You are about to join the
Discussion : EBay encounters more Internet frauds
Discussion is closed !1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240> 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 > Total 2926 comments
2006-04-13 09:34:03 - Hasan Basri
korkusuzlardan evladım
Haydar sizi seçerek alıp mağaradamı yetiştiriyor. Gram terbiyesi olmayan hayvandan farkı olmayan birisin.
Şeyh uçkur düşkünü bir azman olunca müridide senin gibi olur aslında fazlada çaşırmamak lazım.
2006-04-13 03:01:39 -
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
2006-04-12 11:15:34 - Deltoid
Öz be öz Türk evladına yahudi diyen satılmış Arap uşakları.Topunuz bir kuş kadar beyne sahip değilsiniz.İşiniz gücünüz yalanlar uydurup südü bozukluğunuzu ortaya koymak.Size göre Türkiye'nin aydınlık yüzlerinin tümü yahudi.Utanmazlar.Seviyesizler.
Atatürk'ün sayesinde Atatürk ve şerefli Türk Ordusuna dil uzatma özgürlüğüne kavuştuklarını bile bilmeyen satılmışlar.
YAŞAŞIN ATATÜRK DEVRİMLERİNE VE İLKELERİNE BAĞLI TÜRK GELECEĞİ!
KAHROLSUN ARAP UŞAKLIĞI.KAHROLSUN ŞERİATÇILAR VE BÖLÜCÜ PKK'LILAR!
EY TÜRK İSTİKLALİNİN EVLADI.CUMHURİYETİ VE DEVRİMLERİNİ SANA EMANET ETTİK.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
2006-04-12 10:37:39 -
Kanında bozukluk olamayan müslüman evladı zaten atatürkçü olmaz tağuta hizmet etmez.Bunların alayı dönme rum ermeni yahudi.
TSK mutlaka tum vatan hainleri donmelerden temizlenmelidir, ki ulkemiz huzur ve emniyet bulabilsin.
Arkadaşlar bu tiplerin yerleştirilmesinde çok önemli noktalar var.
1.) O noktalara sabetayist veya dönmeler konulacak ki İsrail ve hedefleri için çabalasın. Yani hedef, ülke menfaati değil İsrail'in menfaati olsun.
2.) Tüm askeri ihaleler, özelleştirmeler, yabancıya toprak satışları, rantiye hortumlaması, medya vb maddesel olanaklar İsrail uğruna kullanılsın.
3.) Tüm kamu ve sivil kurumlar ellerinde olsun ki bu sayede rahatça yönlendirilebilsin.
4.) Ülke menfaatine çalışmaya kalkan kamu görevlileri, partiler, sivil toplum kuruluşları, vatandaşlar rahatça tespit edilebilsin ve hadleri bildirilsin.
5.) Bu suretle işbirliği yapılır ve kendi keseleride haddinden fazla doldurulur.
2006-04-12 10:28:13 - Acil Bilgi
Yahudi dönmesi Sabetay Mehmet Yaşar Büyükanıt’ın yakın akrabalarına bir göz atalım:
Annesinin Babası: Mehmet Yaşar
Babasının Babası: Mehmet Kamil
Babası: Mehmet Sırrı
Amcası: Mehmet Sadık
Kardeşi: Mehmet Erkan
Dayısı: Mehmet Bahaettin
Dünürü: Mehmet Selim (aslen Yunanistan’a yerleşen İspanya Yahudilerinden Salamon-Süleyman’ın oğlu)
Sabetay Mehmet Yaşar Büyükanıt’ın annesi Fikriye Hanım, Ürdün’ün güneyinde, İsrail sınırında bulunan MAAN şehrinde doğmuştur. İsrailliler, Maan’ın kendi toprakları olduğunu iddia etmektedirler.
Bir de Büyükanıt Paşa’nın akrabalarına ait ve Sabetayların sıkça kullandığı soyadlara bakalım:
Büyükanıt,Sütemen, Ercimen, Hürman, Talaman,Yanç,
Bengü, Eryaşar
Yukarıda ismi geçen kişilerin TC kimlik numaraları:
Kendisi:
Mehmet Yaşar Büyükanıt
TC kimlik numarası: 26021184734
Babası:
Mehmet Sırrı Büyükanıt
TC kimlik numarası: 35353699878 ve TC kimlik numarası: 26027184516
Soy ağacının izini kaybettirmek için kütük değiştirmiş. Kütük, Kocaeli’nden yanı başındaki İstanbul’a aldırılmış.
Annesi:
Fikriye Büyükanıt (Eryaşar)
TC kimlik numarası: 35338700346 ve TC kimlik numarası: 34099741254
Annesinin Babası:
Mehmet Yaşar
TC kimlik numarası: 34105741094
Babasının Babası:
Mehmet Kamil Büyükanıt
TC kimlik numarası: 35341700272
Kardeşi:
Mehmet Erkan Büyükanıt
TC kimlik numarası: 45955331588 ve TC kimlik numarası: 35323700856
Eşi: Bilge Filiz Büyükanıt
Kızlık soyadı: Bengü, TC kimlik numarası: 35314701138
Kızı: Fikriye Bengü Büyükanıt
TC kimlik numarası: 39466547712
Amcası: Mehmet Sadık ..
TC kimlik numarası: 25621645270
Dayısı: Mehmet Bahaettin Eryaşar
TC kimlik numarası: 34090741536
Dünürleri: Mehmet Selim Caymaz
TC kimlik numarası: 39481547292
Sevim Caymaz TC kimlik numarası: 39478547366
Damadı:
Ercan Caymaz TC kimlik numarası: 39472547584
Dünürün Annesi:
Melahat Özcandan (Asıl ismi: Sara Özcandan)
TC kimlik numarası: 31504865642, Asıl TC kimlik numarası ise: 27304954150
Merkado-Ester kızı 1321 (Rumi) yılı İstanbul doğumlu.
Yahudi oglu yahudi
2006-04-12 10:24:38 - Acil Bilgi
BUYUKANIT'IN YAHUDI OLDUGU KANITLANDI
Sabetaylar, halkımızın bildiği üzere aslen Yahudi asıllı oldukları halde, içinde bulundukları toplumda menfaatlerini korumak ve devletin etkili makamlarına yükselmek için, inançlarını, soylarını, ibadetlerini ve birlikteliklerini gizli olarak sürdüren 300 yıllık bir Yahudi tarikatının mensuplarıdır.
Sabetay kökenden gelen ve bu inançlarını koruyan aileler, çocuklarına iki ayrı isim koyarlar. Bu isimler seçilirken, verilen ismin birisiyle çocuğun toplum içinde gizlenebilmesine, verilen diğer isimle de Musevi inanca bağlılığın çocuğa hatırlatılmasına dikkat edilir. Birinci isim Türk- Müslüman isimlerinden seçilir. İkinci isim ise, Musevi inancına uygun, ancak dikkat çekmeyecek şekilde Türkçeleştirilmiş isimler arasından konulur.
Sabetay tarikatının kurucusu olan Sabetay Sevi, bundan yaklaşık 300 yıl önce Osmanlı sarayınca öldürülme korkusu sebebiyle göstermelik olarak Müslümanlığı tercih etmiş ve 'Mehmet' ismini almıştır. Daha sonra bu davranışı, tarikat mensupları tarafından uyulması gereken bir kural olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden Sabetaylar arasında, birinci isim olarak, Sabetay Sevi’ye izafeten Mehmet isminin konulması çok yaygındır.
Orgeneral Mehmet Yaşar Büyükanıt’ın babası olan Mehmet Sırrı Büyükanıt, Sabetay geleneklerine uygun olarak oğluna, ilk isim olarak Mehmet ismini koymuştur. Üstelik Orgeneral Mehmet Yaşar Büyükanıt’ın dedesinin ismi de Mehmet Kamil Büyükanıt’tır. Baba Mehmet Sırrı Büyükanıt, diğer oğluna da ilk isim olarak Mehmet ismini koymuştur: Mehmet Erkan Büyükanıt!. Büyükanıt Ailesi'nde Üç nesilde ve her iki kardeşte ‘Mehmet’ ilk isimdir. Büyükanıtlar, Sabetaylığa bağlı ve inanç kimliğini yitirmemiş aileler arasındadır.
Sabetay tarikatının isim koyma usullerinden birisi de, ‘anne veya babasının soyadı’nın, çocuğa ikinci isim olarak verilmesidir.' Yani, anne veya babanın soyadı çocuğun ikinci ismi olur. Büyükanıt Ailesi’nde de bu usule uyulmuştur: Anne Fikriye Eryaşar’ın soyadı, oğul Mehmet Yaşar Büyükanıt’a, ikinci isim olarak verilmiştir. Bu geleneği Büyükanıt Paşa, kendi kızına isim koyarken de ihmal etmemiştir. Eşinin soyadı olan ‘Bengü’yü kızına ikinci isim olarak vermiştir: Fikriye Bengü Büyükanıt.
Sabetayların birbiri ile evlenmelerine dair tarikat kurallarına uygun şekilde, Mehmet Yaşar Büyükanıt Paşa, kızını rastgele birisiyle değil, tescilli bir yahudi dönmesiyle evlendirmiştir: Ercan Caymaz.
Ercan Caymaz’ın annesi Sevim Caymaz’ın (Sabetaylar tarafından kızlara isim konarken, yine Sabetay Sevi’nin anısına, ‘Sevi, Sevgi, Sevim, Sevin’ isimleri tercih edilir.) Dedesi Yahudi MERKADO, Nenesi Yahudi bir kız olan ESTER’dir.
Mehmet Yaşar Büyükanıt’ın dünürünün annesi SARA ÖZCANDAN’ın Yahudi olduğu açık bir şekilde İstanbul Beşiktaş Ortaköy mah. nüfusunda 27304954150 TC kimlik nosu ile kayıtlıdır. Ancak yahudi olduğunun izini kaybettirmek için nüfusunu İstanbul Üsküdar Tabaklar Mahallesine 31504865642 TC nosu ile aldırmıştır. Nüfus kütüğü değişikliği ile izini kaybettirmeye çalışırken Sara olan ismini Melahat; Yahudi olan dinini de İslama çevirtmiştir. Nüfus kütüğünü değiştirmek ile kalmamış İstanbul Üsküdar Tabaklar nüfusundaki 1.cilt 34. sayfayı yırttırarak geride aklınca delil bırakmamaya çalışmıştır.
Damat Ercan Caymaz’ın ağabeyi Erhan Caymaz da, Sabetayların okulu olan Şişli Feyziye Mektepleri Vakfı Özel Işık Lisesi 1985 mezunudur.
2006-04-12 10:18:38 - Cumhuriyet
Türbana Bir Ret de BM'den
AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi’nin ardından Birleşmiş Milletler (BM) Kadına Karşı Ayrımcılık Komitesi de türban başvurusunu reddetti.
Ayrımcılık Komitesi, türbanı yüzünden okuldan atılan Rahime Kayhan adlı öğretmenin başvurusunu kabul etmedi. Böylece, Leyla Şahin’in başvurusuna AİHM’in verdiği "insan hakları ihlali yok" kararının sonrasında Avrupa’dan umudunu kesen "türban lobisi", BM’de de başarılı olamadı. Komiteye yapılan başvurular, karar alınıncaya kadar kesinlikle açıklanmadığı için şimdiye kadar duyurulmadı.
KAVGA NASIL BAŞLADI?
Türban kavgasını BM’ye taşıyan, Rahime Kayhan adlı türbanlı bir öğretmen oldu.
Türban taktığı için okuldan atılan Kayhan, Türkiye’de bütün davaları kaybettikten sonra 20 Ağustos 2004’te komiteye başvurdu.
Kayhan, okuldan atılmasının "kadına karşı bir ayrımcılık" olduğunu savunarak Türkiye’nin sözleşmeyi ihlal ettiğini öne sürdü.
Başvurunun Şahin davasından iki farkı vardı.
İlki, Şahin AİHM’ye giden ilk öğrenciydi, eğitim ve insan hakkının ihlal edildiğini öne sürüyordu. Öğretmen olan Kayhan ise başvurusunu insan haklarına değil "ayrımcılığa" dayandırdı.
BAKANLIK SAVUNMASI
Dışişleri Bakanlığı, komiteye gönderdiği gizli savunmasını iki noktaya odakladı. Öncelikle Leyla Şahin’in türban yasağının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmadığı yolundaki mahkeme kararına dayandı. İkincisi ise kamu görevlilerinin kıyafet yönetmeliğini gerekçe gösterdi. Savunmada, erkeklerin de yönetmeliği ihlal etmeleri halinde disiplin cezası verildiği, bu nedenle kadın ya da erkek ayrımı yapılmadığı vurgulandı.
İNCELEMEYE ALMADI
Komite, bir buçuk yıl süren yazışmalardan sonra 27 Ocak 2006’da kararını aldı ve Kayhan’ın başvurusunu "kabul edilebilir" bulmadı. Yani baştan geri çevirip incelemeye bile almadı. Gerekçe olarak da Kayhan’ın Türkiye’de kaybettiği davaları "kadına ayrımcılık yapıldığı" gerekçesiyle açmadığını gösterdi.
BM Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, uluslararası sözleşmenin denetimini yapıyor. 2000’de sözleşmeye eklenen bir protokolden bu yana taraf olan ülkelerin vatandaşlarına da kişisel başvuru hakkını tanınıyor.
Komite, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne benziyor.
Önce başvuruyu "kabul edip etmeyeceğine" karar veriyor. Eğer kabul ederse aynı AİHM gibi sözleşmenin ihlal edilip edilmediğini inceliyor. İhlal edildiğine karar verirse de sözleşmeyi imzalayan ülkeden yasalarını ya da uygulamasını düzeltmesini istiyor; ama AİHM gibi tazminat ödeme cezası veremiyor. Ancak yine de komitede alınan karar bağlayıcı nitelik taşıyor.
KAPILAR KAPANDI
Başvuruyu yakından izleyen komitenin eski başkanı Prof. Feride Acar’la konuştum.
Acar, komitenin gösterdiği gerekçeyle bu tür türban başvurularına kapılarını kapattığını açıkladı. Prof. Acar yeni bir türban başvurusu için Türkiye’de "kadına ayrımcılık yapıldığına" ilişkin bir davanın açılıp kaybedilmesi gerektiğini, bunun ise en az 3-4 yıl sürebileceğine dikkat çekti.
BM Kadına Karşı Ayrımcılık Komitesi, Kayhan’ın başvurusunu kabul etmiş bile olsaydı, türban lobisi büyük bir başarı elde edip sorunu BM’ye taşımış olacaktı. Böylece, AİHM’den sonra BM’deki en önemli komitenin de kapıları şimdilik kapanmış oluyor.
2006-04-12 10:14:57 - ERBAKANCI
ERBAKANI NEDEN SEVMİYORSUNUZ??
Lütfen iftira ve hakaretle değilde bütün saamimiyetinizle gerçek nedenini yazın.
yazanlara şimdiden teşekkür.
2006-04-12 10:11:24 - cemil celepci
Değerli arkadaşlar,
Esselamu aleyküm
E-mail adresinin .at ile bitmesinden anladığım kadarı
ile muhtemelen Avusturya’da ikamet etmekte olan bir
kardeşime cevabımı sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Allah en doğru yolundan bizleri ayırmasın; canımızı da
rızasına uygun bütün emellerimizi gerçekleştirdikten
sonra uzun ömür Salih amel sahibi olduğumuz halde
alsın, amin!....
Zira, bu dünya iman kuvveti ne olursa olsun her bir
müslümana sudan daha da muhtaç durumda malum!.........
Esselamu aleyküm
Cemil celepci
kıymetli kardeşim,
esselamu aleyküm
"Bu guzel sozler ve dualariniza tesekkur eder,
en guzel seylerin sizlerin olmasini diler, Allaha
dua ve Niyaz eylerim." Diyorsun.
ben de yukarıdaki dualarınıza ve içten temennilerinize
layık olmayı allah'tan diler; benim için istediğinin
en az iki katını sana ve tüm Müslüman kardeşlerime de
nasib eylemesini cenab-ı erhamü'r-rahimin olan allah
subhanahu wa teala'dan dilerim.
bir beytimle sözlerime son vereyim:
Bu dünyada vardır hem iniş hem yokuş
Gel menzile gidelim çift kanatlı kuş
cemil celepci
cemilcelepci@yahoo.com
istanbul
Bu guzel sozler ve dualariniza tesekkur eder,
en guzel seylerin sizlerin olmasini diler, Allaha
dua ve Niyaz eylerim.
Kufi Seydali
kandiliniz mübarek,
ekmeğiniz gevrek,
dostlarınız zeyrek ve cesur olsun.
gönlünüz sürurla dolsun.
ömrünüz uzun, ameliniz salih olsun.
sağlıcakla ve mutlulukla kalın.
allah'a emanet olun.
esselamü aleyküm
2006-04-12 10:08:07 - cemil celepci
Değerli arkadaşlar,
Esselamu aleyküm
E-mail adresinin .at ile bitmesinden anladığım kadarı
ile muhtemelen Avusturya’da ikamet etmekte olan bir
kardeşime cevabımı sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Allah en doğru yolundan bizleri ayırmasın; canımızı da
rızasına uygun bütün emellerimizi gerçekleştirdikten
sonra uzun ömür Salih amel sahibi olduğumuz halde
alsın, amin!....
Zira, bu dünya iman kuvveti ne olursa olsun her bir
müslümana sudan daha da muhtaç durumda malum!.........
Esselamu aleyküm
Cemil celepci
kıymetli kardeşim,
esselamu aleyküm
"Bu guzel sozler ve dualariniza tesekkur eder,
en guzel seylerin sizlerin olmasini diler, Allaha
dua ve Niyaz eylerim." Diyorsun.
ben de yukarıdaki dualarınıza ve içten temennilerinize
layık olmayı allah'tan diler; benim için istediğinin
en az iki katını sana ve tüm Müslüman kardeşlerime de
nasib eylemesini cenab-ı erhamü'r-rahimin olan allah
subhanahu wa teala'dan dilerim.
bir beytimle sözlerime son vereyim:
Bu dünyada vardır hem iniş hem yokuş
Gel menzile gidelim çift kanatlı kuş
Cemil
Celepci
sağlıcakla ve mutlulukla kalın.
allah'a emanet olun.
esselamü aleyküm
cemil celepci
cemilcelepci@yahoo.com
istanbul
Bu guzel sozler ve dualariniza tesekkur eder,
en guzel seylerin sizlerin olmasini diler, Allaha
dua ve Niyaz eylerim.
Kufi Seydali
kandiliniz mübarek,
ekmeğiniz gevrek,
dostlarınız zeyrek ve cesur olsun.
gönlünüz sürurla dolsun.
ömrünüz uzun, ameliniz salih olsun.
sağlıcakla ve mutlulukla kalın.
allah'a emanet olun.
esselamü aleyküm
cemilcelepci@yahoo.com
istanbul
2006-04-12 07:21:13 - Cevad II
Kadehle, gülerek içki yudumlayan üst düzey bürokrat, temel hakların verilmesini engelleyen siyasi parti lideri, cami yapımını caddelerde protesto edecek kadar içine sindiremeyen hortlak çevreciler, devleti kendi hesaplarına çalışan bir kurum olarak gören leş kargası hortumcular, öğrencilerin geleceğini çalan, başbakana efelenen kabadayı bazı rektörler, ulemayı hiçe sayan siyasiler, İncirlik'in Amerikalılarca kullanılmasına rıza gösterip, Telekom'un Araplara satılmasına kuduran ve Yahudilerin isteği doğrultusunda fetva verip, bilgisiz insanların aklını çelen ilahiyatçı belamlar, yine dindar Müslümanları yobazlıkla vasıflandıranlar.. Bunlar aynı zamanda "Cumhuriyet, Cumhuriyet" diye nara atanlar değil mi? Ve bu zihniyetle ülkeyi ne hale getirdiklerinin farkında bile değiller.
Hilafetle yönetilen bir Osmanlı üç kıtaya hükmederken, yukarıda niteliklerini belirttiğim bekçilere kalan bir Cumhuriyet'te koca imparatorluğun Anadolu kabuğuna sıkışması normal değil midir? Tarihin başından beri bütün dünya uygarlıklarının sahip olmak istedikleri yer değil midir Anadolu? Cumhuriyet hatırına bu arzularından vazgeçtiler diyebilir miyiz? Bu problemlere göz kapayıp başörtüsü ile uğraşan çevrelerin "Hangi tohumun meyveleridir bunlar?" sorusunu akla getirmez mi insanın?
İşleri güçleri dini hakların kullanımını engellemek. Dini onların istediği doğrultusunda sınırlı ölçülerde yaşamak zorundasın. İslâm'ı İslâm gibi yaşadığın an, kuyruğuna basılmış kedi gibi tırmalamaya başlarlar. Tırmalarlar, çünkü bizler verdik bu fırsatı onlara. Bedavaya aldığımız İslâm'ı, İblis sevdalısı rezillerin keyfi uygulamalarına esir bırakıyoruz.
Allah (cc), İslâm'ı vahyettiği zaman Ebu Cehil gibi müşrikler, kız çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar zalim idiler. Ve bir kişiyle yayıldı bu din. Ümmetin Efendisi dini tebliğ ederken neler çektiğini bilmiyor muyuz? Üzüntüsü bitti mi O'nun hiç. Ne kadar da rahatımıza düşkünüz bizler. İlk inen vahiyle beraber O (sav), tekti, diğerleri müşrikti, acıydı mücadelesi, müşriklere karşı kâh diliyle, kâh kılıçla mücadele verdi. Kazanan O (sav) oldu, çünkü haktı, samimiydi, cesurdu. Ebu Cehillere rağmen dini hakim kıldı, bizse sayımız milyarları bulmuşken, Ebu Cehil'in modernleşmiş torunlarına karşı İslâm'ı korumaktan aciz kalıyoruz. Neyi bekliyoruz? Ebrehe'nin ordusunu yok eden Ebabilleri mi, yoksa Bedir'e katılan üç bin meleği mi?
2006-04-12 07:20:45 - Cevad I
İblis'in savaşı fiili olmadığı gibi, insan üzerinde de zorlayıcı bir etkisi yoktur. O vesvese verir sadece, yasaklayıcı değil yani. Öyle ya; mani olamıyor Allah (cc) için türban takana, söz geçiremiyor Kur'an okuyana. Ancak, onun verdiği vesveselere kananlar, özellikle de bulunduğu konumu itibariyle güç sahibi olanlar, şeytanın isteklerini her aşamada uygulamaya çalışan askeri gücü durumundadırlar. Eksiksiz yerine getiriyorlar şeytana kulluklarını. İblis'in gönlünü hoş tutmak üzerinedir bütün hesapları. Her şey bir yana da, İblis'e kul olmuş insanların tamamının Cumhuriyetçilik ve Atatürkçülük kavramının etrafında birleşenlerden olması biraz düşündürücü değil mi?
Sahi nedir Cumhuriyetçilik? Kendilerine sorsan demokrasidir.. Demokrasiyi sorsan, başkalarına rahatsızlık vermeden, insanların kendi kendilerini yönetmesidir derler. Manası budur diyelim, (ki böyle bir rejimin tehlikede olması gerçekten üzüntü verir insana) peki bizi yöneten sistemin adı nedir? Bunun başka bir ismi olmalı. Herkese dilediği gibi yaşama hakkı ve eşitlik vaadedecek. Mana itibariyle, uygulama halinde de, insanları iki sınıfa ayırıp, birine bütün ahlaksızlıkları da içinde barındıran sınırsız bir özgürlük, diğerine boğazını sıkacak kadar sınırlı bir özgürlük vereceksiniz. Kabul edilir şey midir bu? Bu denli manasız bir sistemin nesinden endişe ediyorsunuz? Neden girebileceği çoğu yerlere, başında sırf başörtüsü olduğu için giremiyor bacılarımız? Bu şekilde üniversitelerden, hatta mesleğinden ihraç edilenlerin sayısı az değil. Başörtünün nesi bu rejimi tehlikeye soksun be adam? Başınıza mı yıkıldı sığındınız dam?
Ya, ben inanmıyorum. Cumhuriyet ismini verdikleri bu rejim, Haçlı zihniyetinin insanlara yaşatılmasıdır bana göre.
2006-04-11 20:58:49 -
ARKADAŞLAR AKILLI VE SEVİYELİ OLUN!!!!!!!
2006-04-11 20:58:27 -
“Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir” manasındaki bu sure, çok rahatça görülecektir ki, ehl–i kitabın ilah anlayışını da reddeden bir suredir.
Abdullah b. Abbas’tan (ra) gelen rivayete göre surenin sebeb–i nuzülü/iniş sebebi de; “Necran Hıristiyanlarının Hz. Peygambere ‘Bize rabbini tavsif et, anlat” demeleri üzerine inmiştir.
Ehl–i Kitap 14 asırdır ne zaman ve nerede vasıfları İhlas Suresi’nde beyan edilen Allah’a iman ettiklerini ilan ve ikrar etmişlerdir ki?
İslam’ı din olarak kabul etmiş Müslümanlara Hz. İsa hakkında; “Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. Hak Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma (Al–i İmran 3/59–60) buyuran ve bu şekilde iman etmeyi emreden Allah, Ehl–i kitaba sıra gelince; “Siz de O’nun/Hz. İsa’nın (as) Allah’ın oğlu olduğuna, baba–oğul–kutsal ruh triyalizminin bir parçası olarak ona iman edin der mi?
Allah (cc) –haşa– böylesi bir ikilemin içinde olabilir mi? Bir başka misal.
Çarmıha gerilmiş İsa (as) Hıristiyanlık teolojisinin esasını oluşturur. Hıristiyanlık inancı çarmıha gerilmiş İsa (as) esası üzerine oturmuştur. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediğini ilan ettiği an Hıristiyanlık bir din kalmaz.
Peki. Allah’ın; “İsa çarmıha gerildi” iddiasına cevabı ne?
“Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler” (Nisa, 4/157).
Bir dinin esasını oluşturan iddiayı ve o iddia sahiplerini bu iddiaları yüzden lanetleyen Müslümanların iman ettiği ile, bu iddiayı iman esaslarının ilki kabul edenlerin nasıl aynı olabilir?
Son bir misal; “Müslümanların iman ettiği Allah, elçisi Hz. Muhammed’e (as) iman etmeyenlerin mutlak olarak kafir olduklarını beyan ederken:
“Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya;işte onlar gerçekten kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince, işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir” (Nisa, 4/150–153)
Aynı Allah, Ehl–i kitaba; “siz inanmasanız da olur” –haşa– der mi?
Bu konuya devam etmek üzere son noktayı koymadan tekrar edelim ki; “bizim iman ettiğimiz Allah’a ehl–i kitap dün inanmamıştı, bugün de inanmıyor ve bu inatlarında ısrar ettikçe yarın da asla inanmayacaktır.
Diğer yalanı da şimdilik tek cümleyle cevaplandırırsak şunu bütün bir gönül rahatlığıyla derim ki; Hıristiyan dünyasının özellikle de üst düzey din adamları, Allah’ın Kur’an’daki beyanıyla hem bu dini hem de Hz. Peygamberi “kendi öz oğullarını bilip tanıdıkları kadar” biliyor ve tanıyor.
Tarih buna şahit. Son yıllarda televizyon programlarına konuşmacı olarak katılan papaz ve pastörlerin açıklamaları buna şahit.
Hatta öyle ki, gençliğini risale tedrisatıyla geçirip sonradan pastörlüğe geçiş yapan o malum delikanlı bile bu iddiayı yalanlamaya şahit.
Devam edeceğiz, inşallah.
2006-04-11 20:57:55 -
İNSANLIK TARİHİNİN EN BÜYÜK YALANLARI
Son yıllarda kullanılmaya başlanılmış olsa da, sizinle paylaşacağım iki yalanın insanlık tarihinde bir başka örneği yoktur.
Bunlardan ilki; “Ehl–i Kitap’la Müslümanların aynı Allah’a inanıyor” yalanıdır. Diğeri ise; “Hıristiyan dünyanın İslam’dan bilgisiz, Muhammed(sav)’den habersiz, Kur’an’dan cahil” oldukları şeklindeki yalanıdır.
Din adına işlenen onca cinayetin masum ve makul gösterilme gayretlerinin bir uzantısı olan; “Ehl–i Kitap ile Müslümanlar aynı Allah’a inanıyor” yalanı, aslında “son hak din” İslam’ın başta iman esasları olmak üzere bütün ilahî prensiplerini temelden önce sarsmayı, sonra da yıkmayı hedef seçmiştir.
Müslümanlar, gönderdiği elçi konusunda Ehl–i Kitap’la aynı inanca sahip değilken, nasıl olur da o elçiyi gönderene iman konusunda aynı inanca sahip olsun.
Biraz aralayalım. Müslümanların iman esaslarından olarak inandığı Hz. İsa’ya (as) bir beşer peygamberdir, Hz. Adem (as) misali Allah O’nu (as) babasız yaratmıştır.
Annesiz–babasız yaratılan Hz. Adem’e (as) nispetle anneli ama babasız Hz. İsa’nın (as) yaratılışı daha mümkün olsa gerektir.
Kaldı biz Müslümanlar; “çürümüş kemiğe can veren Allah’ın” Hz. İsa’yı babasız yaratmasını sorgulamaz, sadece iman ederiz.
Kaldı ki, babasız yaratıldı diye bir insana uluhiyet izafe edilecekse, annesiz–babasız yaratılana hangi sıfatı uygun göreceğiz.
Tekrar başa dönersek.
Allah’ın (cc), kendi zatının hangi kemal sıfatlarla sıfatlanmış/müttasıf, hangi noksan sıfatlardan münezzeh/arınmış olduğunu bizzat kendisinin beyan ettiği İhlas Sûresi’dir bizim için ölçü.
İslam’ın iman esaslarının oluştuğu ve insanlığın o esaslara davet edildiği ilk yer olan Mekke döneminde inmiştir. İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak demektir. Allah’a bu sûrede anlatıldığı şekilde inanan, tevhid inancını tam anlamıyla benimsemiş ihlaslı bir mü’min olacağı için sûre bu adla anılmaktadır
De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.”
“Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir).”
“Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir” manasındaki bu sure, çok rahatça görülecektir ki, ehl–i kitabın ilah anlayışını da reddeden bir suredir.
1-15 > 16-30 > 31-45 > 46-60 > 61-75 > 76-90 > 91-105 > 106-120 > 121-135 > 136-150 > 151-165 > 166-180 > 181-195 > 196-210 > 211-225 > 226-240> 241-255 > 256-270 > 271-285 > 286-300 > 301-315 > 316-330 > 331-345 > 346-360 > 361-375 > 376-390 > 391-405 > 406-420 > 421-435 > 436-450 > 451-465 > 466-480 > 481-495 > 496-510 > 511-525 > 526-540 > 541-555 > 556-570 > 571-585 > 586-600 > 601-615 > 616-630 > 631-645 > 646-660 > 661-675 > 676-690 > 691-705 > 706-720 > 721-735 > 736-750 > 751-765 > 766-780 > 781-795 > 796-810 > 811-825 > 826-840 > 841-855 > 856-870 > 871-885 > 886-900 > 901-915 > 916-930 > 931-945 > 946-960 > 961-975 > 976-990 > 991-1005 > 1006-1020 > 1021-1035 > 1036-1050 > 1051-1065 > 1066-1080 > 1081-1095 > 1096-1110 > 1111-1125 > 1126-1140 > 1141-1155 > 1156-1170 > 1171-1185 > 1186-1200 > 1201-1215 > 1216-1230 > 1231-1245 > 1246-1260 > 1261-1275 > 1276-1290 > 1291-1305 > 1306-1320 > 1321-1335 > 1336-1350 > 1351-1365 > 1366-1380 > 1381-1395 > 1396-1410 > 1411-1425 > 1426-1440 > 1441-1455 > 1456-1470 > 1471-1485 > 1486-1500 > 1501-1515 > 1516-1530 > 1531-1545 > 1546-1560 > 1561-1575 > 1576-1590 > 1591-1605 > 1606-1620 > 1621-1635 > 1636-1650 > 1651-1665 > 1666-1680 > 1681-1695 > 1696-1710 > 1711-1725 > 1726-1740 > 1741-1755 > 1756-1770 > 1771-1785 > 1786-1800 > 1801-1815 > 1816-1830 > 1831-1845 > 1846-1860 > 1861-1875 > 1876-1890 > 1891-1905 > 1906-1920 > 1921-1935 > 1936-1950 > 1951-1965 > 1966-1980 > 1981-1995 > 1996-2010 > 2011-2025 > 2026-2040 > 2041-2055 > 2056-2070 > 2071-2085 > 2086-2100 > 2101-2115 > 2116-2130 > 2131-2145 > 2146-2160 > 2161-2175 > 2176-2190 > 2191-2205 > 2206-2220 > 2221-2235 > 2236-2250 > 2251-2265 > 2266-2280 > 2281-2295 > 2296-2310 > 2311-2325 > 2326-2340 > 2341-2355 > 2356-2370 > 2371-2385 > 2386-2400 > 2401-2415 > 2416-2430 > 2431-2445 > 2446-2460 > 2461-2475 > 2476-2490 > 2491-2505 > 2506-2520 > 2521-2535 > 2536-2550 > 2551-2565 > 2566-2580 > 2581-2595 > 2596-2610 > 2611-2625 > 2626-2640 > 2641-2655 > 2656-2670 > 2671-2685 > 2686-2700 > 2701-2715 > 2716-2730 > 2731-2745 > 2746-2760 > 2761-2775 > 2776-2790 > 2791-2805 > 2806-2820 > 2821-2835 > 2836-2850 > 2851-2865 > 2866-2880 > 2881-2895 > 2896-2910 > 2911-2925 > 2926-2940 >
Total 2926 comments
