You are about to join the
Discussion : EBay encounters more Internet frauds
Discussion is closed !1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360> 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 > Total 2926 comments
2006-04-02 07:07:39 - zaza
Şarlatan haydarın vatana ibadete düşkünlüğünü yazmışsında, atatürke ve karılara olan düşkünlüğünü atlamışsın patriot arkadaş....
Birazda onlardan bahsetsen...
Fetullahın ajan veya kardinal zanlısı olması şarlatan haydarı temize çıkarmaz...
Al birini vur ötekine...
Biri amerikancı, ötekisi atatürkçü...
Biri hırıstiyan dostu, ötekisi uçkur düşkünü...
İkiside sahtekar,ikiside gedikli ve sabıkalı..
Allah müslümanları ikisininde şerrinden korusun...
2006-04-01 18:38:29 - Recai Mehmet Istranca
Sayın Kardeşlerim ;
Sövgü ağırlıklı sürdürdüğünüz tartışmalarınız inanın hiçbirinize hiçbir şekilde bir kar veya öbürüne bir zarar sağlamaz ...Zaten Islam ın da böyle bir yaklaşıma
sıcak bakmayacağı her müslümanım diyen bireyin akıl erdirebileceği bir şeydir ...
Tavsiyem bu tür yanlış ağız dalaşları yerine iddianız olanı müslümana yakışır şekilde tartışmanız ...
Bu Tavsiyeden sonra tartışmaların aralarında geçtiği Fetullah Hoca Severler ve Haydar Hoca severlere veya 2 Hocayıda sevmeyenlere şu teklifi getirmek isterim ...
Bu Hocaefendilerin Faaliyetlerinin hayırlı sonuçlarını
birbirlerinize yazın .
Deyin ki "Şu hoca böyle bir eylem yaptı sonucun da vatan millet böyle bir menfaat elde etti "
Mesela Fetullah Hoca Papa ile görüştü , Papa ya onların misyonlarının bir parçası olmaktan ne kadar gurur duyacağını , bu işe Hayatını adadığını , Vatikan da ölmek ve gömülmek istediğini söyledi ve şu şu şu hayırlı neticeleri aldı "
Ve yine Mesela Haydar Hoca şu işi yaptı şu hayırlı neticeleri aldı ...
Ben bu türlü tartışmadan bir şeyler anlama imkanım olacağını düşünüyorum ...
Hepinize şimdiden çok Teşekkür ederim ...
2006-04-01 17:37:35 - nerit
Hani, sabah içtimasında komutan sormuştu Onbaşı Hasan’a “Oğlum vatan nedir?”
Hasan’dan cevap yok... Öyle bir şey öğretilmemişti çünkü o güne kadar. Komutan, fırtına öncesi gulgule gibi soruyu tekrar etmişti: “Oğlum, vatan nedir?”
Şamarın ayak seslerini duyar gibi olan Hasan, başka çare yok diyerek içinden nasıl geldiyse öylece “Vatan anamdır, komutanım!” diye haykırmıştı. Komutan memnun kalmış, tebessüm etmişti.
Onbaşı Hasan’ın yanındaki askere aynı suali daha gür bir sada ile sormuş; er Bülent, cevabı yapıştırmıştı: “Vatan, Hasan’ın anasıdır komutanım!”
AKP hükümeti, Türkiye’deki, yani “mukaddes vatan”daki gelişmelere, er Bülent’in cevabında saklı halet–i ruhiyeyle yaklaşırsa olacak olan budur.
Vatan, sadece Hasan’ın–Hüseyin’in değil, hepimizin anasıdır. Ve başka “Vatan”ımız yoktur.
Bu bağlamda Türkiye’de kımıldayan her yapraktan AKP sorumludur. Erdoğan sorumludur. AB’nin, ABD’nin veya IMF’nin kımıldattığı her insandan AKP sorumludur; devleti idare eden tüm etkililer ve yetkililer öncelikli sorumlulardır. Erdoğan, Sudan’a veya Okyanus ötesine kapak atsa da sorumludur, başka bir yere kapak atsa da...
Hazırlığı geçmiş yıllara doğru uzanıp bugün ortaya çıkan tüm sosyal ve siyasal olaylardan ise, geriye doğru iktidarda bulunmuş herkes sorumludur. Güneydoğu olayları işte bu kabil mesuliyetli olaylardır. Bu derece vahim gelişmeleri yıllardan beri gizli ve açık kaşıdıkça kaşıyan AB, IMF ve Amerika’nın stratejik ortağı olanların vebalini varın siz hesap edin... AKP de, işgalcilerle stratejik ortaklığının kendi sırtına ne faturalar yüklediğinin hesabını yapmalıdır.
Bu mesuliyeti, etkili ve yetkililerimiz başta olmak üzere hepimiz hissetmez isek, ayaklarımızın altından kumun kayması gibi vatanımızı kaydırırlar... Kuzey Irak’ta olduğu gibi.
2006-04-01 17:37:16 - nerit
1- Bakü’de toplanan 2. Milli Ekonomi Kongresi dost çevrelerde büyük bir heyecana sebep olurken, gayri milli çevreler “suskun kal–görmezden gel” politikasına devam ediyorlar.
Anlayacağınız Batı Cephesinde yeni bir şey yok! Nisan yağmurları rahmete de vesile oluyor, gözlerin kör olmasına da...
Ve fakat gerçekten bunun için endişe etmeye, üzülmeye gerek yok! Tarih boyunca hiçbir hayırlı davanın akim kaldığı görülmemiştir. Pozitif bakış ve anlayış eninde sonunda galip gelmiş, insanlık onun etrafında toplanmıştır.
Bu anlamda mesela 21. asırda kaybedilmiş bir istiklal savaşı yoktur. Öyle veya böyle her istiklal savaşını mazlumlar kazanmıştır. Dolayısıyla MEM ka–za–na–cak–tır!
Tarih bunun ispatıdır, istikamet ve ölçü bunun ispatıdır ve de gidişat bunun ispatıdır.
Önemli olan zaten Yanlış ile aradaki mesafenin kapanmasıdır. MEM’le Doğu, Batı ile arasındaki mesafeyi kapatmış, hatta öne geçmiştir.
Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş’ın modeli, Batı’nın ekonomik, siyasal ve sosyal sistemini bihakkın analiz etmiş, Doğu’yu idrak etmiş ve tüm bunların üzerine yepyeni bir anlayış oturtmuştur.
Tarihin kırılma noktasına girdiği, bir asırda yaşanacak olayların altı ayda–bir yılda yaşandığı şu zaman diliminde bu son derece anlamlı ve manidardır.
Batı çökerken, medeniyetlerin beşiği Doğu fikri ile, bakış açısı ile ve de sistemi ile ayağa kalkmıştır.
Bunu artık hiç kimse durduramaz. Sadece belki zaman kaybettirirler ve de o vakit kaybettiricilerin kendisi kaybeder ama MEM yolculuğunu tamamlar.
Kongrenin bıraktığı izi veya oluşturduğu etkiyi anlayamayanlar da çıkabilir. Çünkü put kırıcı hiçbir hareket hemen kabul edilmemiştir. Bunun için kongreye iştirak eden bir akademisyenin ifade ettiği gibi zamana ihtiyaç duyulabilir.
İyi niyetliler için bu zamanı kendi koşullarında anlamak mümkündür. Ama yükünü ranttan, yükünü mazlum milyonların sırtından kazanmaya alışmış asalaklar için elbette MEM bir düşmandır!
Dahası, bu asalak amparyalist düzeni korumakla görevlendirilmiş, o sebeple iktidara getirilmiş siyaset sınıfı için de MEM bir düşmandır!
Açıkçası bu da eşyanın tabiatına, tarihin akışına uygun bir durumdur.
Bu noktada derhal MEM’in “halktan yana, fakirden yana duruşunun” altını kalınlaştıralım.
Prof. Dr. Haydar Baş kuva–yı milliye hareketini başlatırken “benim çiftçim, benim köylüm, benim devletim....” demiyordu. O şunu diyordu:
“Ben çiftçiyim, ben işçiyim, ben esnafım, ben polisim, ben devletim...” Şimdi bunun sonucu olarak MEM, kıblesini ve tavrını tefecilerden yana değil, halktan, fakirden ve mazlumdan yana koyuyor. Bunun nasıl bir fark olduğunu ve oluşturduğunu anlamak için gözlerimizi azıcık açmamız yetecektir diye düşünüyorum.
Zengini seven siyasetçileri hatırlayın. Zengin olmak için her türlü yolsuzluğa bulaşan, Global tefeciler ile birlikte milletin ensesinde boza pişiren günümüz siyasetçi pratiğini hatırlayın yeter!
Bu hatırlamanın üzerine bir de şunu ekleyin:
Adalet, hakça bir paylaşım, şerefle yaşamak, çalışkanlık ve cömertlik... Yani medeniyetimizin köklerinde var olan ve bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz Hak’ça duruş!
Sonuç... Doğu üç asırlık gerileyiş ve bir asırlık çöküş ve bozgunun ardından fetih düşleriyle değil, fetih projeleri ve pratiği ile “ben varım” diyor.
Sahibine binlerce teşekkür...
2006-04-01 17:36:29 - nerit
Bakü’de toplanan 2. Milli Ekonomi Kongresi dost çevrelerde büyük bir heyecana sebep olurken, gayri milli çevreler “suskun kal–görmezden gel” politikasına devam ediyorlar.
Anlayacağınız Batı Cephesinde yeni bir şey yok! Nisan yağmurları rahmete de vesile oluyor, gözlerin kör olmasına da...
Ve fakat gerçekten bunun için endişe etmeye, üzülmeye gerek yok! Tarih boyunca hiçbir hayırlı davanın akim kaldığı görülmemiştir. Pozitif bakış ve anlayış eninde sonunda galip gelmiş, insanlık onun etrafında toplanmıştır.
Bu anlamda mesela 21. asırda kaybedilmiş bir istiklal savaşı yoktur. Öyle veya böyle her istiklal savaşını mazlumlar kazanmıştır. Dolayısıyla MEM ka–za–na–cak–tır!
Tarih bunun ispatıdır, istikamet ve ölçü bunun ispatıdır ve de gidişat bunun ispatıdır.
Önemli olan zaten Yanlış ile aradaki mesafenin kapanmasıdır. MEM’le Doğu, Batı ile arasındaki mesafeyi kapatmış, hatta öne geçmiştir.
Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş’ın modeli, Batı’nın ekonomik, siyasal ve sosyal sistemini bihakkın analiz etmiş, Doğu’yu idrak etmiş ve tüm bunların üzerine yepyeni bir anlayış oturtmuştur.
Tarihin kırılma noktasına girdiği, bir asırda yaşanacak olayların altı ayda–bir yılda yaşandığı şu zaman diliminde bu son derece anlamlı ve manidardır.
Batı çökerken, medeniyetlerin beşiği Doğu fikri ile, bakış açısı ile ve de sistemi ile ayağa kalkmıştır.
Bunu artık hiç kimse durduramaz. Sadece belki zaman kaybettirirler ve de o vakit kaybettiricilerin kendisi kaybeder ama MEM yolculuğunu tamamlar.
Kongrenin bıraktığı izi veya oluşturduğu etkiyi anlayamayanlar da çıkabilir. Çünkü put kırıcı hiçbir hareket hemen kabul edilmemiştir. Bunun için kongreye iştirak eden bir akademisyenin ifade ettiği gibi zamana ihtiyaç duyulabilir.
İyi niyetliler için bu zamanı kendi koşullarında anlamak mümkündür. Ama yükünü ranttan, yükünü mazlum milyonların sırtından kazanmaya alışmış asalaklar için elbette MEM bir düşmandır!
Dahası, bu asalak amparyalist düzeni korumakla görevlendirilmiş, o sebeple iktidara getirilmiş siyaset sınıfı için de MEM bir düşmandır!
Açıkçası bu da eşyanın tabiatına, tarihin akışına uygun bir durumdur.
Bu noktada derhal MEM’in “halktan yana, fakirden yana duruşunun” altını kalınlaştıralım.
Prof. Dr. Haydar Baş kuva–yı milliye hareketini başlatırken “benim çiftçim, benim köylüm, benim devletim....” demiyordu. O şunu diyordu:
“Ben çiftçiyim, ben işçiyim, ben esnafım, ben polisim, ben devletim...” Şimdi bunun sonucu olarak MEM, kıblesini ve tavrını tefecilerden yana değil, halktan, fakirden ve mazlumdan yana koyuyor. Bunun nasıl bir fark olduğunu ve oluşturduğunu anlamak için gözlerimizi azıcık açmamız yetecektir diye düşünüyorum.
Zengini seven siyasetçileri hatırlayın. Zengin olmak için her türlü yolsuzluğa bulaşan, Global tefeciler ile birlikte milletin ensesinde boza pişiren günümüz siyasetçi pratiğini hatırlayın yeter!
Bu hatırlamanın üzerine bir de şunu ekleyin:
Adalet, hakça bir paylaşım, şerefle yaşamak, çalışkanlık ve cömertlik... Yani medeniyetimizin köklerinde var olan ve bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz Hak’ça duruş!
Sonuç... Doğu üç asırlık gerileyiş ve bir asırlık çöküş ve bozgunun ardından fetih düşleriyle değil, fetih projeleri ve pratiği ile “ben varım” diyor.
Sahibine binlerce teşekkür...
2006-04-01 17:35:46 - nerit
30. Milli Ekonomi Modelinde Ülkelere SENJORAJ hakkını vermektedir. Dış ülkelerden borç almaların yolunu da kesmektedir. Kendi Merkez Bankalarından teminat karşılığı olarak Likidite sağlamaktadır. Kısacası Zengin Ülkelerin bir nevi PARA İHRACATLARINA mani olmaktadır. Böylece istismar yollarını tıkamaktadır. Diğer taraftan paranın ve ülkedeki Gayri Safi Milli Hasılanın hakiki oranlarını ancak Milli Ekonomisi Modelinde bulabiliriz.
32. Milli Ekonomi Modelinde, Maliyetleri yükselten ve halka tüketim yollarını kapatan, ne malın ne de paranın stoklanmasına izin verilmemektedir.
33. Milli Ekonomi Modelinde ülkedeki yer altı ve yer üstü zenginlikleri, Yabancılar yerine Milletimizin hizmetine sunulmaktadır.
34. Milli Ekonomi Modelinde Gençliğin Eğitimi, kendi ülkesine, İnsanlığa, Maneviyata ve Millete dönük yapılmakta ve faydalı insanlar yetiştirilmektedir.
35. Milli Eğitim Modelinde Sağlık hizmetleri herkese açıktır. Sağlık hizmetlerinden herkes faydalanabilecektir.
SONUÇ :
Milli Ekonomi Modeli ilk olarak sayın Prof. Dr. Haydar Baş tarafından yazdığı bir kitapla kamuya tanıtılmıştır. Bu kitabın Muhteviyatı 26-27 kasım 2005 tarihinde,İstanbul Lütfü Kırdar ve İstanbul Cevahir Kongre salonlarında binlerce katılımcı ve dünyanın her tarafından gelen, bildiri sunarak katılan, yaklaşık 100 kadar üniversite hocası ve bilim adamına sunulmuş ve tartışılmıştır.
Bu kadar yenilik içeren bu Milli Ekonomi Modeli, Türkiye Medyası tarafından benimsenmemiş ve gizlenmeye çalışılmıştır. Ancak tüm engellemelere rağmen, yakında dünyadaki Ekonomik istismarı yapılan tüm mazlum milletler er veya geç bu yeni ekonomik bilgilere ulaşacaktır.
Milli Ekonomi Modelinin şimdiki durağı Kardeş ülke Azerbaycan. Hayırlı olsun.
Yakında diğer ülkelerde de bu kongreleri görmek ümit ve temennisiyle...
2006-04-01 17:35:27 - nerit
19. Milli Ekonomi Modelde, paranın insan hayatındaki hakiki değerini ortaya koymaktadır. Diğer taraftan, paranın sadece bir tahrik unsuru olmadığını, Ekonomik değerlerin de karşılığı olduğu anlatılmaktadır. Paranın Ülkenin gelişmesi, üretim ve hizmetlerin karşılığı olarak kullanılması ve insan emeğinin değerlendirilmesi şeklinde rol oynaması gerekliliği de açıkça gösterilmektedir.
20. Milli Ekonomik Modelde Sivil toplum gelişmelerinin yolunu açmakta ve onlara her türlü gelişme imkanı vermektedir,
21. Milli Ekonomi Modeli hem Ulus Devlete hem de Dünya toplumlarına insana ve insanlığa dönük gelişmelerinde yardımcı olmaktadır.
22. Milli Ekonomik Modeli Milli Olduğu kadar evrensel nitelikleri de içinde barındırmaktadır. Milli ekonomik Modelinde istismar yoktur, dostça yaşama, huzur ve barış vardır.
23. Milli Ekonomik Model her ülkeye refah yolunu açmakta ve insanca yaşamayı temin etmeye çalışmaktadır. Milli Ekonomi Modelinde maddenin adilce paylaşımı, inanç ve maneviyatın ise serbestçe uygulanması teminat altına alınma hususu dikkat çekmektedir.
24. Milli Ekonomi Modeli, dünyada Milyonlarca insanın açlık ve sefaletten ölmesini önlemektedir. Bu tür haksızlıkları yok etmeye, herkese hakkını vermeye ve adaletli bir şekilde yaşama sevincini vermeye çalışmaktadır.
26. Milli Ekonomi Modelinde Devlet, halkın her kesimine hizmet etmek üzere bir sistem kurulmuştur. Bu Modelde ev kadınından çocuklara, gençlerden yaşlılara ,en fakirinden en zenginine kadar Devlet himayesi ve sosyal destek mevcuttur. Gerek bizim Anayasamızdaki sosyal devlet görüşü, gerekse Demokratik temelli genel İnsan haklarındaki tüm özellikler, ancak bu sistemle yerine getirilebilir ve insan güvenliği sağlanabilir.
27. Milli Ekonomi Modeli Batı Modeli İktisatta, 150 yıldan beri uygulanan hırsa ve çıkarlara dönük kuralları ortadan kaldırmaktadır. Günümüzde görülen Enflasyon, Deflasyon, Stagflasyon , Resesyon, Stokçuluk ve işsizliği ortadan kaldırmaya dönüktür.
28. Milli Ekonomi Modeli vergileri, üretim maliyetini ve yüksek fiyatları kontrol altında tutmakta, tüketiciye alım imkanları sağlamakta ve gelir düzeylerini arttırmaktadır.
29. Milli Ekonomi Modelinde dar gelirlilerden vergi alınmamakta dır. 100.000 YTL kazancı vergi dışı bırakmakta ve fakat yatırıma dönük yönlendirmektedir
2006-04-01 17:34:45 - nerit
Azerbaycan da “batıya en açık” olma özelliği ile Soros’un olabildiğince kuvvetli olduğu bir pilot ülke. Bu bilek güreşini hissedebildiğimiz için bile Bakü’nün toplantı için seçilen en uygun yer olduğunu düşünüyorum. Toplum, STÖ’ler, bilim çevreleri kesin olarak ikiye ayrılmış durumda.. Batıcılar–Gelenekçiler. Üniversiteler, üniversite içinde fakülteler karşı kamplarda..
Azerbaycan’daki liberalizm yanlılarını bir ölçüde anlayabiliyorum.. 70 yıl aşırı devletçi bir komünist rejimden âniden kurtuldular; Marksist düzen, insan doğasına aykırı olan “kendi iç çelişkilerinden ötürü” kendiliğinden yıkıldı. Ve insanlar, topluluklar, devletler kendilerini birden sınırsız bir özgürlük içinde buldular. Hatırlayın 90’lı yıllarda en ücra ilçelerimizde bile kurulan “Rus pazarları”nı.. İnsanlar “çeyiz sandıklarını” boşaltarak gelip sattılar.
Şimdi durum değişti. Putin yine “demir yumrukla” duruma vaziyet eti. Şu anda Antalya’da en fazla satılan gazete; Hürriyet’in oradaki tesislerinde basılan Rus gazeteleri. Antalya’da hatırı sayılır bir Rus kolonisi oluşmuş vaziyette. Rusların, Putin’in ve dolayısı ile Dugin’in arayışı devam ediyor. İşte aynı arayış içindeki; Amerika ile Rusya arasında gidip–gelen, kararsız kalan, liberalizmin “tadına varamayan” Azerbaycan’da çıkıp ekonomiyi tekrar millileştirmekten söz ederseniz doğal olarak birilerinin kulağına kar suyu kaçırırsınız.
Bakü’de MEM’in karşısında olağanca ağırlığı ile Amerika’yı gördüm. Bu vesile ile 1918’de “devleti” Rus–İngiliz işgalinden kurtarıp tekrar Mehmet Emin Resulzade’ye teslim eden Halil Paşa–Nuri Paşa ordularının kahraman şehitlerini ziyaret ettik. Can Azerbaycan’daki can dostlarımızla yine görüşme–kaynaşma imkânı bulduk.
Hasret giderdik.
Olağanüstü bir organizasyonla misafir edildi. En üstten en alta kadar bütün görevliler güler yüz, temiz kalp ve sınırsız çabalarıyla konukları rahat ettirmek için çırpındılar.
Teşekkür borçluyuz.
İstanbul’a inince “ulusal” basına baktım.
Orhan Pamuk “kendi kendine”, kerameti tamamen kendinden menkul bir düzenle Nobel adayı olsun diye çırpınanlar, yeri göğü inletenler; uluslar arası bir ilim adamları komisyonu tarafından “yurt dışında” aday gösterilen Haydar Baş’ı yok saymışlar.
“Ervâh–ı hâbislerine” yuh olsun..
2006-04-01 17:34:21 - nerit
Dugin “İslâm’a Karşı İslâm” adlı makalesinde; “Geliştirilen bu konsept (Fundemantalist İslâm Nato’nun da, Rusya’nın da kâbusudur) Batının, kendi karşısında yer alan potansiyel müttefikleri aralarında çatışmaya sokarak her biriyle ayrı ayrı hesaplaşmayı öngören klasik stratejiye dayalı, reel ve rafineleşmiş operasyonlarını gizlemeye yarayan bir sis bulutu oluşturmaktadır” demektedir.
İşte Putin’in bu düşüncedeki “ideologya baş danışmanı” Aleksandr Dugin’in, 25–26 Mart 2006 tarihlerinde Bakû’de gerçekleştirilen Türkiye kaynaklı “Milli Ekonomi Modeli” isimli toplantıyı görmezden gelmesi zaten beklenemezdi.
Çünkü Türkiye hem doğulu–hem “Müslüman” idi.
Toplantıya katılan 40 bilim adamı(kadını)nın neredeyse yarısı Rusya ve “bağlılarından” geliyordu.
Çünkü 1) Açıkça ifade etmeseler de Kafkasya bağlamında eski “tâbileri” Bakü (Azerbaycan) Amerika ile yeni mücadele alanları idi; 2) Üstelik Prof. Dr. Haydar Baş bir de bütün Avrasya’yı; Ural–Altay’ları Bakü’ye topluyordu.
Rusya’nın; kendi kıta sahanlığında yapılan böyle bir meydan okumaya kayıtsız kalması beklenemezdi. Toplantı sonunda çoğunlukla Ruslar Prof. Dr.Haydar Baş’ı Nobel’e aday gösterdiler.
MEM’i geliştirmek, uygulanabilirliğini araştırmak ve bir dünya projesi yapmak yolunda da Uluslar arası bir komisyon kurulmasına karar verildi. Ben İstanbul toplantısına göre Ruslar’ın “iyi niyeti” konusunda biraz daha ikna olmuş haldeyim.
Çünkü gelen Rus bilim adamlarının ortak görüşü “aşırı korumacı Komünizmden çok çektikleri, liberalizmin de problemlerin çözümüne faydası olmadığı, bilâkis farklılıkları daha da derinleştirdiği” noktasında idi. Onlar da arayış içinde idiler ve MEM’e bu yüzden sıkı sıkıya sarıldılar.
Bakü son derece ilginç bir hesaplaşmaya tanık oldu. Gördüğümüz kadarıyla eski Sovyet Cumhuriyetleri; Rusya ile Amerika arasında bir güç–egemenlik mücadelesi alanı. Amerika Soros’la “gırtlağına kadar” bölgeye müdahil olmuş vaziyette.
2006-04-01 17:31:28 - nerit
tuncay kardeş selam!!!
eski adminlerdensin desek doğru olurmu ? sensin dimi?
geri döndün nihaayet
2006-04-01 09:45:25 -
arştırma
2006-04-01 06:43:15 -
Ve ikinci atatürk sizlerden Türk-İslam Dünyasını lider yapmanızı ve rahat bırakmanızı istiyor.Fitne,fesat,kötülük ve hilelerinizden vazgeçmenizi istiyor.
Saygılarımla.
2006-04-01 06:39:14 -
Bence ikinci atatürk'ü sorgulamamalısınız.Çünki ikinci atatürk sadece Türkiye'nin değil Dünya'nın da iyiliğini düşünüyor ve 'Evrensel Barış Projesi' diyerek Dünya barışını istiyor.
Saygılarımla
2006-04-01 06:18:22 -
Küfür etmeyin kardeşlerim
2006-03-31 19:27:15 -
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülenfethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülenfethullah gülen
fethullah gülenfethullah gülenfethullah gülen
v
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülenfethullah gülenfethullah gülenv
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
v
fethullah gülenfethullah gülen
vfethullah gülenfethullah gülenfethullah gülenfethullah gülenfethullah gülenfethullah gülenfethullah gülenfethullah gülenfethullah gülen
fethullah gülenfethullah gülenfethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
v
v
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
20 asır ingiliz ajanı
--------------------------------------------------------------------------------
2006-03-31 19:24:49 -
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoşfetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fetoş
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülen
fethullah gülenfethullah gülen
1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360> 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 >
Total 2926 comments
