You are about to join the
Discussion : EBay encounters more Internet frauds
Discussion is closed !1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870> 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 > Total 2926 comments
2006-01-08 13:28:33 -
Haaaa! Unuttuğum bir şey daha var.Yazımın uygun bir yerine ekleyin lütfen! T.C.Devleti projesini Osmanlı derin devletiyle birlikte Vahdettin ve paşalar çizmiştir.Atatürk sadece organize etmiş ve uygulamıştır.İşte bilinmeyen gerçekler bunlardır kardeşlerim.
SAYGHILARIMLA
2006-01-08 13:03:56 -
M.KEMAL ATATÜRK TÜRK MİLLETİ'NİN KAHRAMANIDIR!
Bazı cahil ve kalın kafalı insanlardan duyarım.Onlar,M.Kemal ATATÜRK için 'Atatürk,Türkiye'yi kurtarmadı.Atatürk din alimlerini idam ettirdi.Kur'an-ı Kerim'i tuvalete attı.Atatürk'ün tek gözü kördü.Onu denize attılar.Deniz bile kabul etmedi.Toprağa verdiler.Toprak bile kabul etmedi.Onu en sonunda mumyalayıp,üstüne tonlarca mermer döşeyerek toprağa verdiler.Atatürk,1923'te Türkiye'yi sattı.Arap alfabesini latin alfabesine çevirdi.Türk milletini ateistlestirdi.Kılık kıyafetleri değiştirdi.Annesi o....du.' derlerken Atatürk hakkında türlü türlü yalan ve iftirayla dolu karalama propagandası yaparlar.Ama Atatürk hakkında söyledikleri bir tek doğru var.O da Atatürk'ün alkol bağımlısı olması ve siroz hastalığından ölmesidir.
El insaf kardeşlerim el insaf! Tamam
söylediklerinizin bazıları size göre doğru olsa bile Atatürk bu söylediklerinizi Türkiye'nin bağımsızlığını ve iyiliğini düşünen Osmanlı derin devleti tarafından yapmıştır.Yani Osmanlı derin devleti emretmiştir.Atatürk'te organize edip uygulamıştır.Atatürk'ü,Osmanlı derin devleti'yle birlikte Vahdettin ve paşalar Türkiye'yi kurtarması için görevlendirmiştir.
Bakınız Atatürk din alimlerini neden idam ettirmiştir? Açıklayayım:
O zaman ki din alimleri sahte idi.Bu sahte din alimleri emperyalist Küresel Kapitalistlerle işbirliği yapıp,Türkiye'yi bölmek ve parçalamak istiyorlardı.İşte Atatürk bu sahte din alimlerini idam ettirdi ve bu yüzden laiklik ilkesini (din ve devlet işleri'nin birbirinden ayrılması) ortaya çıkardı ve T.C.Devleti anayası'na koydu.
Ayrıca yakışır mı sizlere bir Osmanlı subayını karalamak ve hakaret etmek? Siz Atatürk'e hakaret ettiğiniz zaman ecdadınız Osmanlı'ya da hakaret etmiş sayılmaz mısınız? Emperyalist Küresel Kapitalistleri sevindirmez misiniz? Bunu hiç düşünemiyor musunuz? Yoksa siz Türk değil misiniz? Yoksa siz,Atatürk düşmanı mısınız?
Söylediklerinizin bazıları da iftiradır.Biliniz ki Atatürk hakkında hazırlanan bu iftiralar emperyalist Küresel Kapitalizm kaynaklıdır.Çünki Atatürk emperyalist Küresel Kapitalistleri ülkesinden kovmuştur.Küresel Kapitalistlerde bunun üzerine Atatürk'e iftira atmaya başlamıştır.
Türkiye bağımsızlığını Atatürk 10 Kasım 1938 yılında öldükten sonra kaybetmiştir.Atatürk'ün ölümünü fırsat bilen emperyalist Küresel Kapitalistler,Atatürk'ün kurtarmış olduğu T.C.Devleti'ni tekrar işgale girişmiştir.Yani emperyalist Küresel Kapitalist işgal Atatürk'ün ölümünden sonra başlamıştır.
Atatürk,'Milli kültürümüzü muasır medeniyetler seviyesine çıkaracağız.' derken Avrupa(Batı) toplumunu kastetmemiştir.Yani Atatürk,'Milli kültürümüzü muasır medeniyetler seviyesine çıkaracağız.' derken Türkiye'nin her konuda Avrupa(Batı)'dan üstün ve Dünya lideri bir ülke olmasını kastetmiştir.Maalessef Türk siyasileri ve aydınları 'Muasır medeniyetler' sözünü Avrupalılaşma(Batılılaşma) olarak algılamıştır.Nitekim Atatürk,Avrupalılaşma(Batılılaşma)'yı reddeder.Çünki Atatürk,Kurtuluş Şavaşını emperyalist Küresel Kapitalist Avrupa'yla yapmıştır.
Her ne kadar T.C.Devleti anayasasında Türkiye'nin laik devlet olduğu vurgulansa da,Türkiye aslında Osmanlı'nın devamıdır ve laik bir İslam devletidir.Çünki T.C.Devleti anayasası'nın birinci kısmı'nın genel esaslar bölümünde 'Türkiye'nin bayrağı ay-yıldız ve marşı İstiklal Marşıdır.' der.Şimdi siz ay-yıldızlı bayrağın ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Açıklayayım:
Ay:Allah'ı ve İslam'ı temsil ediyor.Yıldız da: peygamber efendimiz Muhammed Mustafa(S.A.V)'yi temsil ediyor.Kırmızı da: şehit olan mücahitlerimizin kanını temsil ediyor.Peki İstiklal Marşımızın ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Açıklayayım:
İstiklal Marşımız da on kıtasıyla İslam'ı ve Türklüğü temsil ediyor.T.C.Devleti anayasası'nda bu ikisi de mevcuttur.O zaman Türkiye,laik bir İslam devletidir.Ama laikliği İslam yada başka bir din düşmanlığı olarak anlamamak gerekir.
Ayrıca her Türk vatandaşı'nın nüfus cüzdanında İslam ibaresi mevcuttur.Nitekim Osmanlı'da laik bir İslam devletiydi.Yani 'Türkiye,Osmanlı'nın devamıdır.' diyebiliriz.Çünki Türkiye,Atatürk zamanında Türk-İslam Dünyası'nın koruyuculuğunu Osmanlı'dan devralmıştır.
SAYGILARIMLA.
2006-01-08 08:10:18 -
KUŞ GRİBİ FOBİSİ
Son günlerde Türkiye'yi ve asil Türk milleti'nin hayatını bir kuş gribi fobisi ve paranoyası işgal eder hale geldi.
Ben olayın bilimsel savaş ve medyatik tarafına değineceğim.Peki nasıl oldu da bir anda gündeme geldi bu kuş gribi? Sizce bu Türkiye'yi bölmek ve parçalamak isteyen güçler tarafından tezgahlanan kimyasal savaş taktiği olabilir mi? Yada olamaz mı? Emim değilim ama şüpheliyim.Bence ve tartışılması gerekir.Dilerim sonuç benim dediğim gibi olmaz.Ama 'Olmaz,olmaz!' demeyin.Olabilir.Neden olmasın.Teknoloji çok gelişti artık.Şimdilerde silahlı savaşların yerini bilimsel savaşlar aldı.Nitekim İngilizler'de istila edip,sömürecekleri yerleri hastalıklar bulaştırarak işgal etmiştir.Yani demem odur ki ben Dünya Sağlık Örgütü'nün kuş gribi açıklamalarını yetersiz buluyorum.Ve bu kuş gribi olayı'nın arka perdesinde ve altında 'Kimyasal Savaş Teknikleri' olabilir diyorum.
Diğer bir konu.Medya'ya da bu olayı açığa çıkardığı için çok hemde çok kızıyorum.Çünki medya bu olayı açığa çıkardı ve Türk milleti'nde kuş gribi fobisi ve paranoyası oluşmaya başladı.Sayın medya.Sizi (!) canı gönülden takdir ederim.Sayenizde Türk milleti vejeteryan oldu! Artık Türk milleti et ve yumurta almaktan korkar oldu.Türk milleti et yada yumurta alırken kendi kendine 'Acaba bu et yada yumurta da kuş gribi var mı!?' demekten kendini alamıyor.Tebrik (!) ederim sizi sayın medya!!!
Mevalana oğluna nasihat ederken 'Oğlum,her duyduğunu ve gördüğünü her yerde söyleme!!!' demiş.Acaba neden demiş hiç düşündünüz mü? Çünki her şey,her yerde söylenmez de ondan.Şimdi,yerine göre söylenecek şeyler vardır.Söylenmeyecek şeyler.Çünki ucu zararlı ve kötü yerlere dokunabilir de ondan.Ben bile yazarken bu prensibi esas alırım.
Şimdi ben diyorum ki sayın medyamız söylemeseydi de,devletimiz de Türk millet endişelendirilmeden ve korkutulmadan bu meseleyi halletseydi daha iyi olmaz mıydı?
Tabii ki bazıları benim görüş ve düşüncelerimi beğenmeyebilir.Onlara sevgilerimi ve saygılarımı sunarım.Çünki herkesin görüş ve düşünceleri farklıdır.Benim görüş ve düşüncelerimde budur.İster kabul edersiniz;ister kabul etmezsiniz.Takdir sizden.
SAYGILARIMLA.
2006-01-08 07:20:20 -
KÜRESEL KAPİTALİZM'İN NEGATİF ETKİLERİ-6
Dört çeşit ajan ve dört çeşit savaş çeşidi vardır.Siz sanmayın ki savaşlar sadece silahla olur.Hayır! Öyle değil işte! Bu savaş şekilleri siyasi,kültürel,ekonomik ve ideolojik savaşlardır.Bu savaşlara bilimsel savaş şekli olan kiyasal,biyolojik,elektronik savaşları da katabiliriz.Ajan şekilleri siyasi,kültürel,ekonomik ve ideolojik ajan şekilleridir.
Hatırlarsanız Kurtuluş Savaşı öncesinde Küresel Kapitalist ve emperyalist Avrupalı devletler Türkiye'yi silahlı olarak işgal etmişti.O zamanlar Türk milleti bu işgalcilere çok kızmıştı ve Mustafa Kemal ATATÜRK liderliğinde savaşarak Türkiye'yi işgalden kurtarmıştı.Ama şimdi ki şartlar ve durumlar böyle değildir.Yani emperyalist Küresel Kapitalist işgalciler eskiden silahla yapamadığını şimdilerde Türkiye'den toprak satın alarak,kendi şirketlerini ve mallarını Türkiye'ye pazarlayarak,medyayı satın alıp kendi haksız menfaatleri için kullanarak ve Türk milleti'nin ruhu duymadan Türkiye'yi işgal ettiler.
'Neden böyle yaptılar?' derseniz çünki Türk milletini silahla işgal etseler Türk milleti direnç gösterecekti.İşte bu direnci kırmak için Türklerin 'Psikolojik Savaş' teknikleriyle manevi değerlerini yok etmeyi öncelik saydılar.Çünki Türkleri ayakta tutan manevi yani İslami değerleriydi. Nitekim Osmanlı'da böyle yıkıldı.Türk milleti farkında olmasa bile emperyalist Küresel Kapitalistler Türkiye'yle savaşmaktadır ve Türkiye,Siyonizm ve Küresel Kapitalizm işbirliği tarafından kelepçelenmiştir.
İşte tüm bu olumsuz gelişmeler karşısında Milli Ekonomi Modeli filizlenip,hayat bulmuş ve Siyonizm ve Küresel Kapitalizm işbirliği kan emiciler 'Artık ellerinizi Türk-İslam Dünyası'nın üzerinden çekiniz.Çünki biz geldik ve biz varız.' demektedir.Bu bir cesarettir.Bu bir iradedir.Bu bir başkaldırı,isyan ve meydan okumadır.Bu Türk-İslam Dünyası'nın haklı davasıdır.
SAYGILARIMLA.
2006-01-08 06:41:55 -
KÜRESEL KAPİTALİZM'İN NEGATİF ETKİLERİ-5
Biliyorsunuz Küreselleşme,Dünya'ya 'Adalet, eşitlik,barış,mutluluk' olarak anlatıldı.Peki bu erdemli ve faziletli kavramlar gerçektende bütün insanlığı kapsamakta mıydı? Hayır! Tam tersine! Küresel Kapitalistlerin tarif ettiği 'Adalet,eşitlik,barış,mutluluk',Avrupa(Batı) toplumu için geçerliydi.Yani burada bir kelime oyunu vardı.Küresel Kapitalistler,'Adalet,eşitlik,barış,mutluluk' derken kendi toplumlarını kastetmekteydi.Dolayısıyla Küreselleşme pastayı eşitçe paylaşmak değil pastayı sadece emperyalist toplumlar arasında paylaşmak demekti.Yani Küresel Kapitalizm,Avrupa(Batı) toplumu için daha çok kar;daha çok para;daha çok haksız menfaat;,diğer toplumlar için daha çok açlık;daha çok yoksulluk;daha çok terör ve daha çok savaş demekti.
Bakınız 1993'te Dünya Dinleri Parlamentosu tarafından Chicago'da kabul edilen 'Küresel Ahlak İlkeleri'nin ikinci maddesi 'Küresel ahlak olmadan küresel düzen olmaz.' ilkesiydi.Peki soruyorum şimdi Küresel Kapitalizm'in adresi olan ve Siyonist Yahudiler tarafından yönetilen Amerikan derin devleti'ne: 'Siz, 'Küresel ahlak' derken hangi ahlak kavramından bahsediyor sunuz? Yani sizin ahlak anlayışınız Afganistan ve Irak'ı işgal edip,suçsuz olan Saddam Hüseyin'i kendi basınınız tarafından karalayıp,Dünya'ya katliamcı ve diktatör olarak anlatıp,sonra Ortadoğu'yu kan gölüne boyayıp masum müslüman kardeşlerimizin ölmesine,katledilmesine seyirci kalıp,şimdi de Türkiye'yi,Türkiye'nin kardeşi ve komşusu olan İran ve Suriye'ye karşı kullanmak mı? Peki,Saddam Hüseyin katliamcı ve diktatörse sizin yaptığınız bundan farksız mıdır ve nedir? Eğer sizin ahlak anlayışınız buysa Küresel Kapitalizm'in ahlak anlayışı acaba nasıldır?'
Türkiye dedik ya.Şimdi de yönümüzü biraz Türkiye'ye dönelim.Türkiye şu anda Küresel Kapitalistler tarafında kelepçelenmiştir.Türk milleti sanmasın ki elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor.Hayır! Gerçekler öyle değil işte.Türkiye'de siyasi,kültürel,ekonomik,medyatik,ideolojik küresel bir işgal mevcuttur.
Türkiye'yi siyasi anlamda,şuan ki iktidarda olan Küresel Kapitalist siyasi ajanlar işgal etmiştir.Kültürel anlamda Küresel Kapitalist misyoner-ajanlar ve medya ajanları işgal etmiştir.Bunlara kültürel ajanlarda denir.Bunlar toplumun düşünce ve görüşlerini hem kişisel hemde medya aracılığıyla Küresel Kapitalist düşünce sistemine göre ayarlamaya çalışırlar.Size bir örnek vereyim.Bunlar 'İnsan nankördür.Düşenin dostu olmaz.Bana ne.Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.Başkası'nın derdi beni ilgilendirmez.' diyerek müslümanları nankör ve bencil hale getirmiştir.İslam'a bakarsanız İslam böyle bir düşünce sistemini şiddetle reddeder.Çünki İslam'da müslüman,müslümanın kardeşidir.Müslüman,müslümanı hakkını korur ve yardım eder.Müslümanlıkta bencilliğe ve nankörlüğe yer yoktur.Türkiye'yi ekonomik olarak Küresel Kapitalistlerin taşeronu olan IMF ve Dünya Bankası işgal etmiştir.SAYGILARIMLA.
2006-01-08 05:42:45 -
Bir kul'a:
Ben sahip olduğum İslami bilgilerimin bana yakışır olduğuna inanıyorum.Çünki ben İslami bilgimi Kur'an Kursu'ndan aldım ve yeterli olduğuna inancım tamdır.Buna inanıyorum ve adım gibi eminim.Nitekim ben bilmediğim ve anlamadığım bir konu hakkında konuşmam.Konuşursam bu benim için büyük bir hata olur ve topluma karşı rezil olurum.
Yazdıklarımı bazıları beğenmeyebilir ve işine gelmeyebilir.Buna saygı duyarım.Çünki onlar İslam'ı karalamaya çalışıyorlar ve İslam'ın Dünya'da egemen olmasını istemiyorlar.Çünki onlar İslam düşmanıdır.Birisi'nin çıkıpta doğruları ve gerçekleri dürüstçe yazması onların haksız menfaat planlarını bozuyorda ondan.Doğruları ve gerçekleri dürüstçe çekinmeden yazan insanlara 'Cahil' deyip karalayabiliyorlar.Ve komplo teorisyenliği yapmakla suçlayabiliyorlar.Yazılan bilgiler 'Müslümana yakışmıyor.' iftirasını atabiliyorlar.Hatırlıyorsanız H.Z.İsa'ya ve Muhammed Mustafa(S.A.V)'ye hatta Mustafa Kemal ATATÜRK'ü de karalamışlardı.Ama gerçek ortaya çıktı ve onlar toplum tarafından kaharaman ve kurtarıcı ilan edildi.Yani güneş balçıkla sıvanmadı.İşte durum budur.Gerçektende durum çok vahim çok!
Son sözüm:'Bilmiyorsan sus adam sansınlar.Biliyorsan konuş ibret alsınlar.' İşte ben bu slogana göre hareket eden bir liderim.Aksi halde bana 'Cahil lider.' demek haksızlık olur.
SAYGILARIMLA.
2006-01-07 20:41:11 -
dünyanın bütün ülkeleri biliyor ki TÜRKİYE'yi hiç bir ülke,hiç bir güç silahla,tankla,topla alamaz.bunu bilen israillilr,amerikalılar buna kalkışamaz bile.işte o yüzden bizim topraklarımızı kardeşi kardeşe düşürerek almak istiyorlar.son söz olarak şunu söyleyebilirim:kürdü,lazı,çerkezi,alevisi,zazasıyla biz hepimiz türküz.kürtlere siz türk değilsiniz diyen bölücülere yardım etmiş olur.kürt türk kardeşlerim nolur sizde amerikalıların,israillilerin oyunlarına gelmeyin.BİZ HEPİMİZ KARDEŞİZ,VE TÜRKOĞLUTÜRKÜZ.
2006-01-07 08:20:54 -
Selam Ben F.Gülen Papanın elini öperken çekilmiş resimleri görmek istiyorum.Allah rızası için lütfen gönderiniz.
Selametle...
2006-01-06 21:49:30 -
It was Martys turn to be confused Huh Bingo back grabbing hold of the sides of the vehicle and pulling himself online bingo Catch you later! (he called over his shoulder) bingo online Typed by: rghryder00@aolcom on-line bingo yet! on line bingo cover asked in big bold letters bingo on line Damn! bingo on-line All right heres what well do: well get an Army Surplus Truck mount .
2006-01-06 17:36:52 -
sen ne biçim adamsın benim konuşsana msn adresim:oguz_celik7@hotmail.com
2006-01-05 12:39:29 - a
Beyaz adam evimize gelmez ki!
Bu yazıda anlatılan olaylar, Kenya’nın başkenti Nairobi’nin bir semtinde, 2004 yılında yaşanmıştır. Kibera adını taşıyan bu semt teneke evlerden oluşan 400 bin kişilik bir yerleşim alanıdır. Hikaye, olayları yaşayanlar tarafından anlatılmış ve Orhan Keskin tarafından kaleme
alınmıştır.
Kenya’nın fakir bir beldesinde yaşarız biz. Günübirliktir hayatımız... Bulduğumuz kuru bir ekmek mutlu etmeye yeter de artar bizleri. Ben, eşim ve çocuklarım küçük bir teneke barakada yaşarız. Yadırgamayız halimizi asla. Zaten birçok Kenyalı da bizimle aynı kaderi paylaşır. Mahallemizin dar, toprak sokaklarından üstü açık lağım kanalları geçer; hastalık, ölüm eksik olmaz beldemizde. Yakıcı güneş ışıkları teneke barakamızı fırına çevirir adeta; sıtma, dizanteri, tifo bırakmaz yakamızı bir türlü...
Bir de beyaz adamlar yaşar bizim ülkemizde. “Onlar ve biz” olarak hayatı sürdürürüz, garipsemeyiz aramızdaki uçurumu: Beyaz Efendi hep üstündür, daima güçlüdür, her zaman saygıya layıktır. Bizlere kendi inanç sistemlerini anlatmaya gelen farklı dinlerin mensupları da hep bu ayrılığı ima ederler: Dinlerini anlatırken zenci-beyaz farkını dile getirmeseler de yaşantılarıyla hissettirirler derimizin rengini... Ayrı sofralarda oturur, ayrı arabalara biner, ayrı evlerde yaşar onlar da.
Bazen ışıl ışıl yıldızlarla dolu Afrika gecelerinde eşimle oturur, derin düşüncelere dalarız. İşte o anlarda kimi zaman kafamızdaki şablonları zorlar, bu anlamsız farklılığa ve adaletsizliğe düşüncelerimizle baş kaldırır; kâinatı yöneten ve onu mükemmel bir şekilde hareket ettiren Zat’ın ülkemizde yaşanan bu zenci-beyaz ayrımından pek de hoşnut olmadığını düşünürüz.
Bir gün bizim gibi düşünen beyazların da olacağını ve onlarla tanışacağımız ânı hayal ederiz. Afrika’mızın kara bahtının bu buluşmayla aklanacağını tahayyül ederiz gözlerimiz dola dola. Ama sabah uyanınca hayallerimiz sona erer hayatın gerçekleri bir kamçı gibi yüzümüze çarpar.
Onlarla tanışacağımız âna kadar hep böyle devam etti hikâyemiz... Yani, eşimin Türk Okulu’nda öğretmen olarak işe başlamasına değin. Evet, onlar da beyazdı; ama davranışlarıyla, hayat tarzlarıyla kafamızda oluşan kalıpları alt üst etmişlerdi.
Bir beyaz zencilere
nasıl servis yapar?
O yaz eşim Hasan yeni açılan bir Türk Okulu’nda öğretmen olarak işe başlamıştı. Okulda göreve başladığı ilk günün akşamı Hasan’ın söylediklerini hiç unutamıyorum. Bana büyük bir heyecanla şunları anlatmıştı: “Biliyor musun yöneticiler ve öğretmenlerin bir kısmı beyaz fakat bugüne kadar tanıdıklarımızdan çok farklı. Aynı şartları paylaşıyoruz, aynı masada aynı yemekleri yiyoruz... İnanmayacaksın; ama bana ve zenci arkadaşlara kendi insanlarına davrandıkları gibi davranıyorlar; bir beyaz öğretmen bizlere tepsiyle çay dağıttı. Okul müdürü bir ara beni çağırarak yaşadığımız ortamla ilgili bilgi aldı.
2006-01-05 12:39:05 - d
Anlattığı şeyler gerçekten şaşırtıcıydı; bir beyaz adam zencilere nasıl hizmette bulunabilir, aynı ortamı ve standartları nasıl paylaşabilirdi! Bunlar gerçekten bugüne kadar karşılaşmadığımız davranışlardı. Hasan’a, “Bu davranışları içten olmayabilir. Buralara yeni geldikleri için bizlere ihtiyaçları vardır. Birkaç ay sonra bildiğimiz diğer beyaz adamlar gibi davranırlar.” diye cevap verdim. Ancak aradan günler aylar geçti. Okuldaki bu insanların davranışları hiç değişmemiş, tam aksine zaman geçtikçe daha da samimi ve içten hale gelmişti.
Kocam her akşam eve döndüğünde bana onları anlatır olmuştu. Bu insanlarla bir fırsatını bulup tanışmak için adeta can atıyordum. Kafamın bir tarafında hep şu soru vardı: Bir beyaz adam asla kendisini bizimle eşit görmez. Bu mutlaka okulun prensipleriyle ilgili bir durumdur. Hasan yine bir akşam telaşla ve heyecanla geldi eve.
Bana, “Fatma müjde, onlarla artık tanışacaksın. Müdür bey Türkiye’den gelen birkaç misafirle beraber bize gelmek istediğini söyledi.”
Önce çok şaşırdım; çünkü böyle bir şeyin asla mümkün olmayacağını düşünüyordum. Hatta Hasan’a biraz da kırılmıştım:
“Lütfen benimle alay etme, dedim. O ise hâlâ aynı heyecanlı ses tonuyla “Alay etmiyorum. Gerçekten yarın akşam bize gelecekler, buna inan.” diyordu.
Eşim oldukça ciddiydi. Onu iyi tanırım. Bu ses tonu ve bu yüz ifadesiyle asla şaka yapmaz. Artık tatlı bir heyecan ve merak sarmıştı beni de. Fakat hâlâ bir yanlışlık olabileceğini düşünüyordum. Hasan’a set bir ses tonuyla:
“Beyaz adam evimize gelmez ki!” dedim. O an ağladığımı fark ettim. Aman Allah’ım neden ağlıyordum ki... Yoksa...
Yoksa simsiyah tenimden süzülen bu beyaz gözyaşları beklediğim, özlediğim ak Afrika’ya mıydı? Beklediğim nur yüzlü insanlar onlar mıydı acaba? Ertesi günü ve gelecekleri saati iple çektim. İçimde hep “Acaba gelirler mi ki?” sorusu vardı. Gelseler bile bize nasıl bakarlar, nasıl davranırlardı; bu farklı halimizi ve ortamımızı nasıl karşılarlardı? Ve geldiler... Önce eşimle kucaklaştılar bir bir... Sonra beni saygıyla selamladılar, büyük bir nezaketle halimi hatırımı sordular... Heyecandan titriyordum, mutluluktan ağlamak geliyordu içimden.. Belki de ağlıyordum. Beyaz adamlar bugüne kadar hiç kimseden görmediğim bir saygıyla ve içtenlikle selamlamışlardı beni. İlk kez bir zenci ile beyazın böylesine dostça kucaklaşmasına şahit olmuştum. Hepsinden önemlisi de çocuklarımı tek tek kucaklarına almış onları okşayıp öpmüşlerdi. Üstelik teneke, tek odalı evimizi hiç yadırgamamışlardı. Hepimize ayrı ayrı hediyeler getirmişlerdi. Bir saat boyunca evimizde neşeyle oturup hiçbir şeyi yadırgamadan ve tepeden bakmadan bizimle olmuşlardı...
İşte o zaman anladım ki beklenen ak adamlar, nur yüzlü insanlar onlardı. Yine o zaman anladım ki küçük teneke barakamız tarihe şahitlik ediyordu. Afrika’mızın kara bahtını değiştirecek, beklediğim insanlar galiba bunlardı...
2006-01-05 12:38:49 - beyaz
Beyaz adam evimize gelmez ki!
Bu yazıda anlatılan olaylar, Kenya’nın başkenti Nairobi’nin bir semtinde, 2004 yılında yaşanmıştır. Kibera adını taşıyan bu semt teneke evlerden oluşan 400 bin kişilik bir yerleşim alanıdır. Hikaye, olayları yaşayanlar tarafından anlatılmış ve Orhan Keskin tarafından kaleme
alınmıştır.
Kenya’nın fakir bir beldesinde yaşarız biz. Günübirliktir hayatımız... Bulduğumuz kuru bir ekmek mutlu etmeye yeter de artar bizleri. Ben, eşim ve çocuklarım küçük bir teneke barakada yaşarız. Yadırgamayız halimizi asla. Zaten birçok Kenyalı da bizimle aynı kaderi paylaşır. Mahallemizin dar, toprak sokaklarından üstü açık lağım kanalları geçer; hastalık, ölüm eksik olmaz beldemizde. Yakıcı güneş ışıkları teneke barakamızı fırına çevirir adeta; sıtma, dizanteri, tifo bırakmaz yakamızı bir türlü...
Bir de beyaz adamlar yaşar bizim ülkemizde. “Onlar ve biz” olarak hayatı sürdürürüz, garipsemeyiz aramızdaki uçurumu: Beyaz Efendi hep üstündür, daima güçlüdür, her zaman saygıya layıktır. Bizlere kendi inanç sistemlerini anlatmaya gelen farklı dinlerin mensupları da hep bu ayrılığı ima ederler: Dinlerini anlatırken zenci-beyaz farkını dile getirmeseler de yaşantılarıyla hissettirirler derimizin rengini... Ayrı sofralarda oturur, ayrı arabalara biner, ayrı evlerde yaşar onlar da.
Bazen ışıl ışıl yıldızlarla dolu Afrika gecelerinde eşimle oturur, derin düşüncelere dalarız. İşte o anlarda kimi zaman kafamızdaki şablonları zorlar, bu anlamsız farklılığa ve adaletsizliğe düşüncelerimizle baş kaldırır; kâinatı yöneten ve onu mükemmel bir şekilde hareket ettiren Zat’ın ülkemizde yaşanan bu zenci-beyaz ayrımından pek de hoşnut olmadığını düşünürüz.
Bir gün bizim gibi düşünen beyazların da olacağını ve onlarla tanışacağımız ânı hayal ederiz. Afrika’mızın kara bahtının bu buluşmayla aklanacağını tahayyül ederiz gözlerimiz dola dola. Ama sabah uyanınca hayallerimiz sona erer hayatın gerçekleri bir kamçı gibi yüzümüze çarpar.
Onlarla tanışacağımız âna kadar hep böyle devam etti hikâyemiz... Yani, eşimin Türk Okulu’nda öğretmen olarak işe başlamasına değin. Evet, onlar da beyazdı; ama davranışlarıyla, hayat tarzlarıyla kafamızda oluşan kalıpları alt üst etmişlerdi.
Bir beyaz zencilere
nasıl servis yapar?
O yaz eşim Hasan yeni açılan bir Türk Okulu’nda öğretmen olarak işe başlamıştı. Okulda göreve başladığı ilk günün akşamı Hasan’ın söylediklerini hiç unutamıyorum. Bana büyük bir heyecanla şunları anlatmıştı: “Biliyor musun yöneticiler ve öğretmenlerin bir kısmı beyaz fakat bugüne kadar tanıdıklarımızdan çok farklı. Aynı şartları paylaşıyoruz, aynı masada aynı yemekleri yiyoruz... İnanmayacaksın; ama bana ve zenci arkadaşlara kendi insanlarına davrandıkları gibi davranıyorlar; bir beyaz öğretmen bizlere tepsiyle çay dağıttı. Okul müdürü bir ara beni çağırarak yaşadığımız ortamla ilgili bilgi aldı.
2006-01-05 09:13:58 -
The next item to observe is the type of game being dealt gambling software I wouldnt worry about em Professor casino online According to your girlfriend Suzy Parker you and she were at the online blackjack joining up with the Professor just as the gas had finished.
2006-01-05 09:13:32 -
The next item to observe is the type of game being dealt gambling software I wouldnt worry about em Professor casino online According to your girlfriend Suzy Parker you and she were at the online blackjack joining up with the Professor just as the gas had finished.
1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870> 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 >
Total 2926 comments
