You are about to join the
Discussion : EBay encounters more Internet frauds
Discussion is closed !1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645> 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 > Total 2926 comments
2006-02-03 12:32:01 -
işte size tayyibin sattığı türkiye
ADIM ADIM VATAN NASIL SATILDI?
“Tarih, ulusların yükseliş ve çöküşlerinde siyasi, askeri ve toplumsal etkenleri neden olarak göstermektedir.Ben,ekonomik nedenlerin bunlardan önce geldiğine inanmaktayım.Türk tarihi de incelendiğinde, ilerleme ve gerileme dönemlerinde hep ekonominin ön planda olduğu görülür.Bunun için,Türkiye kanı canı pahasına elde ettiği egemenliğini, dünya barışı düzeni içinde yaşatmak istiyorsa, ekonomide her zaman güçlü olmak zorundadır! Çünkü, ekonomik egemenlik olmadan, siyasi egemenlik olmaz.”
GAZİ MUSTAFA KEMAL
(İzmir İktisat Kongresi, 17 Şubat 1923)
SÜMERBANK İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Sümerbank tarihten siliniyor.
Elinde bir şey kalmadığı için
ismini de kaldırıyoruz.”
Kemal Unakıtan - Ampul Hükümet Maliye Bakanı
Milliyet, 28.07.2005
SEKA İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Staratejik yer imiş.Ne stratejisi,
önemli olan müşteri bulmak.
Müşteri gece gelsin,pijamayla
çıkarım karşılarına.Seviyorum bu işleri arkadaş.”
Kemal Unakıtan - Ampul Hükümeti,Maliye Bakanı
Cumhuriyet, 20.09.2003
ŞEKER FABRİKALARI İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Kar edeni de, zarar edeni de satacağız!”
Kemal Unakıtan
Ampul Hükümeti, Maliye Bakanı
Milliyet, 28.07.2005
TEKEL İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Babalar gibi satarız!”
Kemal Unakıtan
Ampul Hükümeti, Maliye Bakanı
Hürriyet, 13.04.2003
PETKİM İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Ülkenin işgal altına girdiğini söylüyorlar.Gelsinler işgal etsinler!”
Kemal Unakıtan
Ampul Hükümeti, Maliye Bakanı
Cumhuriyet,20.09.2003
TÜPRAŞ İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Parayı veren düdüğü çalar.
TÜPRAŞ’ı Ruslara satar mısın,diyorlar.Satarım arkadaş”
Kemal Unakıtan
Ampul Hükümeti, Maliye Bakanı
Cumhuriyet, 20.09.2003
TELEKOM İÇİN SÖYLEDİĞİ
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım,20 bin Dolar veren herkese,TELEKOM’ a ait Bilgileri vereceklerini söyledi.
Burada utanç verici olan, bunu ima etmek için kullandığı cümle:
Binali Yıldırım; “20 bin dolar veren kızımızı görür” diyor.
Kızı gibi gördüğü bir şeyi satmaktan bahsediyor.Bunun ne anlama geldiğini tüm Türkiye biliyor.Binali Yıldırım - Ampul Hükümeti, Ulaştırma Bakanı
Aydınlık, 23.05.2004
LİMANLAR İÇİN SÖYLEDİKLERİ
Ne banka bırakacağız, ne fabrika,
Ne de işletme. Liman da bırakmayacağız.Hepsini satacağız!”
Kemal Unakıtan
Ampul Hükümeti, Maliye Bakanı
Cumhuriyet, 20.09.2003
DAHA NE BEKLİYORSUNUZ?
Köylü efendimizdir dediğimiz birisi vardı
Köylü efendimizdir dediğimiz birisi YOKTUR
Bütün ulusu eğitecek kuruluşlar vardı
Bütün ulusu eğitecek kuruluşlar YOKTUR
Yurdu demir ağlarla ören ülkümüz vardı
Yurdu demir ağlarla ören birisi YOKTUR
Yerli ürünlerle yetinelim istedik vardı
Yerli ürünlerle geçinmeyi amaçlayan birisi YOKTUR
Dil devrimini gerçekleştirmek sevinci vardı
Dil devrimini gerçekleştirmek sevinci YOKTUR
Türkiye Türklerindir'e inan yazarlarımız vardı
Türkiye Türklerindir'e inanan birisi YOKTUR
Türkiye'yi yüzdeyüz özgün kılan yöneticiler vardı
Türkiye'yi yüzdeyüz özgün kılmak isteyen birisi YOKTUR
Ey Türk Gençliği Atatürk diye andığımız yaşama gücümüz vardı
Atatürk diye andığımız yaşama gücümüz VARDIR.
kalinka.com.tr
2006-02-03 11:57:47 -
işte tayyip budur tayyip korkuyor mal varlığını açıklamıyor ve dokunulmazlığını kaldırmıyor tayyipin gücü sadece amerikayı dolandıran cem uzana yetiyor
2006-02-02 20:00:04 -
truck to a stop and turned to the Army channel on the walkie-talkie internet roulette the other side of the room.
2006-01-31 13:29:57 -
meraba
ben lara
amerikan değilim
2006-01-31 11:31:51 -
Anger George Anger online slots How am I gonna get famous if I dont practice.
2006-01-31 01:22:28 -
before -- or would later All the tall trees on campus were much I“C“JWm demo dare datte true story.
2006-01-30 14:40:45 -
GAP Projesi'nin bölge ülkelerinin baskıları nedeniyle Dünya Bankası tarafından finanse edilmeyişi, İsrail'in çeşitli finansman ve teknoloji aktarımı teklifleri ile Türkiye'nin önüne çıkmasını sağladı. İsrail GAP'a ilgisini bölgede arazi alımlarıyla göstermiş, tarımsal işbirliği adı altında birçok İsrailli uzman bölgeyi ziyaret etmişti. Arazi alımları ise hâlâ son hızla devam ediyor ve İsrail'in bu bölgeye yönelik uzun vadeli plânları adım adım ilerliyor. Tarımsal işbirliğinin üzerinde ısrarla duran İsrailli uzmanlar, 90'lı yılların başında Türk Tarim Bakanligi'nda bir "Israil Masasi" olmasi talebinde bile bulunmuşlardı. İsrailliler GAP'la ilgili bütün gelişmelere açık olduklarını 1993 yılında Gaziantep Ticaret Odası'nı ziyaretlerinde de belirtmişlerdi. 20 kişilik İsrailli grup GAP'la ilgili bu ziyaretlerinden çok olumlu sonuçlar aldıklarını da söylemişlerdi. İsrail daha sonra kendi Tarım Bakanlığı'nda GAP'ın ön fizibilite çalışmaları için 300 bin dolar tahsis ettiğini bildirdi. Ayrıca Türkiye'deki devlet çiftliklerinin özelleştirmesi çalışalarında, İsrail Tarım Bakanlığı yine işbirliği önerdi. Milliyet, 13 Haziran 1995 tarihli "GAP'a Uluslararası İlgi Artıyor" başlıklı haberinde İsrail'in GAP'a yaptığı yatırımları konu edinmişti. Bu dönemde İsrailli finans şirketleri GAP'a kredi sağlama yarışına girerken, zirai firmaları bölgede incelemelerde bulunmaya başladılar. Bu dönemden sonra görüşmelerin sayısı hızla arttı. Ağustos 96'da ise İsrail Tarım Bakanlığı GAP bölgesinde arazi alımı için başvuruda bulundu. İsrail'in projeye ortak olabilme çabaları, Türkiye-İsrail ikili görüşmelerinin halen önemli bir gündem maddesini oluşturuyor. İsrail'in eski Ankara Büyükelçisi David Granit de İsrail'in tarımsal işbirliğine hazır olduğunu belirtiyor, İsrail'in sulama ve deniz suyunu kullanılır hale getirme teknolojisindeki üstünlüğü sayesinde "GAP için ideal bir ortak" olabileceğini söylüyor ve ekliyordu: "GAP gibi bilinçli bir bölgesel plânlamayı öngören, yöre halkına refah getirecek bir projeye tam destek veriyoruz." (Amberin Zaman, "Kaçınılmaz Ortaklık", Avrasya Dosyası (İsrail Özel), Cilt 1, Sayı 3, Sonbahar 1994, shf. 130-32.)
İsrail'in bir sonraki Büyükelçisi Zvi Elpeleg de GAP hayranlarındandı. 'İsrail'in suya ihtiyacı olduğunu, Türkiye'nin ise su açısından şanslı bir ülke olduğunu" belirten Elpeleg "gelişmiş bir sulama sisteminin kurulması ve bunun tarımda kullanılması durumunda GAP bölgesinin California olacağını" da öne sürmüştü. (Yeni Yüzyıl, 4 Mart 1996.) Türkiye ziyareti sırasında GAP projesini yerinde gören Cumhurbaşkanı Ezer Weizmann'in da projeye İsrail'in katılımını önermişti. Basındaki haberlere göre, "Fırat Nehri üzerine 21 adet baraj yapımını öngören bu entegre tarım-sanayi projesi, Weizmann'i çok etkilemiş"ti. (Amberin Zaman, "Kaçınılmaz Ortaklık", Avrasya Dosyası (İsrail Özel), Cilt 1, Sayi 3, Sonbahar 1994, shf. 130-32.)
Öte yandan, "Mossad hesabına çalisan iş adamı" olarak tanınan Shaul Eisenberg de GAP'a yatırım yapmaya hazırlanıyordu. Eisenberg'in varlığı ile gündeme gelen "Mossad baglantısı", İsrail'in "tarımsal işbirliği" kavramı ile daha da güçleniyordu. Çünkü "tarımsal işbirliği" görüntüsü, Mossad'ın üçüncü ülkelerle kurduğu baglantıların kamuflâjı olmuştu her zaman. Eski Mossad ajanı Victor Ostrovsky, "Mossad, diğer bütün Afrika ülkelerinde olduğu gibi Güney Afrika'ya da askeri danışmanlar, tarım uzmanları ya da diplomat görüntüsü altında ajanlarını yerleştirdi" diye yazarken buna dikkat çekiyordu. (Victor Ostrovsky & Claire Hoy, By Way of Deception, ss. 150-51.)
2006-01-30 14:40:15 -
FERRUH SEZGİN NE DİYOR?
1994 yılı başında, İsrail Cumhurbaşkanı Weizmann Türkiye'ye geldiğinde, bizim GAP'ı boş yere mi ziyaret etmişti? Hayır... Ülkesinin gelecekteki tarım alanları olarak tasarladıkları yerleri dünya gözüyle şöyle bir görebilmek için güneydoğu illerimize kadar uzanıvermişti. Milli ülküsü olan her devlet gibi İsrail'in politikaları da, resmen telaffuz edilmese bile gayet tabii ki, "sınırların genişletilmesi" üzerine kurulu olacaktır. Ne var ki, İsrail'in, gelişmiş askeri teknolojisi sayesinde siyasi-askeri hedeflerini ele geçirirse dahi, halihazir nüfus azlığı sebebiyle, ulasacağı coğrafyaları sürekli denetimi altinda bulundurabilmesi mümkün görünmüyor.
Sorunun çözümlenmesi teorik yönden kolay: Çare, "20 milyonluk bir İsrail'i gerçeklestirebilmek"; o zaman, bu (optimal miktar kabul edilen) nüfustan çıkacak askeri güç ile "Nil'den Fırat'a büyük ülke"yi baştan sona denetim altına almak kolaylaşacak. Ama, bunun uygulanabilmesi çok zor: Bu kadar nüfusu nasıl besleyecekler?
İsrailliler'in bunun kolayını da buldukları söyleniyor: İddia edilen, 20 milyonluk Yahudi nüfusunun ihtiyaçlarının "Türkiye'nin GAP'ıyla ve Türkiye'nin sularıyla karşılanması"nın planlanmış olduğu. Eh, günahları boyunlarına; ama iddialar doğruysa, komşunun gözü bizim çöplükte demektir.
BAŞBAKANLIK GENELGESİ!
Önümde, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığının 26 Ekim 1994 tarihli bir genelgesi duruyor. Genelgede, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kendisine has yapısı gerekçe gösterilerek, bölgede -aynı yukarıdaki protokoldeki gibi- "toplu çiftlikler"in, "merkezi köyler"in ve "aile işletmeleri"nin kurulmaları öngörülüyor.
Gelin, perde arkasını biraz eşeleyelim: Bunları acaba kimler çalıştıracak; daha doğru bir ifadeyle, bunlar acaba kimlerin nezareti altında çalışacaklar?
Bu sorunun cevabı hazır... 1994 Ekim'inin son haftasında, Kanal-D'deki "azınlıklar" konulu Rüstem Batum Show'da Türkiye Musevi cemaati temsilcisi -yanılmıyorsam, cemaatin önde gelen isimlerinden Nesim Levi- "Türkiye'den İsrail'e göç etmiş Yahudi ailelerinden bir kısmının Türkiye'ye geri dönerek Urfa yöresine yerleşmekte olduklarından" söz etmişti. Bu haber, çok kısa bir süre sonra doğrulandı: GAP bölgesine sistematik biçimde, Yahudi nüfusu yerleştiriliyordu. Ardından, İsrail, elini veren Türkiye'nin kolunu da kapmaya başladı: Osmanlı yönetimi sırasında Filistin'de toprak kiralamak istemelerine benzer biçimde, günümüzde de GAP'ta kendi şirketlerine toprak tahsis edilmesini talep ettiler. Ancak, mevzuata takıldıklarından amaçlarına ulaşamadılar. Bu sefer, kendilerine müzahir olabilecek bazı tanınmış Türk holdinglerini paravan olarak kullanarak, "kiralama" veya "Türk şirketleriyle ortaklıklar kurma" gibi kanuna karşı hile yollarını zorlayarak amaçlarına ulaşmayı denediler. Bunda başarısız olduklarını ileri sürebilmek hayli zor; zira GAP üretime geçtiğinde hangi ülkeye hizmet edeceği daha bugünden tartışma konusu. Kısacası, bütün bunlar havada kalan iddialar değilse, komşunun gözü bizim çöplükte.
Şanlıurfa eski Valisi Şahabettin Harput'un Başbakan Ecevit'in konvoyunu vilayete sokmadığı gibi pek önemli bir gerekçeyle (!) görevden alınış hikayesini hatırlayanlar tebessüm edeceklerdir. GAP bölgesinden toprak alımı konusundaki sözleri onun ipinin çekilmesine ve merkeze kaydırılmasına neden oldu: 27 Eylül 2000 tarihinde medyada yer alan yeni bir demecinde Şahabettin Harput, 'GAP gizli açık ortaklıklarla satılıyor' diyordu. Harput, GAP bölgesindeki toprakların yabancı ülkelere özellikle de İsrail'e satılmasına karşı direndiğini ve 'belli güçlerin' bu yüzden kendisini yerinden ettiklerini belirtiyordu.
Aksiyon dergisinde yayınlanan bir dosyada ise GAP İdaresi, 67 İsrailli firmanın bölgede yatırımcı olarak faaliyet yürüttüklerini belirtiyordu. 67 İsrailli firmanın bölge esrafıyla 'ince ilişkilere' geçerek toprak alımında bulunduğu, konudan MGK'nın rahatsız olduğu kaydediliyordu.
Koç-Ata GAP'ta
Koç Topluluğu ve Ata Şirketler Grubu, Harran Ovası'nda Türkiye'nin en modern süt ve et entegre tesislerini İsrail'li firmalarla 2 yıl süren çalışmalar sonucunda hayata geçirdiler.
Eylül, 2000 bilgilerine göre, İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, GAP kapsamındaki altı baraj ve sulama projesi için açılan ihaleyi İsrailli firmaların kazandigini açıklıyordu. 30 firma arasından seçilen altı İsrailli grubun, değeri 600 ila 800 milyon dolar arasında değişen projelerin inşasına bu yıl sonunda başlayacağı belirtiliyordu. İhaleyi kazanan firmalar arasında, İsrail'de, inşaat ve mühendislik altyapıları alanında isim yapan Ashtrom, Merhav, Soleh Boneh ve Tahal şirketleri bulunuyordu.
GAP İSRAİL'İN KARA SEVDASI
(www.harunyahya.org makaleler bölümünden 'Ehud Barak'ın Sebeb-i Ziyareti "Su" mu, "İhaleler" mi?' makalesinden önemli bölümler:)
2006-01-30 14:38:30 -
"Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Almanya da Berlin-Bağdat demiryolu projesi ile Musul üzerinde tasarruflarda bulunmak istemişti. Bölgede petrol bulunmasından sonra İttihat Terakki Cemiyeti içinde Riza Tevfik ve Dr. Nazım Beyler gibi üyeler ekonomik potansiyeli olan bu bölgeye Musevi göçmenler yerleştirmeyi düşünmüşlerdir. Bu takdirde Filistin'i İmparatorluktan koparmaya azmetmiş Siyonistlerin Osmanlı Musevileri üzerindeki nüfuzu azalmış olacaktı. Çünkü İttihatçılar Musevilere yurt diye Musul'u sunmaktaydılar. Bu alış-verişten Osmanlılar da kârlı olacaktı. İttihatçılar Osmanlı azınlıkları içinde en fazla Musevilerin devlete sadık olduklarını düşünüyorlardı. Musul'a yerleştirilmeleri ile buraya hem ekonomik canlılık getirecek hem de yabanci güçlere bilhassa İngilizlere karşı da bir nevi set oluşturacaklardı."(s.167)
Öke'nin oldukça 'iyi niyetle' aktardıığı bu tarz göç projelerinin uygulanmak istendiği dönemde daha sonra tavizsiz Türkçülüğün ve Kemalizm'in babası olacak olan Yahudi Moiz Kohen (Tekin Alp), İstanbul Yahudilerini temsilen 1909 yılındaki 9. Siyonist Kongresi'nde Osmanlı ülkesine (Filistin ve Güneydoğu Anadolu bölgesine) yönelik göçle ve yapılması gerekenlerle ilgili şöyle konuşuyordu:
'Gerçekten de dağınık bir göç bir çok sakıncaları beraberinde getirebilir; en önemlisi de, anti-Siyonizmin ortaya çıkması olasılığıdır. Eğer gerçekten bu göçü istiyorsak, şimdiye kadar Filistin'de uyguladığımiz kolonileştirme sistemini devam ettirip geliştirebiliriz. Ülkemizde, geniş ve verimli sayısız bölge vardır. Buralarda çevreleri Yahudi köyleriyle çevrili kentler kurulabilir. Böyle bir yerleşim düzeninde anti-Siyonizm yaşam şansı bulamayacaktır, çünkü bu bölgelerde yalnızca Sami ırkından gelenler yaşayacaktır. Dolayısıyla hiç kimse Yahudilerin zenginliğini kıskanamayacağı gibi onların gelişmesinden de zarar görmeyecektir. Aksine onların çalışkanlığına hayran olacaklar ve onları örnek alarak onlardan yararlanmaya çalışacaklardır. İşsiz topraklarda birden bire modern uygarlığın araçlarıyla donatılmış kentlerin ve onun gerektirdiği yaşamın yükselmeye başladığını gören Osmanlı mülkünün dostları, bu çalışkan komşularını kutlayacaklar ve bu yükseliş onlara ilerlemenin hırsını verecek ve yolunu gösterecektir.' (Rifat Bali, Musa'nın evlatları, Cumhuriyetin Yurttaşları, İletişim Yay., İstanbul, 2001, sahife: 73-74)
Yine aynı kitabın 75. sayfasından, Santo Semo adlı bir Bulgar Yahudisi mühendisin 'Mezopotamya' konusunda yaptığı bir konuşmadan Selanikli İttihat ve Terakki yöneticilerinin 'son derece' rahatsız olduğunu öğreniyoruz. Santo Semo, Osmanlı hükümetinin Irak'ta tesis etmeyi planladığı bir sulama projesi için davet edilen İngiliz mühendislik heyetinde yer alıyormuş. (Rifat Bali, Musa'nın evlatları, Cumhuriyetin Yurttaşları, İletişim Yay. 75)
Doç. Dr. Ramazan Özey, Altınoluk dergisinin Ağustos 1997 tarihli sayısındaki yazısında İsrail'in kuruluş felsefesini şu şekilde özetliyordu:
'Filistin'de, toprak satın almak için kurulan bir baska teşkilat ise, 1882'de kurulan PICA'dır. (Palestine Jewish Colonisation Association, Filistin Yahudi Kolonizasyonu Birliği). PICA, Baron Edmond de Rothschild'in ve diğer Yahudi zenginlerinin sağladığı maddi desteklerle, Filistin'de sürekli toprak satın aldı. 1920'ye gelindiğinde, Yahudi örgütlerinin elinde bulunan toprak parçası 65.000 hektarı bulmuştur. Toprak alımı, zor şartlar taşımasına rağmen, o kadar hızlı gerçekleşti ki, 1946'da, Yahudilerin elinde bulunan arazi varlığı 162.486 hektarı bulmuştu. Bu arazilerin tamamına yakını, Filistin topraklarının en verimli bölgelerini ( Esdrelon ovası, Taberiye gölünün kıyıları ve Hayfa çevresi) oluşturuyor ve Filistin Tarım alanlarının % 40'ını teşkil ediyordu. Yani, Yahudi Devleti'nin kurulması, toprak mülkiyeti olarak gerçeklesmiş, sadece resmen tanınması için siyasi zemin gerekiyordu.'
2006-01-30 14:37:28 -
Herzl, 1897 yılında Basel'de yapılan Siyonist Kongre'de; 'Kuzey sınırlarımız Fırat'a kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalı'na (Nil nehri). Sloganımız, David ve Solomon'un Filistini olacaktır' diyordu.
Prof. Dr. Mim Kemal Öke, 'Musul-Kerkük Dosyası' kitabında bugün GAP bölgesi içinde kalan topraklarla ilgili projeyi şu ifadelerle değerlendiriyordu:
"Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Almanya da Berlin-Bağdat demiryolu projesi ile Musul üzerinde tasarruflarda bulunmak istemişti. Bölgede petrol bulunmasından sonra İttihat Terakki Cemiyeti içinde Riza Tevfik ve Dr. Nazım Beyler gibi üyeler ekonomik potansiyeli olan bu bölgeye Musevi göçmenler yerleştirmeyi düşünmüşlerdir. Bu takdirde Filistin'i İmparatorluktan koparmaya azmetmiş Siyonistlerin Osmanlı Musevileri üzerindeki nüfuzu azalmış olacaktı. Çünkü İttihatçılar Musevilere yurt diye Musul'u sunmaktaydılar. Bu alış-verişten Osmanlılar da kârlı olacaktı. İttihatçılar Osmanlı azınlıkları içinde en fazla Musevilerin devlete sadık olduklarını düşünüyorlardı. Musul'a yerleştirilmeleri ile buraya hem ekonomik canlılık getirecek hem de yabanci güçlere bilhassa İngilizlere karşı da bir nevi set oluşturacaklardı."(s.167)
Öke'nin oldukça 'iyi niyetle' aktardıığı bu tarz göç projelerinin uygulanmak istendiği dönemde daha sonra tavizsiz Türkçülüğün ve Kemalizm'in babası olacak olan Yahudi Moiz Kohen (Tekin Alp), İstanbul Yahudilerini temsilen 1909 yılındaki 9. Siyonist Kongresi'nde Osmanlı ülkesine (Filistin ve Güneydoğu Anadolu bölgesine) yönelik göçle ve yapılması gerekenlerle ilgili şöyle konuşuyordu:
'Gerçekten de dağınık bir göç bir çok sakıncaları beraberinde getirebilir; en önemlisi de, anti-Siyonizmin ortaya çıkması olasılığıdır. Eğer gerçekten bu göçü istiyorsak, şimdiye kadar Filistin'de uyguladığımiz kolonileştirme sistemini devam ettirip geliştirebiliriz. Ülkemizde, geniş ve verimli sayısız bölge vardır. Buralarda çevreleri Yahudi köyleriyle çevrili kentler kurulabilir. Böyle bir yerleşim düzeninde anti-Siyonizm yaşam şansı bulamayacaktır, çünkü bu bölgelerde yalnızca Sami ırkından gelenler yaşayacaktır. Dolayısıyla hiç kimse Yahudilerin zenginliğini kıskanamayacağı gibi onların gelişmesinden de zarar görmeyecektir. Aksine onların çalışkanlığına hayran olacaklar ve onları örnek alarak onlardan yararlanmaya çalışacaklardır. İşsiz topraklarda birden bire modern uygarlığın araçlarıyla donatılmış kentlerin ve onun gerektirdiği yaşamın yükselmeye başladığını gören Osmanlı mülkünün dostları, bu çalışkan komşularını kutlayacaklar ve bu yükseliş onlara ilerlemenin hırsını verecek ve yolunu gösterecektir.' (Rifat Bali, Musa'nın evlatları, Cumhuriyetin Yurttaşları, İletişim Yay., İstanbul, 2001, sahife: 73-74)
Yine aynı kitabın 75. sayfasından, Santo Semo adlı bir Bulgar Yahudisi mühendisin 'Mezopotamya' konusunda yaptığı bir konuşmadan Selanikli İttihat ve Terakki yöneticilerinin 'son derece' rahatsız olduğunu öğreniyoruz. Santo Semo, Osmanlı hükümetinin Irak'ta tesis etmeyi planladığı bir sulama projesi için davet edilen İngiliz mühendislik heyetinde yer alıyormuş. (Rifat Bali, Musa'nın evlatları, Cumhuriyetin Yurttaşları, İletişim Yay. 75)
Doç. Dr. Ramazan Özey, Altınoluk dergisinin Ağustos 1997 tarihli sayısındaki yazısında İsrail'in kuruluş felsefesini şu şekilde özetliyordu:
2006-01-30 14:37:09 -
İsrail GAP'ı gapıyor mu?
Mustafa Aydın
GAP'TA AKBABALAR UÇUŞUYOR
Yahudilerin arz-i mev'hum (ya da onların deyişiyle 'arz-ı mev'ud) üzerinde devlet kurma çalışmalarını 20. Yüzyılın başlarında hızlandırmaları İngilizler başta olmak üzere büyük devletlerin himayesinde olmuştur. Bu hedefin tahakkuku için Siyonist teşkilatlar kurup zengin gelir kaynakları temin ettiler. Siyonist hareketlerin başına geçen Theodor Herzl, Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulması için çalışıyordu. Yahudiler, 1870 senesinden itibaren Filistin toprakları üzerinde ziraî yerleşme merkezleri oluşturmaya başladılar. Daha çabuk ve kesin bir yerleşme yapabilmek için Herzl, Sultan Abdülhamid'le görüştü ve ondan Filistin'de bir cumhuriyet kurmak için izin istedi. Buna karşılık Osmanlı Devletinin bütün borçlarını ödeyeceklerini bildirdi. Bu isteğe karşı Abdülhamid Han, tarihe altın harflerle geçecek şu cevabı verdi: "Ben, bir karış dahî olsa toprak satmam. Zîra bu vatan bana değil, milletime âittir. Milletim bu devleti kanlarını dökerek kazanmış ve yine kanıyla mahsuldâr kılmıştır!"
Herzl, Osmanlı'nin sözde dostu Alman İmparatoru Kaiser 2. Wilhelm'den de özel olarak destek görmüştür. Kaiser, Herzl'e 'Büyük müttefikim Sultan Abdülhamid Han'ın Filistin üzerindeki hükümranlik hakkına riayet etmeniz şartıyla benim yardımlarıma güvenebilirsiniz' demiştir. (Bkz. N.N.Tepedelenlioglu, 'Ilan-i Hürriyet ve 2.Abdülhamid Han, s. 57, 1960, Yeni Çigir Kitabevi). Ne hikmetse, Alman subaylar da benzer bir şekilde düşünüyor olmalılar ki, Osmanlı subaylarıyla güya omuz omuza İngilizlere karşı Filistin'de 'savaşırken', General Allenby'nin Kudüs'ü 'fethettiği' haberi geldiğinde sevinmişlerdir.
2. Abdülhamid'in, başkâtip Tahsin Paşa'ya Theodor Herzl'i savuşturduktan sonra söylediği, 'Göreceksin, beni bu adam devirecek, eğer o deviremezse beni kimse deviremez!' sözleri çok geçmeden İttihatçılar ve Emmanuel Karaso eliyle gerçekleşirilmiştir.
Kurulan İttihatçi hükümet, azınlıkların da toprak satın alabileceğine dair kanun çikarttı. Yahudiler geniş topraklar alarak üzerlerine tapuladılar. Sultan Abdülhamid Han'ın şahsi arazisi gizli bir intikam duygusu ile ihaneten ve kelepir fiyatına Yahudilere satıldı.
2006-01-30 14:34:15 -
KÜRT-İSRAİL İŞBİRLİĞİ
Sevgili Serdar Kuru ilginç bir mail göndermiş siz değerli okuyucularında ilgisini çekeceğini düşündüm.
"İsrail’de Bulunan İsrail Kürt Dostluk Derneği ve ona bağlı olarak çalışan Kürt Kültür Merkezi, İsrail’in Ortadoğu’yu Kürtler vasıtası ile paramparça etmek ve kendine tehdit olabilecek büyüklükte hiç bir devlet bırakmamak politikasının kesin kanıtı.1993 senesinde kurulan IKFL denen bu derneğin kurucusu ve başkanı Moti Zaken adından biri. Babası tarafından Zaho’lu, Anne tarafından Yahudi. Kısacası bir Yahudi Kürt.
Aslında Kürt Yahudi’lerinin varlığı uzun süredir tartışma konusu. İsrail bir süredir bölge Kürtleri içinde asimilasyona uğramış Kürtçe konuşan ama Yahudi kalan ırkdaşlarını aramakta. Kudüs’teki İbrani Üniversitesinde bir Kürt tarihi araştırmaları bölümü bulunmakta ve Moti Zakende burada dersler veriyor.
Moti Zaken aslında İsrail doğumlu değil daha önceLondra’da yaşayan bir gazeteciydi. en büyük uzmanlığı dayalan haber fabrikatörlüğü idi. Kürt Derneğinin İsrail’de açılmasından biraz önce Moti Zaken İsrail’e göç etti ve Jerusalem Post Gazetesinde çalışmaya başladı.
MOSSAD ajanı olan Zaken İsrail’in kuracağı Kürt derneği için biçilmiş kaftandı. Çünkü bir Yahudi Kürt’tü.Kısa sürede teşkilatlanan dernek daha sonra Avrupa ve Amerika’da da faaliyetlere başladı. Son olarak Londra Oriental and Asian Studies okulunda verilen bir konferansta söz alan Moti Zaken şu ilginç sözleri ağzından kaçırdı. “Öyle öngörüyorum ki, gelecekte Ermenistan, Kürdistan ve İsrail arasındaki ilişkilerin özel bir stratejikönemi olacak.”
Adam daha ne desin?... Biz ise hala dostlarımız Yahudiler ve Kardeş demokrasi ülkesi İsrail politikalarımızı aptalca ve körce sürdürmeye devam edelim. Bu arada söylediklerimi gözleriyle görmek isteyenlere işte İsrail Kürt Dostluk derneğinin web sitesi. Açın bakın ve ibretle düşünün...
Türkiye, İsrail’i Kuzey Irak’tan toprak aldığı için uyardı. (Not: İsrail’de 150 bin kadar Kürt kökenli Yahudi yaşıyor. Keza, Kuzey Irak’taki Kürtler arasında da Yahudiler var.) Türkiye ile İsrail ilişkileri, İsrail’in Irak ile ilgili planları nedeni ile biraz soğudu. (Gariptir, Türkiye, İsrail Güneydoğu Anadolu’dan toprak alınca bu kadar fazla rahatsız olmamıştı, olmuyor.)
2006-01-30 14:32:21 -
Orta Doğu'da İsrail dışında hiçbir ülke tarafından istenmeyen sonuçları olacak. Kuzey Irak'ta hali hazirda mevcut de facto Kürt siyasi oluşumunun bağımsız bir devlete dönüşmesi çok büyük bir olasılık. Türkiye, İran ve Suriye'nin güvenliklerini tehdit edecek böyle bir gelişme İsrail'in elde edecegi en büyük kazanç olacak ve Kuzey Irak'ta kurulacak ve doğal olarak bütün komşularıyla problemli bağımsız bir Kürt devleti İsrail'in en önemli sıçrama taşı haline gelecektir.
İsrail ve Amerikalı yahudiler Irak ve Türkiye'deki Kürt sorunuyla çok yakından ilgililer. Bunun bir nedeni Kuzey Irak'ta yaşayan ve büyük bir bölümü İsrail'e göç etmiş bulunan Kürt Yahudileri. İsrail Kuzey Irak'ta oluşacak bir devlet içinde Kürt Yahudilerinin haklarını garanti etmek ve onlara ağırlık kazandırmak için çalışıyor. Diğer taraftan Yahudi kamuoyunu Kürtler lehinde etkilemek için Kürtlerin yahudi ırkıyla akrabalığına dair iddialar ortaya atılıyor. Anlaşılan o ki İsrailliler Kürtlerin yasadigi bolgeye 723 (MO) yılında sürgüne gönderilen yahudi kabilelerinden geldiklerine inandıkları Yahudi Kürtler üzerinden Kuzey Irak'ta kendisine bir nüfuz alanı açmak arzusunda. Önemli bir kısmı 1950'lerden itibaren İsrail'e göçetmiş durumda bulunan yahudi Kürtler İsrail içinde örgütlüler ve yahudi toplumuna tam olarak uyum sağlamış durumdalar. Halen İsrail'de 150,000 civarında Kürt kökenli yahudi bulunuyor. Jerusalem Post'un tabiriyle, "Yahudi Kürtler Müslüman Kürtlerden daha çok diğer Yahudilere kendilerini yakın hissediyorlar."(1) Halen İsrail devlet yapısı içinde bu gruba mensup cok sayıda kişi var. Örneğin Netanyahu döneminde 1996-1999 yılları arasında İsrail savunma bakanlığı görevinde bulunan emekli general Yitzhak Mordechai Irak kökenli bir yahudi Kürt. Mordechai özellikle Seferdi yahudileri arasında giderek artan karizmasından korkan Netanyahu tarafından görevinden alınmış, daha sonra 1999 seçimlerinde Merkez Partisi'nden başbakan adayı olmuştu (2). Bilindiği gibi, İsrail'de siyasi yapı Avrupa ve Rusya kökenli Eşkenazi yahudilerinin kontrolünde bulunuyor.
Kevin Brook'un internetteki yazısında bildirdiği araştırmalar oldukça ilginç. 2001 yılında İsrailli, Alman ve Hintli bilim adamları tarafından gerçekleştirilen bu araştırmalar için yahudi ve müslüman Kürtler, Filistinli Araplar, Seferdi Yahudiler, Eşkenazi Yahudiler, İsrail'in güneyindeki bedevilerden toplam 526 Y-kromozomu örneği toplanmış. Daha sonra buna aralarında Rus, Beyaz Rus, Polonyalı, Berberi, Portekizli, İspanyol, Arap, Ermeni ve Türk deneklerin de yeraldığı 12 halktan 1321 örnek dahil edilmiş. Araştırma sonuçları Seferdi Yahudileriyle Kürtler arasında babadan geçen genetik akrabalık tespit ediyor (3). Brook'un buradan varmak istediği sonuç akademik sınırların biraz dışında tabii: "Bu heyecan verici araştırmalar gösteriyor ki Kürtler ve Yahudiler binlerce yıl öncesinde ortak babadan geliyorlar. Bu durum ümitederiz ki Kürtleri ve Yahudileri birbirlerinin kültürlerini öğrenmeye ve Kuzey Irak'ta son yıllarda sahip oldukları dostluk ilişkilerini sürdürmeye teşvik eder." (4)
Diğer taraftan Amerika'da ve İsrail'de Kürt sorunuyla ilgilenen teşkilatlar son yıllarda coğalmaya başladı. Bunlardan biri olan Israeli Kurdish Friendship League'in websayfası tarafından verilen bilgiye göre, bugün İsrail'de 150,000 yahudi Kürt yaşamakta (5). Ayni siteden ulasilan Moti Zaken'in ilk defa 1991 tarihinde yayinlanmis olan "İsrail'deki Kürt Yahudileri" başlıklı makalesi oldukça ilginç bilgilerle dolu. Burada Zaken ilginc bilgiler aktarıyor: Orta Doğu'nun yegane nükleer gücü olan İsrail'in, Irak'ın imha edilmesinden ve Irak parçalanarak Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulmasından büyük keyif alacağı ortada. Bundan dolayı Amerika'daki Yahudi lobisi Irak'a karşı saldırıyı büyük bir heyecanla destekliyor. Amerika'nın izlediği Orta Doğu politikalarının made-in-Israel olmasa bile, made-for-Israel (İsrail için yapılmış) olduğu ortada.
2006-01-30 14:30:04 -
İşte Kuzey Irak’ta oluşturulan Kürt Devleti, İsrail’e müttefik oluşturmaktadır. Zaten cetvelle çizilen bölge şimdi de etnik, dini ve mezhepsel yapılara göre parçalanarak İsrail’in varoluş stratejisine göre tekrar düzenlenecektir. Su ve tarım havzası bakımından fakir olan bölgeyi besleyecek su kaynakları olan, verimli tarım havzaları lazım. Bu nedenle Güneydoğumuzda gelişen ve değişen olgulara dikkat etmek zorundayız.
Biyolojik ırkçılık israil ve kürtler elele
NOT:Burada Bir şeyi belirtmek istiyorum israil ve yahudiler kürtleri kullanarak türkiyenin doğu ve güneydoğusuna sahip olma emelindeler ve şimdilerde bir kürt yahudisi modası çıktı bunun altında yatan neden bak biz yahudiyiz oralar bizimdir bu çok sinsi bir oyundur.İşte Deliller.
Türkiye Cumhuriyeti kurumlarını yönetiminde bulunanlar ve Ortadoğu'da ABD-İsrail işgalini kitle desteği örgütleyen ABD-İngiliz-Alman vakıflarının para desteğiyle ülkemizi kimlik tartışmalarına çeken "sivil" şebeke ne denli ayırdında bilinmez ama İsrail devleti Irak'ta yandaşlarıyla akrabalığını ilan etti bile.
Yahudi-Kürt Dostluk Ligi adıyla kurulan örgüt bu işi o kerteye vardırdı ki, Yahudilerle Kürtler arasındaki DNA bağlarının bulunduğunu bile yaymaya başladılar.*
Türkiye'dekiler de anlasınlar ki, boşuna yayınlanmadı Yahudi Kürtler kitapları, boşuna yayınlanmadı "Sabetay" kitapları! Boşuna değildir, eyaletleşme ya da Kamu Yönetimi adı altında "yerel yönetim" federasyonları kurulması!
..................
2006-01-30 14:28:46 -
İSRAİL'E DİKKAT
İsrail 1948 yılından beri atıl durumdaki Musul-Hayfa petrol boru hattı projesini yeniden hayata geçirmek için girişimlerini başlattı. Sorun şu ki, petrol boru hattının bir bölümü Suriye topraklarından geçiyor. Anlayacağınız üzere bu nedenle Suriye'nin de özgürleştirilmesi gerekiyor. Bütün bunların olabilirliği uluslararası kamuoyunun ve bölgedeki siyasi aktörlerin vereceği tepkiye bağlı.
Şimdi gelelim işin daha ilginç bir boyutuna. Emniyet güçleri 21 Mart tarihinde Hatay'dan Şırnak'a gizlice geçirilmek istenen 11.000 adet Tevrat'ı ele geçirdi. Aynı şekilde Emniyet güçleri tarafından 15 Mart tarihinde de çok sayıda Tevrat'ın Silopi üzerinden Irak'a geçirilmek istenirken ele geçirildiği bildirildi. Yaron Malul ve Daniel Sadduci isimli MOSSAD ajanı oldukları iddia edilen iki şahıs, Tevratların Kuzey Irak'a geçirilmesi işini yürütüyorlar. Şimdi sıkı durun, Türkiye'deki derin değil sığ devleti bir kenara koyalım, bakalım İsrail derin devleti nasıl çalışıyor, ulusal çıkarları için nasıl politikalar üretiyor. İsrail öteden beri Irak konusu ve Irak'lı Kürtler ile çok ilgili. İsrail devleti Irak'ta çok sayıda Yahudi Kürt (?) yaşadığını ve bunların yeniden yapılanan Irak'ın siyasi yönetiminde güçlü bir şekilde söz alması gerektiğini söylüyor. Merkezi Amerika'da bulunan İsrail-Kürt Dostluk Derneği'ne (http://www.israel-kurd.org) göre İsrail'de 150.000 kadar Yahudi Kürt yaşıyor. İsrail derin devleti bu tezini bilimsel olarak da desteklemeye çalışıyor. Genetic between Kurds and Jews (Kürtler ve yahudiler arasındaki genetik bağlar) isimli makalede Yahudilere en yakın kan bağının Kürtlere ait olduğu, Kürtler ve Yahudilerin aynı ortak babadan meydana geldikleri belirtiliyor. Bu makaleler Amerika'nın en saygın bilimsel dergilerinde yer alıyor ve dünya basınında da geniş yer buluyor.
Yahudi lobileri, bilim adamları, siyasetçileri bilinçli politikalar ile Kuzey Irak'ta bir Yahudi ulusu oluşturmaya çalışıyorlar ve bunun üzerinden bölge ile ilgili talepler geliştiriyorlar. Baskın tek merkezden yönetilen bu bilinçli politika nasıl da saat gibi işliyor. 2 Şubat 2003'te, pazar günü, Amerikan Hükümeti'nin sesi Washington Post gazetesinde Loolwa Khazzoom isimli Amerikan Yahudisi bir hanım kızımızın yazısı yayınlanır.(http://www.washingtonpost.com/ac2/wp-dyn/A8824-2003Jan31?language=printer) Bu yazıda aynen şöyle demektedir: "Hiçbir zaman Irak'ta bulunmadım, fakat Irak dialektiği ile şarkı söylüyor, dua ediyorum. Yahudi bayramlarında Irak geleneklerini takip ediyorum. Yahudiler söz konusu olduğunda Polonya'yı, Almanya'yı düşünüyorlar, ama ilk Yahudiler bu gün Irak toprağı olarak kabul ettiğimiz Mezopotamya'dan geldiler. Atalarım 1950'ye kadar 2500 yıl boyunca bölgede yaşadılar, daha sonra modern Irak hükümeti yahudileri göçe zorladı..." Loolwa'nın derdini siz de anladınız değil mi?..Tevrat'ta İsrail için vaadedilmiş toprakların şu anda İsrail devleti'nin konuşlandığı topraklar olmadığını, Fırat ve Dicle'nin suladığı bereketli Mezopotamya havzasının olduğunu da belirtmek istiyorum.
İsrail’in Kürt devletine bakışı
İsrailli emekli büyükelçi, Irak’ın parçalanması halinde şu muhtemel senaryolara dikkat çekiyor:
‘‘Bir senaryo, kuzeydeki varlığın İsrail’e dost olmasıdır. Kürtlerin 1960’larda İsrail ile ilişkilerini unutmamak gerekir. Irak’ın ortası ve güneyi ise İsrail’e karşı hasmane bir tutuma gireceklerdir.
Batı, bu durumda Irak’ın kuzeyine, ülkenin diğer bölgelerine kıyasla çok daha yakın duracaktır. Bu noktada, Avrupa’daki Kürtçü faaliyetlerin düzeyi dikkate alınmalıdır. Bu faaliyetler, Avrupa’nın Kuzey Irak’la ilişkisini kuvvetlendirecektir.
Sonuçta Irak’ın dağıldığı bir senaryoda, kuzeyde şekillenecek kimliğe yardımcı olacak uluslararası güçler çıkacaktır.’’
1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645> 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 >
Total 2926 comments
