home Contact Us

Computer Crime Research Center

You are about to join the

Discussion : EBay encounters more Internet frauds

Discussion is closed !

1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300> 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 > Total 2926 comments



2006-04-07 04:48:10 - Vaybe
Korkusuzum diyerek ortaya çıkan arkadaş edepsizlik ne sana ne de bir başka müslümana yakışır. Bir görüş veya fikir ortaya atıyorsan önce edeplice kelime kullanacaksın sonrada rahatlıkla ispat edeceksin.

Bakıyorum sen bu temel kurallardan pek haberdar değilsin. Bu yöntem ile foruma katılmaya devam edersen kesinlikle ciddiye alınmazsın haberin ola.


2006-04-06 15:15:43 - Cagiran
ERBAKAN İLE NASIL KARŞILAŞTIRABİLİRSİN?
ERBAKANI SEVELİM SEVMİYELİM HAKKIYLA AKADEMİK KARİYER YAPMIŞ BİR SÜRÜ HAKKIYLA BİRİNCİLİĞİ OLAN EN AZINDAN AKADEMİK KARİYERİNE LAF SÖYLEYEMİYECEĞĞİMİZ BİRİ.

HAYDAR İSE SAHTEKAR.

bULUNDUĞU İLÇEDE ESNAF ÖRGÜTÜ KURUP ESNAFLARI DOLANDIRAN BASİT BİR ÖĞRETMENKEN.

HER TÜRLÜ HİLE İLE TARİKATIN BAŞINA GEÇİP TARİKATI DAĞITAN KENDİNE YALAKALIK ETMEYENİ UZAKLAŞTIRAN ENSONUNDA KOSKOCA TARİKATI DAĞITIP KENDİNE AIT RANTA DÖNÜŞTÜREN.

KOSKOCA TARİKATI DAĞITIP BİR AVUÇ YALAKAININ ÇEVRESİNDE MENFAAT İÇİN BULUNDUĞU KUŞ KADAR PARTİYE ÇEVİREN SAHETEKARIN BİRİ.

ERBAKAN NEREDE HAYDAR NEREDE.


2006-04-06 14:55:45 - Serbilen
bir kürt olarak bende katılıyorum bu sözlere çünkü eskiden ecdadımız hep öyleydi ayrıca bu ülkede kardeş kavgası isyeyen kürtçülerede türkçülerede karşıyım onları kınıyorum allah onları nefretleriyle kahretsin yaşasin islam kardeşliği


2006-04-06 13:06:58 -
BİLGE İLE KÖPEK



Bir
bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin
devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini
çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki
yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır.
Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi
yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:



-Benim bundan öğrendiğimm şu oldu,der.

-Bir insanın istekleri ile aras೩ndaki engel, çoğu zaman kendi içinde
büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu
aşarsa, istediklerini elde edebilir.



Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı
olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir
köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş,
senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...



Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır.


Sözlerim anlayana!


2006-04-06 12:26:41 -
Benim degerli kardesim.Osmanli hakkinda yazdigin yazilardan dolayi sana sonsuz tesekkürlerimi sunarim.Ayrica sunu da bilmeni isterim ki ben Haydar BAS'i savunmuyorum.


2006-04-06 07:31:32 - OSMANLIDAN
Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın: "Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle
Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Kucuk Asya, c. 9)

Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın İstanbul’dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum." Ayni müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor: "Fakat sunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile tesmil
ederler."

Bu tespiti, İslam ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor: "Türk şefkati hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra su örneği zikrediyor: "Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak baslarında sahipsiz
kopeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..." "Kaçık”lığın kaynağını da veriyor adam: "Birçokları da sırf azan etmek için kuşbazlardan kus satın alırlar. Bunu yapan bir Türk’e bir gün yaptığı isin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve su cevabi verdi: Allah’ın rızasını tahsile yarar."

Galiba geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı. Yahya Kemal Beyatlı’nın bir tespitiyle yazımızı noktalayalım:
"Eski Türklerin bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu için de çok şeyleri vardı; yeni Türklerin de dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak."


2006-04-06 07:31:06 - OSMANLIDAN
Eskiden biz:,,,,

Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.

Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odası’nın en görünür yerinde su mealde bir tavsiye levhası asiliydi: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

İtibarlıydık: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası’nın toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.

Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kus sarayları yapardık.
Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi söyle anlatıyor:
"Türk dükkanlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkancılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu’ndaki ikametgahıma kadar gelmişlerdir."

Medeni idik: İngiliz sefiri Sor James Porter ise, 1740'larin Türkiye’si için şunları soyluyor: "Gerek İstanbul’da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm suren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkan bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."

Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor:
"Haksizlik, murabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."

Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr. Brayer, 1830'larin İstanbul’unu getiriyor önümüze: "Evlerin kapısının söyle böyle kapatıldığı ve dükkanların çoğunlukla umumi ahlaka itimadın acık bırakıldığı İstanbul’da her sene azami bes-altı hırsızlık vak'ası görülür." Ubicini Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payitahtta dukkâncilar, namaz saatlerinde dükkanlarını acık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz.

Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vak'aları olmadan gün geçmez."

Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize: "Istanbul Turk halki Avrupa'nin en nazik ve en kibar insanlaridir. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan isitilir. O kadar müsamahakardırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."

Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnamesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç şüphesiz ki, ahlak bakımından Türk siyasetiyle medeni hayati
bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir." Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.


2006-04-06 07:27:38 -
Biz olalım

Ey inancı sağlam mü'min!
Kalk ayağa artık oturma
Nimetler uzak değil, sevin
Çalışana verir Rabbim unutma.
-
Tefrikaları kaldır, dinine vurma
Hurafelerden sonra, düşman arama
Dünyaya bak, şeytan kapılma
Seni-beni bırak, bizi bulalım.
-
Atan yaşamış tarihe baksana
Mükâfatlarından ders alsana
Kur'an'daki hükümleri yaşasana
Seni-beni bırak, Adem ile Havva'ya gidelim.
-
Alalım Kur'an'ı duvardan
Hükümleri kaldırıp atmadan
Şeytana uyup sapmadan
Seni-beni ez, bizi seçelim.
-
Akıl verdim diyor Hak
Çözmeye yeter içindeki idrak
Uymayanlara bela müstehak
Seni-beni bırak, bizi bulalım.


2006-04-06 06:58:47 - Edip
Atatürk denen Adam islamın kökünü kazımaya çalışmış ve putlaştırılmış aklı başında bir insan ve müslüman neden sevsin.

Ne dünyalık faydası var ne de allalık faydası

fakat hortumcular bu adamı çok sever
onun sayesinde müslüman halkı sömürürler.


2006-04-06 06:35:48 - erhan etik
REFAHYOL HÜKÜMETİ NELER YAPMADI?

6. Demokrasiden taviz vermedi
Parlamentodaki bütün muhalefet partileri (ANAP, CHP, DSP ve DTP) 28 Şubat baskıları karşısında, baskıcılarla işbirliği içerisinde, demokrasi mücadelesinde havlu atarlarken, bu mücadeleyi sürdürme görevini sadece Başbakan ERBAKAN ve sadece Refah Partisi üstleniyordu.

Nitekim bir araştırmacı yazar Süleyman Kocabaş “Refah Sendromu” isimli eserinde: “İşin aslına bakılırsa Refah’ın bütün bu girişimleri tam bir demokrasi ve gerçek bir laiklik uygulamasıydı. RP bunu anlatamadı, anlatamazdı da.” (Sh.127)

“Refah Partisi’nin en büyük faydası, ülkedeki anti demokratik yapıyı ortaya çıkarmış olmasıdır.” (Sh.419)

Aynı görüşteki yazarlardan birisi de Fehmi Koru idi. Koru, “Kaçan Fırsat” başlıklı köşe yazısında;

“Türkiye’de demokrasinin kitaplarda yazıldığı şekilde olmadığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı, Milli Güvenlik Kurulu, Anayasa Mahkemesi, Ordu, bürokrasi ve güçlü birimler, RP’li Hükümete kulak asmadı. Onu gemleyen bir işlev üstlendiler. Türkiye’de devlet denilen aygıtın, hükümetten ve Meclisten bağımsız olarak var olduğunu açığa vurdu. Bu bakımdan gerçekten yararlı ve faydalı oldu RP’li Hükümet.” (04.07.1997)

7. İnsan Haklarından taviz vermedi
ERBAKAN HOCA daima şunu derdi:

“Rusya’daki rejim, Rusya’nın ormanı, madeni olmadığı için değil, insan hakları olmadığı için yıkıldı. Türkiye’de de insan hakları hep ihlal edildiği içindir ki, başımıza bu ekonomik ve sosyal felaketler geliyor…”

REFAHYOL’un sadece refah kanadı, Türkiye’de, 28 Şubat Ek A metni çerçevesinde baskı altına alınmak istenen insan haklarını korumak için, ortağının zikzaklarına rağmen amansız bir mücadele veriyor, müthiş bir direnç sergiliyor ama asla ilkelerden taviz verilmiyordu.

8. İç ve Dış Borçlanmaya Gitmedi

REFAHYOL Hükümetinde Refah kanadının iç borçlanmayı frenlemek için ortağı olan DYP’nin Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Ufuk Söylemez hakkında gensoru önergesi verecek hale geldiğini hatırlarsınız.

REFAHYOL’un Refah kanadı, 25 Ocak 1997 tarihinde, evvelce tamamı iç ve dış borç faizlerine giden bütçe imkanlarını, yatırıma dönüştürme projelerini bir basın toplantısıyla (24 Ocak 1997) kamuoyuna açıklandığını da hatırlarsınız.

9. Rantiyecilere Yüz Vermedi
Türkiye’de, Başbakan Erbakan da, Özal’ın, Demirel’in, Yılmaz’ın ve Çiller’in yaptığını yapsaydı, yani rantiyeye ve rantiyeci medyaya tüm devlet imkanlarını verse, teşvikleri yağdırsa, vadesi gelen borç ödemelerini erteleseydi rantiyeciler irtica yaygaralarına ihtiyaç hissetmez ve Erbakan, bugün hala Başbakan olarak koltuğunda oturuyor olurdu.

Rant istediler vermedi. Klinik vaka haline gelen borçlarının ertelenmesini istediler, “hayır” dedi. Böyle olunca da iktidardan oldu. Oldu ama, halkını ezdirmedi.

10. Rantiyeci Medyanın Borç Erteleme Taleplerini Kabul Etmedi
Yukarıdaki bölümlerde okudunuz. Rantiyeci medya, daha baştan itibaren, REFAHYOL Hükümetine şiddetle karşıydı. REFAHYOL hükümeti iş başına gelip Maliye Bakanlığı Refah Partisi’ne geçince işler ciddileşti.

Medya patronlarının maliyeye bildirdiği hesaplar gerçek değildi. Ayda her birine 30 ile 50 bin dolar aylık ödenen rantiyeci köşe yazarlarının maaşları, bordrolarda asgari ücretin biraz üstünde gösteriliyor, promosyonlar ve haksız rekabetler yoluyla, dünyanın haksız kazancı elde edildiği halde, bunlar vergiden muaf sayılıyor, üstüne üstlük, 1997’de ödeme vadesi gelen borçlarının ertelenmesi için ricacı üzerine ricacılar gönderiliyor ve bunlar vasıtasıyla “Borçlarımızı ertelerseniz kim ne derse desin, nereden baskı gelirse gelsin, sizin lehinize manşetler atarız” diye vaatlerde bulunuluyordu.

Başbakan ERBAKAN, yıllardır Hükümetleri bu yollarla avuçlarında tutan, bu medya patronlarına da yüz vermedi.

İşte ERBAKAN bütün bunları güçsüz halkının refahı için yapıyordu.
Evet, güçsüz halkının refahı!


2006-04-06 06:32:47 - erhan etik
REFAHYOL HÜKÜMETİ NELER YAPMADI?

1. Enkaz edebiyatı yapmadı
Siyasi hayata adım attığım günden bu yana en çok dikkatimi çeken hususlardan biri, bir önceki Hükümetten görevi devralan tüm siyasi liderlerin, daha işe başlarken ağızlarından çıkan ilk sözler “bir enkaz devraldıkları” şeklinde olurdu. Bu bizden önce de böyle oldu, bizden sonra da. Göreve başladığı zaman acı bir ekonomik tablo ile karşı karşıya gelmemize rağmen, Başbakan ERBAKAN devlet itibarına gölge düşürmedi, asla böyle bir basitliğe tenezzül etmedi.

2. Zam yapmadı
Son çeyrek asırda, iktidarlar geldi, iktidarlar gitti. Hepsi de işbaşına gelir gelmez “enkaz devraldıkları gerekçesi ile” işe zamla başladılar. Zam üstüne zam yaparak sahneden ayrıldılar. Sadece evet sadece REFAHYOL Hükümeti “zam yapmayacağım” diyerek geldi, enkaz halindeki ekonomiyi düzeltti ve zam yapmadan gitti.

3. Vergi koymadı
REFAHYOL dışındaki tüm hükümetler için zam furyaları ve vergi reformları, ekonominin düze çıkarılacağı masalının vazgeçilmez iki ayağıydı. REFAHYOL tüketim mallarına değil, maaş, ücret ve taban fiyatlarına zam yaparken, bunlar için devletin ihtiyacı olan gelirleri tatlı reçeteler adını verdiği havuz sisteminden, kaynak paketlerinden, bir de iç ve dış borçların frenlenmesinden elde ediyordu.

4. Açıktan para basmadı
Hükümetlerin işçiye, memura, köylüye para ödemede sıkıntıya düştüğü ortamlarda açıktan para basma yoluna başvurdukları öteden beri bilinen bir uygulamadır. Açıktan para (yani karşılıksız) basmanın sonucunda faizlerin düşeceği zannedilir. Oysa faizlerin düşmesinde daha acı bir gerçek paranın değerinin yani satın alma gücünün düşmesidir. Bu ise tekrar pahalılık (enflasyonun artması) demektir. İşte REFAHYOL bu tehlikeyi gördüğü için açıktan ve karşılıksız para basma yoluna gitmemiş, para ihtiyacını milli kaynaklardan temin etmiştir.

5. IMF’den borç almadı

Meşhur bir atasözü vardır: “Borç alan emir alır.” Bu hakiki şahıslar arasında böyle olduğu gibi devletler arasında da geçerli bir kuraldır. Türkiye II. Dünya Savaşı’ndan sonra askeri teçhizat bakımından nasıl Marshall yardımını ganimet bilmiş ve kendi silah sanayini kurmayı ihmal etmişse, ekonomik olarak da IMF’nin ağına düşmüş ve bu yola alınan kredilerin faizleri Türkiye’yi yatırım yapamaz hale getirmiştir.

Bunun yanında IMF’nin kamuda çalışan işçi ve memurların maaşlarına, bunların sayısına ve sosyal haklarına sık sık yaptığı müdahale sosyal patlamalara kadar varmıştır. Bu gerçekleri dikkate alan REFAHYOL Hükümeti, DYP’nin karşı tavrına rağmen IMF’den borç alma yoluna gitmemiştir.


2006-04-06 06:26:21 - iskilipli Atif hoca ve Kemal A.
İskilip’i hiç görmedim. Çorum iline bağlı bir kasaba.
İskilip’in suyundan mı, toprağından mı, insanları yalansız, açıksözlü ve cesur oluyor. Bu yazıda İskilip’in yetiştirdiği iki değerli ve cesur bir insanı anlatmak istiyorum.

Bu merhum İskilip’li Atıf Hocadır. Atıf Hoca’nın hazin hikayesi 1924 yılında çıkarılan Şapka Kanunu ile başlar. Merhum Atıf Hoca; M. Kemal tarafından çıkarılan Şapka Kanununa muhalefet ettiği için, M.Kemal’in tetikçisi, Kel Ali tarafından idama mahkum edilmiş ve 4 Şubat1926 da idam edilmiştir.

İskilip’li Atıf Hoca Türkiye’nin her tarafında protesto edilen, Şapka Kanunu protestolarına bizzat katılmamış, ancak daha kanun çıkmadan iki ay önce ’’batı taklitçiliği şapka’’ başlıklı ve 32 sayfalık bir broşür yazmıştır. İlk çıkarıldığı Giresun mahkemsesinde, suç’lu bulunmayarak serbest bırakılmıştır.

Sonra, Ankaranın emriyle yeniden tutuklanan İskilip’li Atıf Hoca İstiklal Mahkemesi savcısı tarafında 3 yıl hapis cezası istemiyle yargılanır.

İstiklal mahkemelerinin, muhaliflerine hafif cezalar verdiğini duyan M.Kemal korkuya kapılır. Bu sefer, hukukla hiç bir ilişkisi olmayan ve yıllarca kendisine tetikçilik yapan, Kel Ali lakaplı, Ali Çetinkaya’yı Ankara İstiklal Mahkemesi başkanlığına atar. (Kel Ali lakabıyla anılan; Ali Çetinkaya hukukçu değil tıpkı M.Kemal gibi asker ve İttihakkı- Terakkicidir. İzmir ve Ankara İstiklal mahkemelerinde başkanlık yapmakla görevlendirilir. Yüzlerce iddam cezası verir. Kars milletvekili Halit Bey’i, TBMM ’inde öldürende odur.)

Her şeyin düzmece olduğunun ve mutlaka ortadan kaldırılacağının bilincinde olan İskilip’li Atıf Hoca savunma yapmaya gerek olmadığına karar verir. Mahkemede, sesiz kalmayı tercih eder. M.Kemal’in gazabına uğrayarak 3 yıl hapis istemiyle sorgulandığı mahakemesi idam cezasıyla sonuçlanır.

Çaresiz bir şekilde idam sehpasına gönderilen bu cesur insan ’ın son sözleri ’’Zalim ve katiller'le, mahşer günü hesaplaşacağız’’ olur.

Atıf Hocanın biçare ailesi, İskilip halkı dizlerini döverken, ürettikleri şapkaları satarak, milyonları ceplerine yerleştiren şapka milyonerleri ise Faransa’nın, Nice kentide yada New York’ta tatil yaparak keyflerine baktılar. (70 yıl önce şapka takmadı diye Atıf Hoca'yı asan Kemalistler, bugün, Çankaya’da şapkalı gezinen, İskilip’li bir köylüyü yadırgayarak alaya alabilirler.)


2006-04-06 06:07:21 - hasan basri
Bak TUCAY kardeş ben haydar efendiyi uzun yıllar tanırım ne haltlar yediğini ne yapmaya çalıştığını çokiyi bilirim. Koskoca tarikatın başına hile ile geçip kendine ranta sonrada kendine ait bir partiye dönüştürmeyi bilen bir kişidir. TArikatın eski üyelerine sor trabzonda istersen.

Yani anlıyacağın tamamen bir balon başka bir şey
değildir haydar efendi. Aziz nesinin Zübük romanı varya tam ona benzeyen birkarakter bir yerlere gelmeknufuz sağlamak için tarikatten tut herşeyi kullanan biridir...

Neymiş efendim çevresi çok baskı yapmışmış parti kursun ülkeyi kurtar diye ısrar etmişmiş.
Sanki tarikatte anket yaptırdı.

1 yılda profesör ünvanı almalar.
Korkusunda kaç tarihinde bile yazmıyor profesörlük ünvanını.

Biyografisinde ballandıra ballandıra sıralardığı içi boş ödüller. Düşüne biliyormusun kafir dediği Türk ve islam düşmanlığı ile suçladığı abd ve ingiltereden döül alıyor. hemde ne ödülü biliyormusun.

İSLAMİ İLİMLERE VE İNSAN HAKLARINA YAPMIŞ OLDUĞU EŞSİZ HİZMETLERİNDEN DOLAYI VERİLEN ŞEREF SERTEFİKASI (INTERNATIONAL BIOGRAPHICAL CENTRE Cambridge, ENGLAND)

Yabancı bir ülkede belkide bir tane müslüman çalışanın olmadığı, islamı bilen kimsenin olmadığı, bir matbaa sayın şeyhimize islami ilimlere yapmış olduğu eşsiz hizmetlerden dolayı ödül vermiş çok mu?

yani şimdi şuna hangi salak inanır. bu kadar aptal yerine konurmu bir millet.

http://prof.dr.haydarbas.com/odulleri.html
ballandır ballandıra anlattığı ödül aldığıkuruluşlar ise para karşılığı titrsatan matbaalar.

inanmıyorsan googledan
İnternational Biographical Centre
ve American Biographical İnstitute diye bir aratbak bakalım binlerce ödül dağıtan bu kuruluşlar ciddiye alınır kuruluşlarmıdır.

Bunca şeyden sonra hala haydar baş bey deyip peşinden giceceksen yolun açık olsun ne deyim.

Ama bence haydar efendi çağın en büyük ZÜBÜKzadelerinden biridir.
Bu konuda sana yüzlerce delil gösteririm.


2006-04-06 04:58:28 - MUSTAFA KEMAL A.
Kemalist olabilmek icin valileri, parti il baskanlarini, basbakanlari Cankaya'dan atamak, tek partiden fazlasina izin vermemek, Dil ve Tarih kurumu kurdurtup Fransa'dan devralinan devlet-millet gelenegine uygun olarak devlet eliyle yeni bir millet yaratmak, bunun icin kafatasi ölcümleri yaptirmak ve günes dil teorileri icad edebilecek kadar ehil olmak gerekir.. vs. vs..

Bir cogu biliyor, özellikle de yazar çizer takimi...

Öyleyse her elestirel yazinin adindan M.Kemal'e bu yaltaklanma niye?

Kendilerine bu devlet tarafindan yapilan onca zulme ragmen Türk adiyla bir devlet biraktigi icin mi? Bu Türk yöneticilerinin her firsatta dile getirdigi bir minnet ve sükran borcu mu?

Türk sermayedarlarinin bir minnet duygusu tasimalarini anliyabiliyorum ama sirtinda boza pisirilen fukara halkin ve basini kaldirmasina izin verilmeyen Türklerin M.Kemal hayranligini ve ona bu kadar derinden baglanmis olmalarini anliyamiyorum!!

Sakin bu baglilik devlet korkusunun getirdigi bir siginma ve korunma güdüsü olmasin? Cünkü muhalif sözler etsen ve yazsan da, söz ve yazinin bir yerinde M.Kemal'e övgü varsa pek cok belalardan kurtulabilirsin.

Yazar-cizerlerin M.Kemal'e övgüsünün arka planinda; galiba birazda bu GÜVENCE psikolojisi var gibime geliyor... Hele bir de Kürtlere, radikal militan örgütlere ya da sosyalistlere biraz atip tutarsan sigortalandin demektir..

Korku insani bir duygudur, ama insani kontrol etmeye ve yöneteye basladi mi, insani soysuzlastirabilir ve ne kadar olumlu deger varsa hepsini alip götürebilir.


2006-04-06 04:54:08 -
şimdilerde biz türkler arasinda yeniden M.Kemal'e siginma ve onu aklama furyasi basladi. Bir ara bazi "sol"cular tarafindan en iyi kemalist olarak kabul edilen ordudan kurtaricilik bekleniyordu.

Su aralar Perincek disinda ordudan fazla beklentisi olan kalmadi galiba..Ama M.Kemal yeniden revacta. Bütün kötülükler Kemal'in disinda birilerinde araniyor. ‹ırkcilik, anti-Kürtlük, anti-sosyalistlik Kemal'e yakistirilmiyor. O iyi ama etrafi, sectigi calisma arkadaslari kötü demeye getiriliyor..

Oysa iyi bir makyevelist olan Kemal'in sicilinde ne ararsaniz var: O hem ittihatci (tabi Almanci da) hem itilafciydidir. (tabi ingilizci de)..

Hem gavurun elinde esir olan hilafetin kurtaricisi hem de cumhuriyetcidir..

Hem devrimcidir hem milliyetci..

Hem dindar'dir hem de laik..

Bazen turancidir bazen de kominist; üstelik kominist partisi kurdurarak, kominist ttrini kimseye birakmamak icin (!) asil "kominist"leri karedenizde bogduracak kadar inancli bir kominist (!)..

Hem sermayedarin koruyucusudur hem halkci-emekci..

Hem Bektasidir hem sunni..

Hitlere ve Musoliniye bile parmak isirtacak bicimde formüle edilen „Ne mutlu türküm diyene“ deyisinin icadcisi M.Kemal’in gerçek türk değil ama türkçü oldugu süphesiz, ama Perincek ve Öcalan'dan ögrendigimize göre biraz Kürtcülügü de varmis şu Kemal’in. Öcalana göre, Kemal, Cumhuriyeti kurtarmak icin Kürtler’i hic istemedigi halde mecburen katletmis. Bagimsizlik isteyen inatci ilkel Kürt milliyetcileri Kemal’i mecbur birakmislar bu katliamlari yapmaya.

Yani ne ararsan onda var. Her konuda uzmandir o, her seyin en iyisini bilir.. ‹istisnasiz her meslekle, her konuyla ilgili (!) ünlü bir sözü vardir onun. Her kesim Kemal’in kendileriyle ilgili güzel bir sözünü bulup duvarina asabilir. ‹isteyen onda istedigini bulur, ‹istedigini yakistirir istedigini yakistirmaz.


1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240 > 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300> 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 >
Total 2926 comments

Copyright © 2001-2007 Computer Crime Research Center

CCRC logo
Weekly Newsletter: