You are about to join the
Discussion : EBay encounters more Internet frauds
Discussion is closed !1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480> 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 > Total 2926 comments
2006-03-25 07:46:16 -
iyi muhabbetler
2006-03-25 07:44:26 -
slm
2006-03-24 17:39:18 -
bi ara gelde bi cila çekelim sana veya kalaylıyalım..
2006-03-24 17:37:56 -
samimi müslümanlara sesleniyorum. ortalıkta bariz bir şekilde bir münafıklık var. bu nurcu arkadaşlar acaba papaz büyüsüne mi tabi tutuluyor da herşey de bi hikmet arıyorlar. tabiatları ve eğitimleri gereği memleket elden giderken bile bu işte bi hikmet arıcaklar . korkum şudur ki allah daha önce bazı kavimlere yaptığı gibi bir kaç hain yüzünden bizi helak edecek. ama bizim gibi allahın sevgisine mazhar olmuş bir milleti allah böyle şerefsizlerle aynı kefeye koymaz . kurtuluş savaşında ataurke karşı cephe kurmuş savaşmış yani kuvayi milliye 'ye karşı olmuş bir grupun önderinden ve yaverlerinden başka ne beklenebilir ki? samimi ,allah korkusu taşıyan insanlar. önce haydar baş denen şahsın hayatını bi irdeleyin. kurana sünnete kanuna aykırı bi durum sözkonusu mu? bana bbi belge verin haydar başın aleyhinde bu sitede eşşek gibi bağırıcam ..buyrun söz sizin .
2006-03-24 17:29:44 - aynen devam
Said-i Nursi’nin “kurucu ve yönetim kurulu üyesi” listesinde yer aldığı Cemiyet-i Müderrisin’in yayınladığı “Kuvay-ı Milliye” karşıtı bildiri 85 yıl önce olduğu gibi bugün de ortalığı karıştırdı.
Bu bildiriyi yayınladığımızda bize “yalan, iftira, böyle bir şey yok, müfteri!” diye saldıranlar, 2 hafta içinde yaptıkları araştırmalarda “yazdığım her satırın yüzde yüz doğru olduğunu” kendileri de teyid ettiler.
1- “Bildiri yok” diyorlardı. Beyazıt Kütüphanesi’ni ayak yolu yapıp, bildiri tarihinde yaptığım 10 günlük bir hataya rağmen, 26 Eylül 1919 tarihli İkdam gazetesini buldular!
2- Bir taraftan bu dehşet verici bildiriyi nasıl tevil edeceklerini tartışırken, öbür taraftan “Kuvva karşıtı olan Said-i Nursi değil, Molla Sait’ti!” şeklinde trajikomik bir hedef saptırmaya gittiler.
Oysa biz Molla Sait’ten değil, Said-i Nursi’den bahsediyorduk.
3- Daha sonra “efendim o bildiriyi yayınladığında Said-i Nursi cemiyetin sade bir üyesiydi!” şeklinde “acayip” bir savunmada bulundular.
Yani demek istedikler ki, “Öyle bir bildiri var, o bildiri milli orduya ‘eşkıya, canavar’ diye hitap ediyor ama Said-i Nursi bu bildiriyi yayınlayan cemiyetin sade bir üyesiydi..”
Biz de bunun üzerine Said-i Nursi’nin, Cemiyet-i Müderrisin’in “yönetim kurulunda” olduğunu bildiren muteber kaynakları dün aktardık.
Demek ki neymiş?
Başlangıçta külliyen reddettikleri Kuvva karşıtı bildiriyi önce kabullendiler sonra “Canım hocamız o cemiyetin sade üyesiydi” diye kıvırtmaya çalıştılar.
Ama, Said- Nursi’nin bildiriyi yayınlayan cemiyetin yönetim kurulu üyesi olduğunu, şamar gibi, kendi muteber kaynaklarına dayanarak yüzlerine çarptık.
4- Şimdi ise bildirin “emr-i vaki” (!) ile yayınlandığı yalanı üzerine yeni bir savunma hazırlıyorlar.
Yani, Türkiye’nin yönünü değiştirecek, İngilizin ve Yunan’ın ekmeğine yağ sürecek olan bir bildiri emr-i vaki ile yayınlanmış!
Bir defa o bildiri, çok ağdalı edebi cümleleri, geniş tasvirleri ve muhtevası ile üzerinde günlerce hatta haftalarca çalışılmış bir bildiri. Böyle bir bildiri kaleme alınırken ilk başta yönetim kurulu üyeleri söz ve ehliyet sahibidirler.
Nasıl olur da emr-i vaki yapılır? Sahi emr-i vakide bulunanlar kim? İngilizler ya da Yunanlılar mı?
Said-i Nursi’nin bildiri yayınlamadan önce bidiriden haberdar olmadığına inanacak kadar gerizekalı olduğumuzu düşünmüyorsunuz herhalde.
Koskoca “allame-i cihanın” emr-i vakiye getirildiğini iddia etmek ‘nur yolu’nun şakirtlerine yakışmıyor.
5- Söz konusu yazılarımızda, “Kuvva karşıtı” bildiri hakkında bilgi alınabilecek kaynakları da aktarmıştık; (26 Eylül 1919 tarihli İkdam gazetesi/Yücel Özkaya, Ulusal Bağımsızlık Savaşı Boyunca Yararlı ve Zararlı Dernekler, Atatürk Araştırma Merkezi Cilt IV, Sayı 10, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd (ATESE) Arşivi, Klasör 86, Dosya 144 1318, fihrist 240...
Ancak, Said-i Nursi taraftarları “biz o belgeleri kabul etmezük!” şeklinde çılgınca bir tavır sergilediler.
Yok efendim, bu belgelere itibar etmezlermiş, miş mişler...
Niye, “başında Genelkurmay” varmış da ondan!
Şu gerizekalılığa bakın! Adam, değil Türk askerinin varlığını kabul etmeyi, Türk askerinin arşivindeki yüzde yüz gerçek bir dokümanı bile reddediyor.
Yahu, siz değil miydiniz “Said’imiz Kuva-yı Milliye karşıtı değildi” diyen. Nedir Kuva-yı Milliye? Milli kuvvetler demek. O milli kuvvetler daha sonra “milli ordu, Türk ordusu” haline gelmiştir demek.
Sizin Said-i Nursi’niz ne menem bir “Kuvva yanlısı imiş ki!” onun peşinden gidenler milli ordunun arşivindeki belgeye bile küfrediyorlar?!
Kaldı ki, o belge önümüzdeki onlarca belgeden sadece bir tanesiydi.
Bizim belgelerimize itibar etmeyenler, İngiliz Rio Tinto firması ile Cudi Dağı’nda ortak maden arayan Turgay Ciner’in Sabah gazetesinde “Said-i Nursi’yi öven” bir muhabirin yazısını “tarihi belge olarak” sunuyordu!
2006-03-24 17:28:23 - aynen devam
Okulun adı Meridyen İnternatıonal School. Bulunduğu ülke Ukrayna. Şehir Kiev.
Kardeşimin çocuğu bu okulda öğrencidir. Ben Amerika’da çalışmakla beraber, her iki ayda bir, iş gereği Ukrayna’ya kardeşimin yanına gidiyorum. Burada kardeşimin evinde yaklaşık 15 gün kalıyorum. Yeğenimi gönderecek bir Türk okulu bulduğum için sevinçle İlk taksidini kendim ödeyerek kayıt ettirmiştim.
1– Okulda öğrencilere günde 2 öğün domuz eti sosis–salam yediriyorlar. Yaşı gereği haram olduğunu bilen Müslüman çocuklar yemiyorlar.
Ancak küçük yaşkaki ana sınıfı veya 2. sınıf talebeleri önlerine konulan hakkında, öğretmenleri tarafından uyarılırsa yemiyor, uyarılmazsa geçmiş ola!... Bazan uyarılsalar bile ağlayıp–sızlayıp ne yapıp ne edip yiyorlar.
2– Daha anasınıfındaki çocuklara geçen yıl 3 dini öğreten bir dersi, müfredata koymuşlardı. Şimdi bunda ne var diyeceksiniz. “Hepimiz öğrendik, Din Kültürü ve Ahlak Dersinde, dinleri ve dinler tarihini.” bu durum biraz farklı.
Çünkü burada dersi veren öğretmenlerin hepsi Hıristiyan ortodoks.
Hırıstiyanlık üzerinde uzunca durarak, tanrı inancının baba, oğul ve kutsal ruhtan oluştuğunu empoze ediyorlar. Kendi boyunlarında taşıdıkları haçı göstererek, tanrının sembolü olduğunu anlatıyorlar.
Bunu müteakip, İslam dinini sanki filozofik bir görüşmüşcesine yüzeysel geçiyorlar. Hz. Muhammed’in peygamber olduğunu telaffuz bile etmedikleri gibi, İsa’nın tanrı olduğunu özellikle ve defalarca vurguluyorlar.
Biz de bütün bunları çocuk eve geldiğinde bizzat kendisinden dinliyoruz.
3– Okulun hiç biryerinde Atatürk’ün bir tek resmi yok. “Elbette olmayışı teknik olarak mümkün. Çünkü yurtdışında bir okuldur ve Milli Eğitime bağlı değildir.” Ancak bir Allah’ın kulu hoca da yok ki, bırak resmini asmayı, derste Atatürk’ten bahsetsin.
Burada yetişen nesil Atatürk resmini görünce tanımıyor. Mc. Donnald’sın palyaçosunu görünce “Aaa Mc. Donnald’s” diye sempatisini gösteriyor.
Koskoca ülkenin kurucusunun, kendi tarih dersinde 30 saniyelik yeri yok.
4– Bu okulun girişinde bir çok ülkeden bayraklara rastlayabilirsiniz, ancak Türk bayrağını göremezsiniz. Ama buna karşın okul muhasebecisinin odasında, konferans salonunda, İsa’nın resimleri, tanrının yani baba tanrının tahtta otururken tasvir edilmiş resimleri boy boy. Çocuk eve gelince “Baba Allah beyaz sakallı bir adam mı?” diye soruyormuş. “Ben okul da resmini gördüm” diyormuş.
Kardeşimin anlattığı çok can sıkıcı detaylar var ancak, bu detayları gelecek günlere saklıyorum.
Aşağıda ki soruları sormamı bizzat kardeşim rica etti:
1– Himmet paralarını çocuklara domuz yedirmek için mi topladınız milletten?
2– O kadar teşkilatınız var, 200–300 kilo sığır eti sosis, salam et alacak üretici bulamadınız mı? diye sorarlar adama.
3– Gurbet elde çocukların kültürünü korumak için, Türk olduğunu unutturmamak içi, Türk okuluna gönderiyoruz. Sizin bu düşüncesizliğiniz tamir olunmaz yaralar açmaz mı, küçüçük çocuklarda?
4– Gurbet elde işerin yoğunluğu nedeniyle, çocuğa Müslümanlığı evde zor öğretirken, siz okulda haç çıkartıp, istavroz öğretmek için mi okul açtınız?
5– Her yere İsa, oğul, baba resimleri asan çalışanlarınızdan, utanıp bir bayrak asan neden yok?
6– Domuz eti yemek haram da, domu eti ikram etmek haram değil mi? Çocuk ne anlar domuzdan, temizden, pisten?
Felsefe Profesörü okuyucumun (ismi bizde mahfuz) gönderdiği mesaj böyle.
Dinlerarası diyalog diyerek yola çıkanların, bu konuda kendilerini uyaran, hayrı tavsiye eden vatansever mü’minleri dinlemeyenlerin akibeti bu işte: Gurbet elde okullar açıp domuz eti servisi yapmak, baba–oğul–kutsalruhu öğretmek, müslüman çocuklara istavroz çıkartan papazlara maaş ödemek ve Türk bayrağını kaldırıp atmak. Başka söze ne hacet.
2006-03-24 17:27:19 - alttaki konuya devam
sohbetlerde menkıbe olarak anlatılan bir papaz masalı", himmet toplantılarının ve kimi nur sohbetlerinin "hangi tür papaz masalları" etrafında döndüğünün göstergesi oldu benim için Ünye’deki kardeşimizin belirttiğine göre, İstanbul’dan gelen üst düzey bir ağabey himmet toplantısında anlattı bunu.
Masal şöyle; İstanbul’da papazın birisi Pazar ayinini yönetiyormuş. Tam ayinin ortasında öğle ezanı okunmuş. Papaz, ayinini derhal yarıda keserek içeri girmiş. Kilisedeki ayine iştirak eden üç–beş kişi dona kalmışlar. Papaz, 10–15 dakika sonra kolları, saçı–sakalı ıslak ve başı mesh edilmiş vaziyette tekrar ayinini yönetmek üzere öne geçmiş. Niye ıslakmış biliyor musunuz? Papaz, gizlice öğle namazını kılmak için içeri geçmiş, namazını kılmışmış, tekrar ayinin yönetmek için geri dönmüş. Bu da güya "gizli Müslüman nurcu bir papaz"mış Böyle çok papaz varmış; her papazı öyle küfürle itham etmek yanlışmış, çok ağır bir vebalmış
Papalık misyonunun bir parçası olmak"tan (Bkz. Zaman, 10 Şubat 1998, F. Gülen tarafından Papa’ya sunulan mektup) gelmektedir.
2006-03-24 17:26:55 - alttaki konuya devam
Bu düşüncelerin fikir babası şol kişidir diye. “Gerekçeli kararda” şu ifade çok ilginç. “Said Nursi Müslümanları, İnkar–ı Uluhiyeti fıtrat haline getiren (ateistlerin) saldırısına karşı mücadele etmek için dindar (samimi) Hıristiyanlarla ittifak kurmaya teşvik ediyordu.” İşte tam da burada şunu sormak gerekmez mi; İslam dünyası şu anda ateizmin saldırılarıyla mı karşı karşıya yoksa Evangelist Hıristiyanlığın saldırı, hücum, taarruz, işgal, ırza geçme, gasp, cinayet, katliamlarıyla mı karşı karşıya? şu şekilde de ifade edebiliriz; İslam dünyasına “küfr–ü mutlak/ateizm mi hücum ediyor yoksa küfr–ü mukayyet/Hıristiyanlar mı?” Said–i Nursî’den mervi şu tabir de çok komik, küfr–ü mutlak. Demek küfür ikiye ayrılıyormuş; bir küfr–ü mutlak/mutlaka küfür. İki küfr–ü mukayyet/kayıtlı küfür, yani şartlara bağlı küfür. Kur’an’da ve hadis–i şeriflerde bu tasnif olmadığına göre bu zırvanın kaynağı ne?
2006-03-24 17:21:45 -
aşağıda belgeleeri ile verilen yazıları dikkatle okuyup halis niyetle düşündükleri taktirde bütün fetoş ve said nursi hayranlarına eğer hala müslümanlarsa verilecek iyi bir cevaptır. allah rızası için okuyup pay çıkartın....
Şöyle diyor Said– Nursi:
“Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükafatı vardır.” (Kastamonu Lahikası,s.45)
“Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükafatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası,s.75)
“Hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası,s.45)
2006-03-24 17:20:58 - korkusuzlardan
her türk evladını beşiktaşlı olmaya çağırıyoz desem olmaz ama trabzonluda olmayın kardeşim yaaaaa
2006-03-24 17:19:42 - korksuzlardan
ya bu trabzon sporluları anlamak güç, hiç mi milliyetçiliğiniz yok sizin kardeşim,
anostasis e yenil, akp ci tayyibin götverenini başkan yap, ya bide şampiyonluk hayali kur!!!
osur osur ipe diz:::::::::::::::::::
2006-03-24 17:16:57 - korkusuzlardan
Ara ki, "Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmuş diyalogcular"ın yanında bulasın Heyhat!
TRT 1’de Senai Demirci, kendisiyle uzun uzun yaptığı söyleşiye global ve küresel güçlerin planlarından ve Irakta yaptığı vahşetten başlayarak girdiğinde; işte nihayet, dedim, Hoca artık gerçekleri haykıracak... Yine heyhat ki, ne heyhat! Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde bu global güçlerin tezgahı olduğunu artık herkesin anlamaya başladığı dinler arası diyalogun mesnetsiz söylemlerini dillendirdiğinde yine büyük bir hayal kırıklığı yaşadım
Gediklisi olduğu Pazar Sohbeti programında yaptığı her konuşma ise bize bir Tatar atasözünü hatırlatıyor: "İnsan şişirilmiş bir tulumdur, konuştukça inmeye başlar."
Dinler arası diyalogu eleştirenler, sonuçlarına baksın, diyordu; binlerce kilise evleri, Hıristiyanlığa yuvarlanan gençleri, ekranlarından eksik olmayan papazları, bozulmaya çalışılan ehl–i sünnet akaidini görmezlikten gelerek Taşı gediğine oturtmak üzere "Görene, köre ne!" demek icab eder.
Hele Karaman’ın Pazar Sohbeti’nde ettiği bir cümle var ki, dinler arası diyalogun ne idüğünü belki de farkına varmadan ele veren en ilginç delildi. Diyordu ki, İmam–Hatip Liselerini bir partinin arka bahçesidir bahanesiyle budadılar; şimdi de Hıristiyanlığın arka bahçesidir diye hizmetin okullarını kapatmak istiyorlar.
Biz de şimdi soruyoruz: Sizi, onbinlerce saf Anadolu insanının büyük fedakarlıklarla yapımına katkıda bulundukları bu okullardan dahi vazgeçirecek kadar dinler arası diyaloga sürükleyen etkenler nelerdir? Dinler arası diyalog faaliyetinden vazgeçin, okullarınız da kurtulsun, olsun bitsin.
Başörtüsüne furûat dediniz, birçok dini hassasiyetten vazgeçtiniz. Neden dinler arası diyalogdan vazgeçemiyorsunuz? Neden?
Diyalog namına kimler, kimlere ne taahhütlerde bulunmuş; ne alınmış, ne verilmiş?
Hayrettin hocanın, adı geçen TV programında bir doktora öğrencisinin (M. Alıcı) tezinin arkasına sığınması da oldukça manidar oldu. Alıcı’nın tezinin arkasında ne var ki, Karaman ona sığınma ihtiyacını izhar ediyor? İşin o tarafını şimdilik, dilerseniz çok deşmeyelim
Artık bundan sonra, bu vatanı aziz bilen akademisyenler olarak Hayrettin Karaman’ı ve Suat Yıldırım gibileri sadece "Heyhat!" ile ve ibretle izlemeye devam
edeceğiz."
2006-03-24 17:16:21 - kkorkusuzlaradan
KARAMAN’IN SONRA ÇIKAR OYUNU
YÖK tarafından tırpan yemesin veya diyalogcular tarafından başının eti yenmesin diye adı bende mahfuz bulunan bir akademisyen arkadaşımızın, yayınlanmak üzere tarafıma ulaştırdığı kendisi gibi onlarca akademisyenin bir nevi ortak serzenişini mahşeri vicdana arz ediyorum
"Prof. Dr. Hayrettin Karaman, bizim imam–hatip ve ilahiyat camiasının duayen isimlerinden olup, görüşleri ve fikirleri önemsenen simalardan birisidir. Biz de İslam hukuku sahasında doktora çalışmaları yaptığımız dönemlerde eserlerinden faydalanmıştık. Doktora tez aşamasında bizim için postulat hükmünde olan görüşlerini vicahen alma maksadıyla Marmara İlahiyat Fakültesi’ndeki odasının kapısını çalıp, onu bulamadığım andaki üzüntümü daha dün gibi hatırlarım.
Öte yandan Ensar Vakfı’ndaki faaliyetleri ve oradaki konuşmalarıyla da gönlümüzde yer etmişti. Nitekim 1980’lerin ortalarında Ensar Vakfı’nın tertiplediği piknik toplantısında dini özgürlükleri törpüleyenlere şöyle celalleniyordu: "İslam, dişleriyle–pençeleriyle bir arslan gibidir. Bunlar bu arslanın dişleri ve pençelerini sökmeye çalışıyorlar. İslam’ı pasifize etmeye çalışıyorlar. İslam arslandır arslan " diye kükrüyordu, alkışlar ve tezahüratlar eşliğinde.
Nereden nereye?!
Aradan yıllar geçti. Aziz vatanımız gaflet, dalalet ve hatta bir nevi hıyanet edenler eliyle her yönden gelen saldırıların hedefi haline geldi.
Türkiye’yi zayıf düşürmek isteyen dış ve iç hainlerin, İslam gibi bu toplumu ayakta tutan bir dinamiği saldırıdan vareste tutmayacakları az çok toplum bilimle ilgilenen herkesin tahmin edebileceği bir gerçekti. Ve İslam’a, onun akaid ve erkanına sinsice hazırlanmış saldırılar birbiri ardınca servis edilmeye başlandı.
İşte tam bu bağlamda gözlerimiz duayenimizi, yani o pikniklerde kükreyen Karaman hocayı aradı. Heyhat!.. Hayret ki, ne hayret!
Ara ki, "Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmuş diyalogcular"ın yanında bulasın Heyhat!
TRT 1’de Senai Demirci, kendisiyle uzun uzun yaptığı söyleşiye global ve küresel güçlerin planlarından ve Irakta yaptığı vahşetten başlayarak girdiğinde; işte nihayet, dedim, Hoca artık gerçekleri haykıracak... Yine heyhat ki, ne heyhat! Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde bu global güçlerin tezgahı olduğunu artık herkesin anlamaya başladığı dinler arası diyalogun mesnetsiz söylemlerini dillendirdiğinde yine büyük bir hayal kırıklığı yaşadım
2006-03-24 17:13:57 - korkusuzlaradan
sorgulayanı sorgulayan arkadaşa teşekkür!!!
kardeşş bunların alayı kırma!!!!
kurtuluş savaşından sonra doğan piçlerden olsa gerek bunlar!!!!
adamların din iman atatürkle alakası yokken, bunlara din sevgisini ,bayrak sevgisini helee atatürk sevgisini öğreten haydar baş gibi bir lideri sevemeyyecek insanın soyağıcına bakmak lazım!!!
bunlarr piç tir piç!!!
adam kırma , t.c. nüfus kağıdı taşıyo diye kendini türk zannediyo!!!
korkulşaruıda belli, haydar baş o sahte türklerin nüfus cüzdanblarını ellerinden alacak
2006-03-24 17:12:57 -
lan sorgulayan bide sıradan müslümanım diyosun senden olsa olsa sıradan bi orospu çocuğu olur.. o da sikilmek için millete para veren birinin çocuğu olabilirsin ancak ..
1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480> 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 >
Total 2926 comments
