ikinci Körfez Savaşında da Türkiye’den herhangi bir talepte bulunmadığını söylemiş, bizim yöneticilerimiz de bu koronun bir parçası olarak “Amerika’ya hiçbir üs, destek, ikmal sahası vermedik” diyerek “halkla dalga geçerken” İncirlikten kalkan ABD uçakları, açıklamaların yapıldığı saatlerde Irak’ı bombalıyordu! Hava sahamız ABD uçaklarınca delik deşik edilmişti.
Oysa gelişmeler, olası bir İran saldırısı öncesi Amerika’nın sadece üs talebinde bulunmadığını, çok daha farklı taleplerle Türkiye’yi ateş hattının tam ortasına ittiğini gösteriyor.

Nitekim “Türkiye’den üs talebimiz yok!” diyen Amerikalı büyükelçi çok değil bir hafta önce şunları söylüyordu: “Karadeniz uluslararası bir su. Bizim de haklarımız var. Biz de bu çerçevede haklarımızdan yararlanmak istiyoruz. Karadeniz’deki istihbarat alışverişini geniş bir alana yaymak istiyoruz” (M. Bayraktar, 08.04.2006, Yeni Mesaj)
Karadeniz’de bilhassa Trabzon’da havaalanını ABD üssüne çevirmek için zemin yoklayan,bu amaçla uzun süredir Trabzon Havaalanı’ndan Afganistan’a malzeme sevkiyatı yaparak “Trabzon’u fiilen bir üs haline getiren ABD”, bununla da yetinmeyip başka manevralar da yapıyor.

Emekli Albay Hüseyin Mümtaz, sık sık “ Trabzon Kaşüstü mevkiinde inşası planlanan 1000 yataklı Sahra Hastanesi’nin hangi amaçla yapıldığını ve bu hastanenin Amerika’nın İran’a olası bir saldırısında rolünün ne olacağını” soruyor.
Ama hiç kimseden cevap gelmiyor. Bütün bunlar olurken bir “gizli üs çalışması” haberi de Hakkari’den geliyor.
Haberi birlikte okuyalım; “Hakkari Yüksekova’da bu günlerde “Amerika’nın İran’ı vurmak için kullanacağı hava üssü mü kuruyor?” soruları yankılanıyor.Yüksekova’nın üzerinde bulunan Aksu ve Akalı köyünde yaşayan köylülerin toprakları “havaalanı yapılacak” diye satın alındı.Ancak bölgede herhangi bir çalışma yok. Son aylarda ABD’li ve İsrailli heyetlerin ovaya gelerek inceleme yapması köylülerde paniğe yol açtı.Üssün kurulması durumunda iki köyün Konya veya Bingöl Ovası’na taşınmasının planlandığı iddia ediliyor.

Köy sakinleri topraklarını havalimanı yapılması için devlete sattıklarını belirterek “Biz ödenen paraları geri vermek istiyoruz. Oyuna getirildik. Topraklarımızı Amerika’ya vermeyeceğiz, diye tepki gösteriyor. (17Nisan 2006,Akşam Gazetesi, Özkan Tamirak’ın haberi)
Haritaya bir bakın Yüksekova neresi diye. İran’a tam sınır bölgesi. Amerika’nın İran’a yapacağı saldırıda en ideal üs merkezi.
Amerikalılar boş durmuyorlar. Bir taraftan Trabzon’da öbür taraftan Yüksekova’da harıl harıl çalışıyorlar.

Çuval dolusu paralarla İran’a sınır bölgemizdeki toprakları alıp üs planlarını devreye koyuyorlar. İsrailli heyetlerle kol kola incelemelerde bulunuyorlar. Bir taraftan ad “bizim üs talebimiz yok!” diye Türk milleti ile alay ediyorlar.
Bütün bunlar AKP döneminde oluyor. Türkiye’yi babalarının çiftliği gibi kullanıyorlar.
Bir gün bir “baba” gelip bunun hesabını sorar elbet; Satanlara da, satın alanlara da...


2006-04-20 06:29:15 -
Soykırım yapılıyor
Kamu–Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen konuyla ilgili basın toplantısından önce, Telafer’de yaşananların gösteren slayt gösterisi yapıldı. Ardından Türk Dayanışma Konseyi Sözcüsü ve Türk Dünyası Kadınları Dostluk ve Dayanışma Konseyi Başkanı Şenol Bal, Türkiye sınırına çok yakın olan Telafer’deki 350 bin Türk’ün ABD askerleri ve onların yerli işbirlikçileri tarafından göçe zorlandığı ve adeta soykırıma tabi tutulduğunu söyledi.

Hedef Türk bırakmamak
“Bölgeyi direnişçilerden temizlemek” iddiasıyla 9 Nisan’da 3. aşaması gerçekleştirilen ABD saldırılarının temel amacının Telafer’i Türksüzleştirmek olduğunu belirten Bal, “Telafer’de yine direnişçileri ele geçirmek bahanesiyle bazı ABD askerleri, Türk kadınlarına tecavüz etmekte, kadın, çocuk yüzlerce masum insanı da öldürmekte hatta ‘ana karnındaki ceninler bile kurşunlanmaktadır. Yiğit Türkmen halkının sert direnişi karşısında çılgına dönen ABD’li askerler Telafer’de vahşi katliamlarını aralıksız sürdürüyor. Sokaklar, oynarken vurulan Türkmen çocuklarının cesetleriyle dolu” dedi.

Silahlar Türkiye üzerinden geçiriliyor
ABD önderliğinde yürütülen bu hain saldırıların maalesef Türkiye üzerinden geçirilen silahlarla ve Türk hükümetinin ve uygar dünyanın gözleri önünde gerçekleştirildiğini anlatan Bal, “Irak’ın bütün bölgelerinde özellikle de Telafer’de yaşanan insanlık dışı olayları şiddetle kınıyoruz. Uygar dünyayı, yaşanan vahşi olaylar karşısında insana yakışır bir tavır almaya ve küresel sömürgecilere ‘dur’ demeye çağırıyoruz. Türk devletinin ve Türk hükümetinin titreyip kendine gelmesini ve Türk’e yakışır bir tarz ve ağırlık içerisinde Telafer’de soykırıma tabi tutulan Türk kardeşlerimize sahip çıkmasını istiyoruz” diye konuştu.

bu akp götveren olmasaydı

ırak bu zülmü görürmüydü!

neimiş efendim , yaptırmazlar , amerika büyük önünde kimse duramaz!! işte hayata böyle bakan insanların namusları olamaz, az gözünü korkut karısını koynuna verir!

apcilerde öyle , adamlara amerikadan geldik , karını istiyoz deyin ,

hemen evlerinin adresini söylerler!

tayyi erdoğan hariç, o karısını satmaz , çünkü karamalis e sözü var!


2006-04-20 06:25:55 - bagimsizteam
Papa’ya gidip demeli ki;
Hocaefendi, 1998 yılında Vatikan’a gidip, o günkü Papa’ya:
“İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret, bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam’ın asırlarla ölçülen yanlış anlaşılmasını silip atacak bir diyalog imkânını bağrına basacaktır…” demişti ya.
Şimdi gelip demelidir ki;
“Geçen bunca sene içinde biz yatarken diyalog dedik yattık, rüyamızda diyalog gördük, uykularımızdan diyalog diyerek uyandık. Fakat ahir zaman peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V)’in daha yaşarken cennetle müjdelenmiş olduğunu anlatamadık mı ki, kendi yayın organınızda Peygamberimizi cehennemde yanarken gösteren karikatürü yayınlıyorsunuz?”

Demek ki diyalog tek taraflı çalışıyormuş
Evet, ey Türk milleti! Gördüğünüz gibi, özellikle malum papa ziyaretinden sonra hızlanan diyalog faaliyetleri, bunca diyalog iftarları, bunca harcamalar, onların hezeyanlarla dolu muharref kitaplarının Kur’an’la karıştırılmasını sağlamışken, bizzat Vatikan’ı Peygamberimize hakaret etmekten vazgeçirememiştir. Demek ki, diyalog misyonu tek taraflı çalışan, batılı Hak seviyesine çıkarmaya çalışan bir misyondur.
Demek ki, eğer İslam yanlış anlaşılmışsa kesinlik suç Müslümanların değildir. Gerçeği anlatmak istemeyen, bağlıların hakikatle tanışmasından korkan kilisenindir suç. Böylesine bağnaz bir kilisenin, bir papalığın ne diyalogundan ne de hiçbir şeyin elbette hiçbir şey hâsıl olmaz, olamaz.

Yapılanların hesabı bir gün mutlaka sorulacak
Vatikan, kendi yayın organlarında Hz. Muhammed (S.A.V)’i cehennemde yanarken gösteren karikatürleri yayınlayabiliyor ve doğacak tepkileri de peşinen aptallık olarak ifade edebiliyorsa;
Diyalog masalı ile geçen yıllara yazık olmuştur.
Bir hayal uğruna harcanan milyon dolarlara yazık olmuştur.
Bir ütopya uğruna iğfal edilen zihinlere yazık olmuştur.
Kilise’ye papa’ya, papaza, haç’a, çan’a meylettirilen gençliğimize yazık olmuştur.
Hocaefendi, Vatikan’a ikinci defa gidip bu edepsizliğin hesabını sorar mı, sorabilir mi bilemem ama Müslüman Türk Milleti ve yerin altındaki şehitlerimiz bu yapılanların hesabını bir gün mutlaka soracaktır.


2006-04-20 06:25:37 - bagimsizteam
Türkiye’ye; “trafik kilitlenir” endişesi ile gelmediğini açıklayan Hocaefendi, herhalde Vatikan hakkında da böyle bir endişe taşımıyordur. İlk ziyaretinin ardından tam sekiz yıl geçmiş, oraları özlemiş de olabilir.
Haberi mutlaka duymuşsunuzdur; Vatikan’a bağlı “Katolik Araştırmaları” adlı aylık dergi, Peygamber Efendimizi cehennemde yanarken gösteren bir karikatür yayınlamış. 17 Nisan 06 tarihli gazetelerin konuya ilgi duyanları, haberi manşetlerinden verdiler.

Haçlı ağzıyla verilen cevap
Derginin genel yayın yönetmeni olan bir gâvur oğlu gâvur; bu karikatürün, İslam dünyasında tepki görmesinden çekinip çekinmediği sorulunca da; “Bu tasviri yayınlamanın, suikastlere sebebiyet vermemesini umuyorum. Eğer böyle bir şey olursa, bu aptalca tavırların perçinlenmesi olur” diye de aptalca ve küstahça ve bir haçlı ağzı ile cevap vermiş.
Bu tescilli gâvur, hem İslam peygamberine hakaret içeren karikatürü yayınlıyor hem de bu edepsizliğe tepki göstermesi muhtemel olan ümmet–i Muhammed’e peşinen aptal diyor. Yani katmerli gâvurluğunu hayâsızca sergiliyor.
Vaziyet, durum böyleyken böyle.

Hocaefendi Vatikan’a gidip sorsun bakalım...
Vatikan’ın yayın organlarından “Katolik Araştırmaları” adlı dergi böyle bir edepsizliği, terbiyesizliği ve küstahlığı yaptı, bunun hesabı elbette sorulmalı. Bu hesabı sormak için bizce en elverişli isim Hocaefendidir.
Lütfen, bir–iki gününü ayırsın ve 1998 yılında gidip çok derin dostluklar tesis ettiği Vatikan’a bir uğrasın. Sekiz sene evvel Papa’nın ziyaretine gidip, “Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için papalık konseyi (PICD) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik” demişti ya. Şimdi de gidip diyecek ki:
“Ne oluyor, ne oluyorsunuz? Diyalog ağacını yanlış mı aşıladık ki, dallarından zakkumlar sarkmaya başladı. Biz, Vatikan’dan döndükten sonra geçen yıllar boyunca, gazetemizde sizleri yazdık, televizyonumuzda sizleri anlattık, haç’ınızı taşıdık taşıttık, çan’ınızı dinledik, dinlettik, din adamlarınızı iftar sofralarında baş konuk yaptık. Bütün bunların karşılığı bu mu olmalıydı?”


2006-04-20 06:25:01 - sonhan
Ne hazin bir tecellidir ki, bölgemizde, yüzyılın başında Osmanlı ve Kuvay–ı Milliye’ye karşı İngilizler ve onların muhipleriyle aynı “ittihad bayrağı” altında saf tutanlar, yüzyılın ortasında Amerika ve onların uzantılarıyla din adına ve siyaset adına kolkola girdiler. Bu sürecin Anadolu coğrafyasındaki en gözde örneği Said Nursî, Hicaz bölgesindeki en tipik mümessilleri ise Cemalettin Efganî, Reşit Rıza ve Muhammed Abduh’tur.
Bölgemizde ve ülkemizde İngiliz ve Amerikan hesapları yerleşik düzene geçip olgunlaştıktan sonra ise “kûşe–i uzlet”lerine çekilerek güya “siyasetten Allah’a sığındı”lar. Böylece topraklarımızda eşkin atan Avrupacı ve Amerikancı politikanın önünün açılması için şakirtlerine bir yandan “siyasetten Allah’a sığınmaları”nı talim ettirdiler, öte yandan etraflarına topladıkları muhiplerini “Müslüman fötrlü” Amerikancı ve AB’ci politikacıların payandası haline dönüştürdüler.

Ellerine risale tutuşturabildikleri bir kısım millet evlatlarını, Osmanlı’ya karşı İngiliz güdümlü “İttihad–ı Muhammediye”den İttihat ve Terakki’ye, oralardan Kuvay–ı Miliye karşıtı derneklere, oralardan Morrison Süleyman’ın AP’sine ve nihayet AB’ci–Amerikancı politikaların üssü halindeki AKP’ye uzanan politik çizgide odakladılar; adeta milli duruş ve milli düşünüşten mahrum bıraktılar.
Bu misyonun mirasçısı durumundaki “diyalogcu nurcular”, bugün, bir yandan güya “siyasetten Allah’a sığınma” şeklindeki aynı klasik yöntemi bayraklaştırırken, diğer yandan da muhiplerini “AB sevdalısı, Amerika’nın stratejik ortakçısı ve IMF taşeronu AKP hükümeti”nin “yegâne payandası” ve destekçisi pozisyonunda tutmaktadırlar.

Bir yandan “Dine ve millete hizmet, particilik ve politika anlamında siyasetten ısrarla uzak durmaya bağlıdır... Aksi, davaya ihanet olur” diye kalem oynatarak Türk evladını “milletinin, devletinin, dininin, vatanının, bayrağının, namusunun, ekonomisinin, medeniyetinin sahibi olmak”tan uzak tutmaya çalışanlar; öte yandan muhiplerine, aynı köşelerinden “Çözüm AKP’de” başlığıyla “apaçık politik yönlendirme” yapmayı ve hatta “Kuvay–ı Milliye çeteciliktir” yaklaşımıyla “milletimizin gönlündeki ecnebîye karşı milli direnci örselemeyi” en stratejik hizmet olarak ortaya koyabilmektedirler.
Bu sebeple, belki en az AB kadar, en az ABD ve IMF kadar, hatta onlardan önce “asıl teşhis edilmesi gereken”ler, bunlardır.

Coğrafyamıza ve ülkemize yönelik, dünün İngilizlerinin sömürge sürecinden bugünün işgalci ABD’sinin BOP sürecine değin oldukça ilginç misyon üstlenen Said Nursi’nin ve yerli mirasçılarının “geçmişten günümüze duruşları”nı, “kendi belgeleri ve kendi bilgi kaynakları” ışığında kısa başlıklar halinde de olsa tahlil edelim dilerseniz.


2006-04-20 06:24:30 - sonhan
COĞRAFYAMIZA YÖNELİK SÖMÜRGE SÜRECİNİN SARIKLI TAŞERONLARI

ABD’nin, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) namına, coğrafyamızdaki 22 ülkenin sınırlarını, dinini, düzenini ve kimyasını değiştireceğini şimdiki Dışişleri Bakanı C.Rice’nin kaleminden ve ağzından duymayan kalmamıştır herhalde... Bölgemizin sağır sultanları bile işitmiştir. BOP’un ne olduğunu ise, “Amerika’nın Irak’ı işgali”yle ve işgalin başkomutanı W. Bush’un “Bu bir Haçlı seferidir” nitelemesiyle herkes kavramıştır. Artık görünen BOP, kılavuz istemiyor çünkü.
ABD, bölgemiz üzerindeki bu “hesaplaşma misyonu”nu yine “halen fiili ortağı” pozisyonundaki İngilizler’den II. Dünya Savaşı’ndan sonra devralmıştır. O sürece kadar coğrafyamız üzerinde, İngilizler cirit atıyor; Osmanlı başta olmak üzere bölgeyi parsellemekle, bölüp parçalamakla İngilizler ilgileniyordu.

Bugün “Bizi kullanın ve bu adamı kullanın, delikten aşağıya doğru süpürmeyin...” cümleleriyle işgalci–sömürgeci Amerika’nın “derin lobi”lerinden bölgeye ve BOP’a ilişkin siyasal, dinsel veya bir başka “taşeronluk” dilenenlerimiz veya ABD’nin “stratejik ortağı” olan yerlilerimiz olduğu gibi... Dün, Osmanlı’nın kurtlar sofrasına konulup parçalandığı 18.–20. yüzyıl sürecinde de sömürgeci İngilizler’in elemanı, taşeronu ve stratejik ortağı olan pek çok yerli ve yabancı hizmetkârlar vardı.
Şefleri değişse de birbirinin devamı olan bu iki Haçlı işgal sürecini ve bu süreçlerin siyasal–sosyal–dinsel “yerli taşeronları”nı, mukayeseli olarak tahlil ve teşhis etmemiz gerekiyor. Aksi halde ülkemizin sürüklendiği “çökertme ve bölünme”nin önünü almamız mümkün olmayacaktır.
BOP’un merkezindeki Türkiye’mize yönelik “içten çökertme ve yerliler eliyle bölüp parçalama” süreci, Irak’ın işgalinde görüldüğü gibi “somut işgal”, elle tutulur bir “vahamet” veya “yakın tehdit” olarak algılanamıyor.

Zira Türkiye’deki BOP süreci, daha çok “bizi kullanın...” teklifleriyle AB ve ABD’nin derin lobilerine kapak atan “kimi yerlilerimiz” eliyle kotarıldığı için, geniş halk kesimi gelişmeleri geç fark edebiliyor. Ancak Türk Milleti, Türk devleti ve mukaddes vatan hususunda birinci derece etki ve yetki sahibi olanların, böyle bir göz yanılgısına, böylesi bir zihin, algı ve basiret karmaşasına düşme lüksü yoktur. Dolayısıyla devlet ve millet olarak, geçmişimizin ve yakın tarihimizin bize sunduğu ışık, ibret ve tecrübeyle bugünümüzü ve geleceğimizi aydınlatıp çok sağlam basarak ve riskleri en aza indirip yürümek zorunluluğumuz vardır.

Bu bağlamda her bir Türk evladı, basiretli “bir devlet adamı” gibi dünü, bugünü ve geleceği tahlil etmek durumundadır.
Bugün herbir Türk evladı milletinin, devletinin, dininin, vatanının, bayrağının, namusunun, ekonomisinin, medeniyetinin sahibi olmak durumundadır.
Bunun adı siyaset ise siyasetçi, bunun tarifi Kuvay–ı Milliye ise Kuvay–ı Milliyeci, bunun tanımı vatanperverlik ise vatanperver olmak mecburiyeti vardır.
Böylesi bir vazife, asla “lüks” değildir, asla “fantezi” değildir; bilakis bir zorunluluktur, bir vatan borcudur, bir namus borcu, bir din borcudur, bir insanlık borcudur.


2006-04-20 06:24:04 - nerit
yazıya bak ,

bu yazı hepinize girsin orospu çocukları

üste bakııııın!!!!!


2006-04-20 06:23:24 - korksusuzlardan
ya apo yu meydanada asalım diyen insanlar var , peki apo insan öldürmüş , sait nursi insanları yoldan çıkarmış, fetoş piçi insanların imanı ile oynayıp onları cehennem kapısına götürmüş!

böyle bir ortamda herşeye rağmen milletin tüm fertlerini seven , onlara dua eden ,hayatta tavizsiz yaşanabilmeyi insanlara öğreten , gösteren ,

milliyetiyle , dini ile , atası osmanlı ile, vatanı ile,

bayrağı ile , gurur duyan ve her an ölecekmiş gibi

yaşayan haydar baş iken !!!!

allah aşkına soruyorum , bu gün ona iftira atanlar acaba kimlere hizmet ediyor

fitne çıkaranlar acaba ne asıllırdır, kimlerdir!1

akıllıca düşünmek lazım!!

bu vatan da okadar müslüman türk varken bir okadarda piç var!

hemen örnek aşağıya yazı yazmış , iftira atmış insanlar, pardon insan değil piçler!!


2006-04-20 06:18:35 - korkusuzlardan
mehmet ibrahimoğlu,

lan inlizajanı götveren, sen ne sikim biliyosunki , bide kulakyan dolma iftira ile bi bok anlatmaya çalışıyon!

lan senin kulağını s,ikerim,

piçe bak ya salak dicem adamın işi fitne yaratmak!


2006-04-20 06:16:00 - nerit
trabzonlu , sen tugaydaysan ben seni dışarıya çağıacakken trabzonlu diye çağırmam tamammamı!

piç desem kesinlikle seni gösterirler! ve yalancının anasını siksinler eğer tugaydayım deyip orda değilsen!

yozgat piçi seni!!!!!!

ne yozgatı ya onlar türk delikanlısıdır, sense rumlaşmışsın baksana!!!


1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120> 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 >
Total 2926 comments

Copyright © 2001-2007 Computer Crime Research Center

CCRC logo
Weekly Newsletter: