home Contact Us

Computer Crime Research Center

You are about to join the

Discussion : EBay encounters more Internet frauds

Discussion is closed !

1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390> 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 > Total 2926 comments



2006-03-31 13:14:31 - ERBAKAN VE CILLER
Yılmaz’ın kasetinin yankıları eşliğinde, 31 Mayıs günü MGK’nın kuruluşunun 64’üncü yıldönümü nedeniyle bir tören düzenlenir. Törenin başlıca konusu irtica ile mücadeledir. Törende konuşan Genel Sekreter Orgeneral İlhan Kılıç, bütün İslam alemi içerisinde akıl, bilim ve çağdaşlaşmayı esas alarak hukuk düzenini ve eğitim sistemini çağın gereklerine uygun duruma getirmiş, devleti laikleştirme başarısı gösterebilmiş yegane ülkenin Türkiye olduğunu belirtir. Orgeneral Kılıç, “Herkes bilmelidir ki, Atatürk’ün kurduğu modern ve laik Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin nitelikleri değişmeyecek ve değiştirilmeyecektir” diye konuşur.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise konuşmasında “seçilmişler ve atanmışlar” tartışmasına parmak basarak, son günlerde “kimin altında,
kimin üstünde olduğu tartışmalarının yapıldığı MGK’nın hiçbir esrarengiz yanı bulunmadığını, ülkenin güvenlik meselelerini çok iyi takip eden son
derece önemli bir anayasal kuruluş” olduğunu ifade eder.

Orgeneral Kılıç’ın değindiği görüş ve değerlendirmelerin tümüne katıldığını söyleyen Başbakan Erbakan ise konuşmasında gerilimi yumuşatmaya yönelik olarak “MGK Genel Sekreterliği’nde üretilen her türlü belge ve rapor; titiz, kapsamlı, akılcı, verimli ve kaliteli olmuştur…
MGK ve MGK Sekreteryası, Atatürk ve Cumhuriyetin bir kurumudur. Bu büyük bir iftihar vesilesidir” diye konuşur.

Törenin ardından gerçekleştirilen MGK toplantısı, son üç ayın en gergin anlarına sahne olur. Toplantıda asker, Erbakan’a “Sultanahmet’teki mitingin halkla orduyu karşı karşıya getirme provası” olduğunu ifade eder. 28 Şubat Kararları’nın uygulanması konusunda “bir arpa boyu yol alınamadığını” belirten komutanlar, irticai faaliyetlerin önlenmesi ve laik demokratik cumhuriyetin üzerindeki tehditlerin bertaraf edilmesi konusundaki kararlılığını sert bir dille belirtirler.


2006-03-31 13:12:48 - ERBAKAN VE CILLER
Bu arada Silahlı Kuvvetler, “ordu içindeki rejim karşıtlarını belirlemek için” özel birimler oluşturur. Bu birimler tarafından durumları kuşkulu subay ve astsubaylar hakkında “Personel Durum Takip Çizelgesi” hazırlanır. Çizelgede, personelin “giyimkuşam tarzı”, “sosyal faaliyetleri” ile “propaganda faaliyetleri” yakından izlenir (30).
Hazırlıklar tamamlandığında takvim, 26 Mayıs’ı göstermektedir.

Yüksek Askeri Şura bu kez olağanüstü toplanır. Genellikle yılda iki kez, Ağustos ve Kasım aylarında toplanan YAŞ’nın Mayıs ayındaki olağanüstü
toplantısının gündeminde yine irticai faaliyetlerle ilişkisi bulunduğu belirtilen subay ve astsubayların dosyaları vardır. Üçü albay olmak üzere, 61 subay ve 100 astsubayın ordudan ilişiğinin kesilmesi istenir. Erbakan, dosyaları “zorluk çıkarmadan” imzalar.

Erbakan’ın Başbakanlık koltuğundan çekilmeye niyetli olmayan tavrı DYP lideri Çiller’i hükümetten çekilme tehdidine zorlar. 28 Mayıs günü toplanan DYP Grubu’nda konuşan Çiller, hükümetin devam etmesinin
mümkün olmadığını açıklar. Öğleden sonra görüştüğü Erbakan’dan “Bu hükümetin devamı yönünde bir sıkıntı yok. Malum çevrelerin oyunudur bu. Biz bu hükümeti 2000 yılına kadar sürdürmek için kurduk. Önümüzdeki yılın Haziran ayında görev sırası size gelecek. Benim ve partimin görüşü budur” yanıtını alır. Bu yanıt üzerine Çiller, Genel İdare Kurulu’nu toplantıya çağırır. Toplantının henüz başında Erbakan,
toplantının durdurulmasını isteyerek görüşme talebinde bulunur. Görüşmeye Genel Başkan Yardımcısı Rıza Akçalı gider. DYP’nin “Başbakanlık Çiller’e devredilmezse hükümetten çekiliyoruz” mesajı
karşısında Erbakan geri adım atarak, prensipte kabul ettikleri yanıtını verir. Erbakan, “Başbakanlık görevinin haziran ayı sonunda Çiller’e devredilmesi”
teklifini kabul ederken, partisi hakkındaki kapatma davası nedeniyle Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik yapılması isteğinde bulunur. İki lider
anlaşınca kriz sona erer.


2006-03-31 13:09:58 - ERBAKAN VE CILLER
DYP içinde artan muhalefete karşı koyamadığını söyleyen Çiller, Erbakan’a “Başbakanlık görevini biz alırsak ülkedeki tansiyon biraz daha düşer. Ekim ayında da erken seçime gideriz” önerisinde bulunur. Ancak Erbakan, böyle bir sıkıntı görmediğini ifade eder.

Muhalefetin gensorusunun reddedilmesinin hemen ardından 21 Mayıs 1997 günü Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, “ülkeyi iç savaşa sürüklediğini” söyleyerek, Türkiye’de ilk kez iktidardaki bir parti için kapatma davası açar. Savaş, RP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurur.

TBMM’de olağanüstü toplanan RP grup toplantısında konuşan Erbakan, partisinin kapatılamayacağını savunarak, “Bu adamın yaptığı görevi suistimal ve suçtur. Bu adam görevini bilmiyor, kime yaranmak
istiyor?” diye Başsavcı Savaş’ı hedef alır.
RP’liler başsavcının iddialarının asılsız olduğunu savunur (Milli Gazete, 22 Mayıs 1997). RP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, davayı “eşi görülmemiş hukuk rezaleti” sözleriyle yorumlar (Milli Gazete, 23 Mayıs 1997). Daha sonra RP lideri Erbakan, partisine karşı kapatma davası açan Savaş hakkında, “parti
tüzel kişiliğine ve şahsına hakaret ettiği” gerekçesiyle 20 milyar liralık tazminat davası açar.


2006-03-31 13:08:34 - ERBAKAN VE CILLER
Erbakan’ın hac ziyareti sırasında bayramın ilk günü Erzurum Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Osman Özbek’in sözleri siyaset gündeminin ilk sırasına oturur. Askerin RP’ye ve Erbakan’a tepkisini seslendiren Özbek, kararlı bir biçimde şunları söyler:
“Ama sen kalkıp da, ‘Hayır efendim, ben bu devleti yıkacağım, ben demokrasi tanımam, ben laiklik tanımam’ dersen o zaman olmuyor ve ben
dediğimi yapacağım. Yap da görelim o zaman. Hazır Cumhuriyete gel kon. Kalk de ki, ben bu düzeni değiştireceğim. Değiştiremezsin. Atatürk ve
arkadaşlarına, dedelerimize kalkıp sor. Sana tükürürler. Belki de şimdi kemikleri sızlıyordur. Demokrasiden istifade ederek, baskıcı, dayatmacı,
yerine göre Cezayir’deki gibi keserek iktidar olmaya çalışıyor. Silahlı Kuvvetler demokrasi ve Türk halkının emrindedir… Şu anda bir büyüğümüz orada, torunlarıyla beraber misafir. Türkiye’den gelenlerin eline Mekke’de bir broşür veriyorlar. Diyor ki, bir ülkede şeriat yasaları dışında
bir başka kanun varsa dinden çıkmış olursun. Vay vay. Kim sana bunları söylüyor. Arap gibi olacaksın. Arabistan gibi olacaksın. Ulan pezevenk,
dinde krallık var mı? Bana söyleyin. Adam olan gidip krala misafir olmaz. Kusura bakmayın, adam olan sülalesini oraya devletin bilmem nesini
kiralayıp da misafir götürmez. Ben bunu kabul etmiyorum. Başbakan değil bilmem ne bakanı olursa olsun. 13 sene PKK ile mücadele etmişsem,
bunlarla da mücadele edeceğim.”

Özbek’in sözlerine RP kulislerinden tepkiler yükselir. Adalet Bakanı Şevket Kazan, Her kurumun başındakilerin, çizgi dışına çıkanlardan hesap
sorması gerekir” diyerek, Genelkurmay Başkanlığı’nın soruşturma açmasını bekler. Ancak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Karadayı’nın Brüksel ziyareti sırasında yerine vekalet eden Orgeneral Köksal, “Kimsenin ağzına
fermuar çekecek değiliz” açıklamasında bulunur.


2006-03-31 13:07:41 - ERBAKAN VE CILLER
Kararların imzalanmasının ardından “her MGK kararı uygulanmaz” sözleriyle gündeme gelen Başbakan Erbakan, “MGK her şeyi konuşabilir.
Ama MGK ve ben de dahil hiç kimse ‘şu söyle yapılacak’ diye bir dayatmada bulunamaz… Orada birtakım şeylerin konuşulması, orada her
şeyin aynı şekilde kabul edildiği anlamına gelmez” diye konuşur Erbakan, MGK bildirisine beş gün boyunca imza koymayıp, sonunda direnişinden vazgeçmesinin gerekçesini ise “MGK bildirisini kahraman ordumuza halel gelmesin, millet yanlış değerlendirmesin diye geç imzaladım” diye açıklar.

Erbakan’ın “oyalama taktiği” komutanların dikkatinden kaçmaz. MGK toplantısı öncesinde bir araya
gelen komutanlar, “anti-irtica” kararlarının uygulanmasında sorunlar yaşandığı noktasında görüş birliğine varırlar. 18 maddelik kararların her biri için ayrı birer dosya hazırlanmaya başlanır. Yayınlanan “dört yıldızlı yorum” ise MGK kararları uygulanmazsa hükümetin meşruiyetini kaybedeceğini söyler. Aynı günlerde RP’liler ise MGK’nın temel eğitimin sekiz yıla çıkarılmasıyla ilgili kararını kabul etmeyeceğini açıklar (Milli Gazete, 13
Mart 1997). Bakanlar Kurulu, MGK kararlarını görüşür. Kararların kısa, orta ve uzun vadede uygulanması kararı alınır. Erbakan, “Bunların çoğu yürürlükteki yasaların uygulatılmasıdır. Kimse tereddüt etmesin, bu kararların hepsi uygulanacak” açıklamasıyla dikkati çeker. 24 Mart günü Cumhurbaşkanı Demirel’in şu açıklaması gelir: “MGK karar almış, hükümet uygulanacak demiş, bundan sonrası için diyeceğim bir şey olmaz.” Genelkurmay Başkanı Karadayı ise ertesi gün, MGK’nın anayasal bir kurum olduğunu belirterek, “Burada alınan kararlar, herkesin riayet etmesi gereken kararlardır” şeklinde konuşur. Aynı gün Milli Eğitim Bakanlığı, sekiz yıllık eğitime “bu yıl geçilebileceğini” duyurur.

Artan parti içi muhalefetin de baskısıyla Çiller, Erbakan’a karşı daha dik başlı bir politika izlemeye başlar. Ancak 14 Nisan’da il başkanlarını İstanbul’da buluşturan Çiller’in hükümetin devamı yönündeki isteği doğrultusunda bir sonuç bildirgesi açıklanır. Bildirgede MGK, “Anayasal statüsü bulunan güç odağı” olarak tanımlanır. Diğer yandan, toplantıya il başkanlarının yarıya yakınının katılmamış olması ile birlikte görüş ayrılıkları nedeniyle açıklanan
bildirgede il başkanlarının imzası yer almaz.


2006-03-31 12:59:44 - ERBAKAN VE CILLER
Bu arada REFAHYOL Hükümeti’ni zorunlu kılan unsurların başında gelen Çiller hakkındaki dosyalar için geri sayım Kasım ayının sonunda
başlar. RP’nin iddialarıyla TBMM’de kurulan soruşturma komisyonlarında oylama günü gelip çattığında, RP bu kez “hükümetin diyetini ödemeye”
soyunur. Yapılan oylamalarda RP’liler, ellerini Çiller lehine kaldırır. İlk olarak 25 Kasım’da TEDAŞ Komisyonu’nda ve üç gün sonra TOFAŞ Komisyonu’nda yapılan oylamada, yediye karşı sekiz oyla Çiller’in Yüce Divan’da yargılanmasına gerek olmadığına karar verilir. RP, Çiller’in malvarlığını soruşturma komisyonunda da Çiller’i aklar. Ancak asıl “diyet”, Genel Kurul’da yapılacak oylamada ödenecektir.

9-10 Aralık günleri arasında toplanan YAŞ’nın gündeminde ise, 58 subay ve astsubayın, ayrıca disiplinsizlik suçuyla da 11 personelin TSK’dan ihracı
vardır. Erbakan ilk günkü toplantıya katılmasa da, ikinci gün, alınan kararı imzalamak üzere önünde bulur. Toplantıda Erbakan’a verilen
brifingde, dış ve iç tehdit kapsamında irticanın PKK’dan daha öncelikli bir tehlike olduğu ifade edilir. Genelkurmay Başkanı Karadayı, direnir gibi
görülen Erbakan’a “Bu kişiler ordu komutanlarından değil, tarikat ve örgüt liderlerinden emir almaktadırlar” açıklamasını yapar. Erbakan, Şura’daki 12 orgeneral ve iki amiralin kararlı tutumu karşısında
ihraç dosyalarını imzalar.

Yeni Şafak gazetesi “Bunu imzalamayacaktın Hocam!” manşetiyle yayınlanır. Erbakan daha sonra, “MGK’mız ne yaparsa mükemmelini yapar” açıklamasında bulunur. Başbakan ve RP lideri Erbakan YAŞ kararlarını savunmaya başlar . “Bazı çevreler halk ile ordumuzun arasını açmak, karşı karşıya getirmek istiyorlar. Bu yanlış bir davranıştır.
Kahraman ordumuzdan, inancından dolayı kimse atılmamıştır”


2006-03-31 12:57:50 - ERBAKAN VE CILLER
Bu arada “gelişmekte olan ülkeler” ya da “gelişen sekizler” adı verilen ve D-8’ler (Developing-8) olarak nitelendirilen Türkiye, İran, Pakistan,
Malezya, Endonezya, Mısır, Nijerya ve Bangladeş’ten oluşan grubun temeli İstanbul’da Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen zirvede atılır. Medyanın
hükümeti eleştiren kısmının “yoksullar kulübü” adını verdiği zirveye, hükümet yanlısı yayınlar ise büyük önem verir. 22 Ekim günü Milli Gazete, Erbakan’ın “şafak söküyor” sözlerini manşetten yayınlar. Hükümet bu işlerle meşgul iken, İstanbul’un başka bir köşesinde bir başka tartışma yaşanır. Sultanbeyli ilçesinin RP’li Belediye Başkanı’na
rağmen, İstanbul Batı Garnizon Komutanı Tuğgeneral Doğu Silahçıoğlu, ilçe meydanına Atatürk heykeli diktirerek, heykelin bulunduğu caddeye
“Atatürk Bulvarı” adın verdirmiştir. Daha sonraları ise askerlerin baskısından rahatsız olan RP milletvekili Mustafa Kamalak, “Meclis giderek zayıflıyor. Milli Savunma Bakanı Genelkurmay’ın, hükümet Milli Güvenlik Kurulu’nun, Meclis de askerin gölgesi altında” sözleriyle tepkisini dile getirmiştir.

3 Kasım günü toplam seçmenin binde 3’ünü oluşturan 110 bin kişinin katıldığı yerel ara seçim gerçekleştirilir. Seçim sonuçlarına göre RP oyların
yüzde 30,1’ini, DYP yüzde 27,3’ünü MHP yüzde 16,5’ini, ANAP yüzde 9,4’ünü ve CHP yüzde 9’unu alır.
RP, seçim propagandasında “üniversitelerde başörtüsü nedeniyle mağdur olan öğrencilerin mağduriyetlerinin sona ereceği” ve “karayolunun haç için açılacağı” müjdelerini vermiştir. Erbakan, “ilk defa halkın inancının iktidara geldiğini” söylemektedir.
(Not: AcaBA bugün durum ne?! Vaatler nerede gercekler nerede? Hadis-i Serif:
"Aldatan bizden degildir!!!")


2006-03-31 12:55:28 - CILLER VE ERBAKAN
Sonra İsrail’le Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması
imzalanması, gerginliği artıran bir başka gündem konusu olur. Muhalefette iken İsrail ile ilişkilerin koparılacağını açıklayan RP, Şubat ayında imzalanmış olan ilkeler çerçevesinde Ağustos ayında imzalanacak anlaşmaya karşı çıkar. İsrail ile ilişkileri koparma noktasına getiren açıklama Devlet Bakanı Abdullah Gül’den gelir. Gelişmeler üzerine MGK Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılıç, görevi gereği ordunun talep ve
beklentilerini hükümet ortaklarına iletir. Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan ile de görüşen komutanlar, “ülke ve bölgesel çıkarlar açısından
anlaşmanın imzalanmasının olmazsa olmaz bir koşul” olduğunu belirtirler.

Erbakan, yaşanan gelişmeler üzerine İsrail’le imzalanacak askeri anlaşmayı “kabul etmek durumunda” kalır. Anlaşma, MGK toplantısından
bir gün sonra, 28 Ağustos’ta Ankara’da imzalanır.

Yeni yasama yılına hızlı başlamak niyetindeki Erbakan, Mısır, Libya ve Nijerya’yı kapsayan ikinci bir dış gezinin hazırlıklarına Meclis açılmadan
başlar. Erbakan gezide, Libya lideri Kaddafi’den bu ülkede iş yapan Türk müteahhitlerin milyonlarca dolarlık birikmiş alacaklarının ödenmesini
istemeyi planlamaktadır. Ancak gezi planı, hükümetin DYP kanadında çatlağa neden olur. İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Libya’nın PKK’ya destek
verdiğini belirterek, gezi kararnamesini kesinlikle imzalamayacağını açıklar

Diğer yandan resmi görüşmeler için Mısır’dan istenen randevu talebine ancak beş gün sonra olumlu yanıt gelir. Gezi sabahı ziyaretin üç saat ertelendiğine ilişkin haber alınır. Mısır hükümeti, kendisinin terörist ilan ettiği Müslüman Kardeşler Örgütü’nden övgüyle söz eden Erbakan’a tepkilidir. Daha gezinin başında, Mısır’da yapılan karşılama töreninde Türk bayrağı göndere çekilmez ve diplomatik skandallar ve “dış politikada itibar erozyonu” tartışmaların başlıca konusu olur.

Erbakan’ın Mısır’dan sonraki durağı olan Libya’da Kaddafi ile yaptığı görüşme ise skandalların en büyüğüne sahne olur. Uygulanan hava ambargosu nedeniyle Libya’ya Tunus üzerinden karayolu ile gidecek olan Erbakan’ı Tunus hükümeti karşılamaz. Erbakan’ın Tunuslu rejim muhalifi Gannuşi’yi Türkiye’ye davet etmesine ülke yönetimi kızgındır.

gecikmez. 7 Ekim günü CHP, Başbakan Erbakan hakkında hazırladığı
gensoru önergesini TBMM Başkanlığı’na iletir. Ülkü Ocakları Derneği Genel
Başkanı, 200 gençle birlikte Mehter Marşı eşliğinde Libya Büyükelçiliği’ne
giderek siyah çelenk bırakır. Tepkiler karşısında Çiller, Nijerya’ya geçen
Erbakan’ı haberdar bile etmeden Libya Büyükelçisi’ni geçici olarak
Türkiye’ye çağırır.
Bu arada Mısır’ın Ankara Büyükelçisi bir açıklamayla skandallar
zincirine yeni bir halka ekler. Kahire, Erbakan’ın gezisini
resmi bir ziyaret saymadığını açıklar. Bu nedenle de karşılama ve uğurlama
törenlerinde Türk bayrağı çekilmediğini belirtir.


2006-03-31 12:49:29 - ERBAKAN VE CILLER
Erbakan’ın Çiller hakkında söylediklerinden bazıları şöyle sıralanabilir:
“Çiller, gavur aşığıdır, başını eteği ile örtüyor”,
“Çiller Amerikalı ve ABD’den emir alıyor.
Çiller besmeleyi kaldırdı”,
“Çiller hasta, teşhisim histerik”,
“Merih’ten gelen uzay mahluku”,
“Gavurla evlenen geline benziyor.
Kötü, bereketsiz,firavun.”.

Çiller’in Erbakan hakkında söylediklerinde bazıları da şöyle sıralanabilir:
“Erbakan’ın Apo’dan ne farkı var?”,
“Erbakan, Atatürk’ün açtığı yolu kapatıyor. Buna izin vermem.”,
“Erbakan’a karşı göğsümü siper ederim”,
“Erbakan, siyasi tarihin en büyük oportünistidir”,
“Erbakan hükümet için her ödünü verir. Siyaset tarihinin en parlak fırsatçısıdır.
Bunlara inanarak ülkeyi teslim etmek mümkün
değildir.”,
“Refah Partisi ile hükümet kurmak vatana ihanettir.
Sistemin sonu ve Türkiye’nin karanlığa gömülmesidir”,
“Erbakan’la işbirliği yapmak isteyenler, Cumhuriyet’i yıkmak isteyenlerdir.”,
“RP, PKK gibi… Ellerinde harita, Türkiye’yi
bölmüşler.”,
“Refahla koalisyon yapmak Türkiye’ye ihanettir”.

(Not: Demekki benim dediklerim iftira, giybet, yalan degilmis: Tepede dönenlerin izahi, tarifiymis! Bana köpek gibi saldiranlar utansin!!)


2006-03-31 12:47:13 - ERBAKAN VE CILLER
Seçim kampanyası boyunca “din sömürüsü yaptığı ve irtica yanlısı” olmakla suçladığı, “Milliyetsizler, şerefsizler ve bölücüler” diye seslendiği
RP’nin hükümet teklifine Çiller’in yanıtı sonunda “Evet” olur. İki lider iki
yıl Erbakan’ın iki yıl da Çiller’in başbakanlık yapacağı “dönüşümlü başbakanlık” sistemi üzerinde anlaşır ve seçime Çiller’in başbakanlığında
gidilmesi koşuluyla, öncelik Erbakan’a verilir. Erbakan, Başbakan ve Çiller de Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olacaktır. Ayrıca iddialara göre iki lider, Çiller hakkındaki soruşturma önergelerinin TBMM’de reddedilmesi konusunda anlaşmış, koalisyon
protokolü dışında gizli bir protokol üzerinde uzlaşmıştır.

Erbakan’ın 27 yıllık hayali, 29 Haziran 1996 günü başbakanlık koltuğuna oturması ile gerçekleşir. Çiller, “Cumhuriyet düşmanı” olmakla suçladığı ve “Siyasi tarihin en parlak oportünisti” diye tanımladığı RP ile ortaklığını artık “milletin emri” diye nitelendirmektedir.
Oysa ki DYP’liler seçim meydanlarındaki sloganları unutmamıştır. DYP İzmir teşkilatı, Genel Başkan Çiller’e kara çarşaf gönderme kararı alır. Parti genel merkezi protestolar içeren faks ve telefon yağmuruna tutulur.

8 Temmuz 1996 günü güvenoyu alan REFAHYOL Hükümet’ini
değerlendiren DYP’nin önemli isimlerinden Cavit Çağlar, “Siyasetimizi Erbakan aleyhine kurduk, sonra ona teslim olduk. Yalancı duruma düştük” derken, Münif İslamoğlu, “Hükümet dosya pazarlığı üzerine kuruldu” yorumunda bulunur.


2006-03-31 12:43:22 - ERBAKAN VE CILLER
Dört ay sonra hükümeti kurma görevini yeniden alan Erbakan’ın umudu bu kez, dosyalarla zorladığı Çiller’dir. Aslında ANAYOL Hükümet’inin sonunu hazırladığı dönemde, Çiller’i bir başka “zoraki
izdivaç” için ikna etmeye koyulan Erbakan, malvarlıklarının görüşüldüğü 21 Ekim’de Çiller ile ilk uzlaşmaya varmıştır. Çiller ve Erbakan’ın mal varlıklarına yönelik soruşturma önergesi, sağlanan siyasal ateşkes sonunda, yaklaşan 2 Haziran yerel ara seçimlerinden sonra ele alınmak üzere ertelenmiştir. Hükümeti kurma yetkisini eline alan Erbakan
bu ateşkese de güvenerek önce özelleştirme ile ilgili soruşturma önergesinden vazgeçtiğini açıklar. Ardından kendisinin ilk kez gündeme getirdiği ve DSP tarafından Meclis’e sunulan Örtülü Ödenek soruşturma
önergesi için ret oyu kullanır. Erbakan, örtülü ödenek konusunda Çilleri savunarak bunun bir “devlet mahremiyeti” olduğunu ve ısrarları doğru bulmadığını söyler. Erbakan bu sözleriyle, “oportünist siyasetin çarpıcı bir örneğini” verir. RP’nin bu desteği REFAHYOL’a “ilk adımlar” diye yorumlanır.

Çiller’in tek umudunun kendisi olduğunu gösteren Erbakan, 22 Haziran’daki görüşmelerinde şunları söyler: “Siz merak buyurmayın hanımefendi. Biz bu dosyaları sizi mahkum ettirmek için değil, aklanmanıza yardımcı olmak için gündeme getirdik.”


2006-03-31 12:41:58 - ERBAKAN VE CILLER
Çiller ile ilgili yolsuzluk iddialarını “varan 1, varan 2” başlıklarıyla ortaya atarak Meclis’te Çiller’i köşeye sıkıştırmaya çalışan RP, bir diğer yandan da güven oylaması sonuçları için hukuksal inceleme başlatır. Anayasa Mahkemesi, RP’nin “çekimser oyların da ret oyları ile
birlikte sayılması” önerisini değerlendirmeye alır. Bu arada RP, Çiller hakkında 12 ayrı dosya hazırlamıştır. RP’nin Çiller hakkında Meclis’e getirdiği dosyalar arasında en fazla tartışma yaratan TEDAŞ ve TOFAŞ önergeleri olur. Dosyalarda Çiller, dostlarına ihale, kendisine menfaat sağlamakla suçlanır. Özellikle TOFAŞ dosyasında görevini kötüye kullanarak, ihaleye fesat karıştırdığı ve devleti 1 trilyon liradan fazla zarara soktuğu savunulur. Bu gerekçelerle Çiller Yüce Divan’a gönderilirse Türk Ceza Kanunu’nun görevi kötüye kullanmayı içeren 240 ve hükümet ihalelerinde baskı ile sonucu ertelemeyi içeren 366’ıncı maddelerini ihlalden bir yıldan üç yıla kadar hapis istemiyle yargılanacaktır.

Medyada yankı bulan bir başka konu Çiller’in başbakanlıktan ayrılmadan 22 gün önce örtülü ödenekten 500 milyar lira çektiği haberidir.
Hürriyet gazetesinin 11 Mayıs (1996) günü manşetten yayınladığı haberde, Çiller’in Örtülü Ödenek’ten 500 milyar lira çektiğini kanıtlayan belge
yayınlanır. Bu belgenin basına ANAP tarafından sızdırıldığı iddiası, koalisyon ortağı iki lider arasındaki iplerin gerilmesine neden olur. O günlerde “nereye gittiği” tartışma konusu olan paranın 5,5 milyar lirasının daha sonra, kendisini emekli Orgeneral Necdet Öztorun diye tanıtan ve DYP’ye oy vaadinde bulunan Selçuk Parsadan’a ödendiği ve Başbakan Çiller’in dolandırıldığı ortaya çıkacaktır.

Yaşanan kargaşa ortamında ANAYOL Hükümeti’ni Anayasa
Mahkemesi’nin merakla beklenen kararı tartışmalı hale getirir. RP’nin başvurusu üzerine hükümetin aldığı güven oylamasını değerlendiren Mahkeme, “Çekiç Güç’ün görev süresinin” ve “Olağanüstü Hal uygulaması
süresinin uzatılması” oylamalarının geçersiz olduğu kararını 14 Mayıs günü açıklar. Mahkemenin gerekçeli kararı açıklanana kadar Cumhurbaşkanı ve
Başbakan Yılmaz güven oylamasına gerek olmadığını söylerken, diğer partiler “şart” olduğunu ifade ederek tartışmaya katılırlar.

RP, hükümeti düşürmek için gensoru önergesi verir. Aynı gün DYP lideri Çiller, ortağı olduğu koalisyon hükümetinin düşürülmesi için gensoruya destek vereceğini açıklar. Yılmaz ise tek alternatifin seçim
olduğunu savunur.

Anayasa Mahkemesi’nin hükümetin güvenoyu alamadığına ilişkin gerekçeli kararının öğrenilmesinin ardından 6 Haziran’da Yılmaz’ın Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne çıkarak istifasını sunmasıyla Anayol koalisyonu son bulmuştur.


2006-03-31 02:38:37 - N. Fazil
Allah (C.C.) senden razi olsun Recai amca! Bu serefsizlerin maskelerini bir an önce indirelim ki, bir daha dini kullanip cetelesmesinler! Insanlarimizi sömürmesinler! Dinin neyi emredip, emretmedigini milletimize güzel sekilde aciklarsak, bunlar zaten avucunu yalar!

Zaten Allah (C.C.) yolunda oldugunu iddia eden adam, ailece lüks mekanlarda göt göbek büyütmez! Falez otelde tikinarak ümmete örnek olunmaz!
"Komsusu ac iken, tok yatan bizden degildir" diye buyuruyor Resulullah (s.a.v.)! Ayrica: "Kanaat bitmez tükenmez bir hazinedir!"

Ayrica Erbakancilara sormak istiyorum:

- Baskalarina önce "gavur asigi, mason usagi" deyip, sonra ayaklarina gidip köpek gibi iktidar icin yalvarmak, müminlige yoksa münafikliga mi yakinliktir?!

- "Hakk geldi; Batil zail oldu" deyip, ailece habire dünyaliga abanmak müminlige mi, yoksa münafikliga mi yakindir?

- Batil´i lanetleyip, "bizi secmeyenler patates dinindendir deyip", "biz Osmanliyi temsil ediyoruz" deyip, Anitkabirde solugu almak, müminligin mi, yoksa münafikligin mi isaretidir?! Anitkabir neyi temsil ediyor?! Hakki mi yoksa Batil´imi?

- Meydani bos bulunca erkeklik taslayip, karsi taraftan sert bir tepki geldiginde kuyruk sallamak, müminlik alametimidir, yoksa münafiklik mi?

- Millet colugunu cocugunu kucagina alip, "Kuran kurslari kapatilamaz, Burasi Türkiye, Israil degil" diyerek sokaklara dökülürken, cocuklarini 5***** otellerde evlendirip, Londra ya, Dubai ye, balayina göndermek, müminligin mi isaretidir, yoksa münafikligin mi?!


2006-03-30 18:32:04 - Recai Mehmet Istranca
Hey gidi Hey vatan evladının hizmetine bak hizmetine ,
bi de bak şu vatanın perişan haline .

Senelerden birsene Sanayi Bakanlığı MSP'de...
Vah ki vah bi vatan evladı çıkıyor koskoca arazi alıyor yalova yolu kenarında 1 milyon Türk lirası peşin ödüyor , amacı çelik döküm fabrikası kurmak sanayinin merkezi olan bir ilimize .

O zamanlarda sanayi yatırımı için Krediler verilmekte .Bu vatan evladımızda Madem babamızdır diyor bir kapısını çalalım babamızın bize kredi açsın .
Devlet Baba biz Böyle bir iş yapacaz bize bi çıkma yapsana diyor ...
MSP li bi baba çıkıyor diyor ki ey vatan evladı sana 6 milyon tl kredi verebiliriz fakat bunun yüzde onunu bana bırakacan partinin ulu menfaatlerine mahsuben yani ...
Vay benim vatanımın evladı bunu duyacağına sağır olsaydın daha iyi bunu göreceğine kör olaydın daha iyi ...
Ey Ankara da hep iğreti yaşayan topluluk işte bu senin Ahlakın ...Sen ne tür bir yaratıksın ki Haramı bilmez haberdar olmazsın senin dininde imanında para ...Kimseye hikaye anlatma....Şerefsizler sizi ...
Allah cümlenize hidayet nasib etsin ne diyim...
Bu Memeleketi satan şerefsizlerin tümünün menşeine bakarsanız hepsi MSP kökenlidir ...Köksüzdür....Adamlar dinini satıyor 3 kuruşa... milleti satmak neki....


2006-03-30 13:16:14 -
AJAN OLMAK İSTİYORUM SİZİN İÇİN NE YAPABİLİRİM


1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390> 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 >
Total 2926 comments

Copyright © 2001-2007 Computer Crime Research Center

CCRC logo
Weekly Newsletter: